
17 Temmuz 2008 Perşembe
Anıtkaya
Nufusu: Bugün Anıtkaya Kasabası’nda yaklaşık 450 hanede 2500 kişi yaşamaktadır. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere Anıtkaya Kasabasında nüfus artışı görülmemektedir. Bunun nedeni özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında yoğunlaşan büyük şehirlere göç hareketidir. Kasaba’dan, çoğunluğu İzmir olmak üzere Afyon ve Kütahya illerine göç yaşanmıştır. İzmir’de yaklaşık 400 hane Eğretli’nin bulunduğu tahmin edilmektedir. İklimi: İç-Batı Anadolu’nun en yüksek kesimi olan Afyonkarahisar coğrafi şartları itibarıyla İç Anadolu’nun iklim şartlarını gösterir. Bu nedenle iklim tipik karasal iklim özelliğindedir. Kışları soğuk ve sert, yazları sıcak ve kuraktır. Havasının aşırı soğukluğundan dolayı “Afyon’un havası sert, insanı mert olur.”söylemi şöhret kazanmıştır. Bitki Örtüsü: 90.000 dekar Anıtkaya arazisinin 80.000 dekar’ı kıraç tarım arazisi 10.000 dekar’ı da meradır. Dalgalı arazinin tarıma elverişli olmayan sarp ve taşlı kısımlarıyla köy sınırlarındaki bazı bölgeler kıranlarla(bozkırlarla) kaplıdır. Kasabanın batı kesiminde bulunan İl bulak dağı ise çok sık ve gür olmayan meşe ağaçlarıyla kaplıdırEğret Vadisi olarak bilinen ve dalgalı arazi tipinin görüldüğü Anıtkaya’nın deniz seviyesinden yüksekliği 1200-1500 m. arasında değişmektedir. Kasaba’nın 5 km batısında bulunan ve Kuzeyden güneye doğru uzanan İlbulakdağının zirvesini Resul Baba tepesi(1500m) oluşturmaktadır. İlbulak dağının güney ucunda bulunan Resul Baba tepesi, Afyon ovası, Sincanlı ovası, Eğret ovası ve İhsaniye ilçesi köylerinin çıplak gözle izlenebildiği stratejik bir konuma sahiptir. Resimlerin Görüntülenmesine Izin VerilmiyorResimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap-Resimlerin Görüntülenmesine Izin VerilmiyorResimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap C A M İ L E R İ :Afyon Karahisar köy ve kasabalarından 300’ü aşkını Müslüman-Türk boyları tarafından kurulmuştur. Bunlardan birisi de Anıtkaya (Eğret) kasabasıdır. Nüfusunun tamamı Türk ve müslümandır. Kasabada muhtelif tarihlerde inşa edilmiş beş camii bulunmaktadır. Resimlerin Görüntülenmesine Izin VerilmiyorResimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris YapCUMA CAMİİ: Kervansarayın arka tarafında mezarlık girişinde bulunan camidir. Türkler yolculuk yapılan güzergah üzerinde konaklama merkezleri yapmayı adet edinmişlerdir. Eğret kervansarayı da Afyon-Kütahya ve Afyon-Eskişehir yol güzergahı üzerinde bulunan konaklama merkezlerinden biridir. Konaklama merkezleri üzerinde, asli ihtiyaçları karşılamak üzere kervansaray, çeşme, hamam ve camii inşa edilmiştir. Kasabanın ilk camiiolan Cuma Camiinin vakıf camii olduğunu arşiv belgelerinden öğrenmekteyiz. Eğretkervansarayıyla aynı tarihte inşa edildiği düşünülmektedir. Ulu camiinin yapımından sonra da Cuma namazları bu camide kılındığından Cuma camii ismini almıştır. Düşman işgali sırasında tahrip olan camii bir süre hizmete kapanmıştır. Hizmete kapalı olduğu dönemde camii çatısını ayakta tutan tarihi döşemeleri zayi edilmiştir.
Tarım
Afyonkarahisar TarımAfyonkarahisar ilinin yüzölçümü 1.423.000 hektardır. Bu alanın 687.750,5 hektarını kültüre elverişli arazi, 735.249,5 hektarını kültüre elverişsiz arazi oluşturmaktadır. 215.558 hektarı çayır ve mera, 206.860,5 hektarı ormanlık ve fundalık, 312.831 hektarı da tarım dışı arazilerdir. İşlenen arazilerin % 68'inde kuru tarım, %32'sinde sulu tarım yapılmaktadır. Toplam alanın % 48' ni kültüre elverişli arazi, %52' sini kültüre elverişli olmayan arazi teşkil etmektedir. Sulu tarım arazisi 174.487 hektar alan, kuru tarım arazisi 513.263,5 hektar alandır. Afyonkarahisar ilinde geçim kaynağı genel olarak tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarım, öncelikle dağlar arasında yer tutan ovalarda bahçe tarımı tipindedir. Mevsimlik sebze üretimi ile birlikte meyve üretimi de büyük oranda yapılmaktadır. Sulu tarımın yapıldığı yerlerde sebze üretimi hâkimdir. Diğer yandan iklim şartlarına ve toprak özelliklerine göre tahıl üretimi de çok miktarda yapılmaktadır. Bunun yanında haşhaş, şekerpancarı, patates, ayçiçeği gibi endüstri bitkileri de yetiştirilir. Geleneksel hayvancılığın azaldığı ve buna karşılık modern hayvancılığın artmaya başladığı Afyonkarahisar'da et ve et ürünleri üretimi gelişme göstermiştir. Besi hayvancılığı kapalı mekânlarda ve hemen her ilçede olmak üzere, merkez ve çevresinde yoğun bir biçimde yapılmaktadır. Tavukçuluk ve buna dayalı yumurta üretimi fazla miktarda yapılmaktadır. Yumurta borsası Afyonkarahisar'da belirlenmektedir. Hayvancılık alanında Afyonkarahisar, komşu illere göre daha yüksek bir potansiyele sahiptir. Süt sığırcılığı, küçük ve büyük baş hayvancılık, arıcılık ve tavukçuluk yapılmaktadır.
Tarihi
Afyon’un ilk sahipleri Hititlerdir. Pekçok höyüklerde Hititlere ait tarihi zenginlikler ortaya çıkarılmıştır. Afyon kalesini yapan Hitit imparatoru “Mürsil”dir. Hititlerden sonra Sakarya boylarında hüküm süren Frikler (Frikyalılar) Afyon’a sahib oldular. Frikyalılar bu şehre “Sineda” ismini vermişlerdir. Afyon müzesi, Hitit ve Frikyalılara ait eserler bakımından en zengin olanıdır. Frikyalılardan sonra Lidlar (Lidyalılar) bu bölgeye sahib oldular. M. Ö. altıncı asırda Perslerin eline geçti. M.S. 4. asırda Makedonya Kralı Büyük İskender’in istilasına uğradı. Bunun ölümünden sonra Selevkosların, sonra da Bergama Krallığının eline geçti. M.S. 2. asırda Bergama Krallığı ile birlikte Roma İmparatorluğuna katıldı. Roma İmparatorluğu M.S. 395 senesinde ikiye ayrılınca burası Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğunun elinde kaldı. Müslüman Araplar ve İranlı Sasaniler Afyon’a kadar geldiler. Müslümanların meşhur kahramanlarından Battal Gazi’nin Afyon’da Bizanslılarla savaşırken 739 senesinde şehid olduğu rivayet edilmektedir. Bizanslılar, Afyon’a "yüksek kale” manasına gelen Akronium (Akroenos) ismini verdiler 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu Fatihi ve Anadolu’daki Türk devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah bütün Anadolu gibi Afyon’u da feth etti. 1146’da Birinci Kılıçarslan, Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’u Bolvadin civarında yendi. Birinci Haçlı Seferinde haçlı orduları Afyon’u geri aldılar. Afyon şehri civarında Türklerle Bizanslılar arasında büyük ve kanlı savaşlar oldu. Selçuklular, Afyon’u Bizanslılardan yeniden aldılar. Selçuklu sultanı Alaeddin, Afyon şehrini imar ettirdi. Devlet hazinesi burada saklandı. Bu sebepten Selçuklu devrinde, Afyon’un bir ismi de “Hisar-ı Devlet”, Devlet hazinesinin saklandığı hisar olmuştur. Moğolların Anadolu genel valisi Timurtaş, taht şehri Konya'yı işgalden sonra Afyon’u kuşatmış, fakat Selçuklu veziri Sahib Ata şehri teslim etmemiştir. On üçüncü asrın ikinci yarısında Sahib Ata Fahreddin Ali Bey, oğul ve torunları da asrın sonuna kadar Afyon valiliği yaptılar. Şehir sonra Germiyan Beyliğine geçti. 1390 senesinde Sultan Yıldırım Bayezid Han, Afyon’u Osmanlı Devletine kattı. 1402’de Timur Han burasını yeniden Germiyan Beyliğine verdi. Germiyanoğlu Yakub Beyin ölümü ve vasiyeti üzerine Afyon, Osmanlı toprağı oldu. 1451’de Kütahya’da bulunan Anadolu Beylerbeyliği’ne (eyaletine) bağlanarak, Karahisar-ı Sahib Sancağı ismini almıştır. 1685’te Hüdavendigar (Bursa) vilayetine bağlı sancak, Tanzimattan sonra Kütahya’ya bağlı bir ilçe olmuştur. 1914’te bağımsız sancak olan Afyon, Cumhuriyet devrinde Afyonkarahisar ismiyle il olmuştur. Osmanlı devrinde yolların birleştiği ve ikmallerin yapıldığı bir üs olarak kullanılmıştır. On yedinci asırda Celali isyanları, on dokuzuncu asırda Anadolu’nun an’anevi sanayiinin yıkılışı ile Afyon geriledi. 1833’te Kavalalı Mehmed Ali Paşanın birkaç ay işgalinde kaldı. 28 Mart 1921’de şehri Yunanlılar işgal etti. Sonra 7 Nisan 1921’de geri çekilip 13 Temmuz 1921’de yeniden aldılar. Türk İstiklal Harbinin dönüm noktası olan Başkomutanlık Meydan Savaşı, Afyon’da cerayan etti. 27 Ağustos 1922’de, Afyon yeniden hakiki sahipleri olan Türklerin eline geçti... Yunanlılar 1 sene 25 gün süren işgallerinde Afyon’u aşırı derecede tahrib ettiler. 27 Ağustos’ta Afyon’un kurtuluş törenleri, 30 Ağustos Zafer Bayramında ise Dumlupınar’da törenler yapılır.
Tarihi
Afyonkarahisar Tarihi
Afyonkarahisar adını M.Ö. 1340’lı yıllarda Hititler tarafından yaptırılan ve bugüne kadar ününü sürdüren kale ve yaklaşık 2300 yıldır ekimi yapılan haşhaş bitkisinden almıştır.
Afyon, haşhaş bitkisinin tıpta ilaç yapılışında kullanılan uyuşturucu özsuyu dur. Latince’den Opium, Yunanca’da Opion denilen Afyon (haşhaş) bitkisi Afyonkarahisar’da Helenistik dönemden beri ekilmek tedir. Latince özsu anlamına gelen Opium, zamanla yazılış ve söyleyişte değişikliğe uğrayarak Ofium, Afiom, Afion ve Afyon ol muştur.
Hitit kralı II.Mürşil’in Arzava seferi sırasında (M.Ö. 1344) askerlerine sığınak olarak yaptırdığı Hapanova Kalesi (Yüksek Tepe Þehri)’nin Afyonkarahisar Kalesi’ne yerini verdiğine kuşku yoktur.Frigler döneminde Hapanova Kalesi’nin eteklerine bir köy olarak kurulan şehrin bilinen klasik çağlardaki en eski adının Akronio olduğu sanılmaktadır. Eski Yunanca metinlerde şehrin adı böyle geçmektedir. Romalılar devrinde bu gerek paralar üstünde ve gerek Latince kitabelerde ve diğer kaynaklarda Akroniom şeklinde yazıldığı anlaşılmaktadır. Akrones, Akroenos Latince şeklinin halk arasında ve daha sonra Bizanslılar devrindeki bozulmuş, değiştirilmiş şeklidir.
Selçuklular zamanında Sultan 1.Mesut’un emri ile Akronium Kalesi’nin eteklerine Karaşar Türkleri’nin yerleştirilmesinden (11471157) sonra kaleye önem verilmiş ve onarımı yapılarak Devlet Karahisarı anlamına gelen Karahisari Devle adı verilmiştir. Kaleye Karahisar (Kara Kale) adının bazalt ve trakit kayalar üzerinde bulunuşu ve heybetli kara görünüşünden dolayı verildiği genelde kabul edilmekle birlikte, Kalenin eteklerine yerleştirilen Karaşar Türkleri nedeniyle bu adın verildiği de düşünülebilir. Selçuklular döneminde devlet hazinelerinin korunduğu Karahisarı Devle daha sonra Sahipata Beyliği’nin egemenliği altına girmiş bu nedenle Karahisarısahip(Sahibin Karahisarı) adını alarak Osmanlılar döneminde bir sancak merkezi haline getirilip bu adla anılmıştır. Þeriye sicillerinde Hicri 1061, Miladi 1651 yılında “Afyonkarahisarı’na tabi Kunduzlunam karye sakinlerinden....” diye başlayan bir davadan, Karahisar’a Afyon kelimesinin ilk kez eklendiği anlaşılmaktadır. Ünlü seyyah Evliya Çelebi’de 1671’de ziyaret ettiği ve Seyahatnamesi’nde “Evsaf Kal’ayı Senkbar Þehri Afyon Karahisar” olarak nitelendirdiği Afyonkarahisardan’dan “Afyon halkına galip, şehrine Karahisar Sahip derle, Defterhanei Sultanide böyle tahrir olunup, cemi evamirde dahi böyle terkin olunur” diye sözetmektedir.
Kale ve Afyon bitkisinin birleşiminden dolayı verilen Afyonkarahisar adı Cumhuriyetin kuruluşun-dan sonra da resmi kayıtlara geçmiştir. Resmi bir karar olmamakla birlikte Afyonkarahisar adı uzunluğu nedeniyle çeşitli resmi ve ticari kuruluşlarla halk tarafından yazılıştaki ve söylenişteki kolaylığın-dan dolayı Afyon olarak kısaltılmıştır. (Kaynak: Afyonkarahisar Belediyesi 1997 yılı faaliyet raporu.) Geçmişimize duyarlı siyasetçilerimiz ve yöneticilerimizin yoğun çalışmaları ile konu TBMM gündemine alınarak, İlimiz adı aslına uygun olarak geçmişte kullanıldığı şekliyle 06.01.2005 gün ve 5285 Sayılı Kanunla Resmi olarak Afyonkarahisar olarak belirlenmiştir.
İlk Yerleşimden Bugüne Afyonkarahisar Tarihi
M.Ö. 7000 yılından başlayarak günümüze kadar İlimiz sınırları içerisinde Hitit, Frig, Grek, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı gibi uygarlıklar egemen olmuş olup ilimizde yaşamış oldukları dönemlere ait birçok tarihi kalıntılar ve eserler bırakmışlardır.
Bilindiği kadarıyla ilk olarak sırasıyla Hitit egemenliğinde olan ilimiz toprakları, sonra Frigy'a ve Lidyalılar egemenliğine geçmiştir. Daha sonra M.Ö. 6 yüzyılda Pers egemenliğine geçen ilimiz topraklarını Büyük İskender fethetmiştir. Onun ölümünden sonra Selevkos ve Bergama Krallıkları'nın egemenliğine giren ilimiz toprakları, daha sonra Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.
Selçuklu Türklerinin 1071 yılında Anadolu topraklarına girmişlerdi. Fakat ilimiz toprakları ilk kez Türk egemenliğine Kutalmışoğlu Süleyman Þah'ın fethiyle girmiştir.1. Haçlı Seferi sırasındaki Hıristiyan egemenliğinden sonra Alaaddin Keykubat tarafından yeniden Türk yönetimine alınmıştır. Selçuklu Devletinin parçalanmasından sonra şehir bir süre Sahipoğulları’nın egemenliğinde kalmıştır. 1341’den sonra akrabalık ilişkileri sonucu Germiyanoğulları’nın yönetimine geçen ilimiz toprakları 1390 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ankara Savaşından(1402) sonra Moğollarca yıkılan ilimiz yeniden Germiyanoğulları’nın eline geçmiştir.1428 yılında II Yakup’un ölümüyle tekrar Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1833’te bir süre Mısırlı İbrahim Paşa’nın eline geçmiştir.
Afyonkarahisar toprakları, 1. Dünya savaşı yıllarında ilk önce pis Fransız'ların, daha sonra İtalyan birliklerinin eline geçmiştir. Data sonra bu birlikler yerlerini 17 Mart 1920'de Yunanlılara bırakmıştır. İlimiz toprakları 1 yıl 1 ay 25 gün Yunan işgali altında kalmış olup, Kurtuluş Sava şı sırasında 27 Mart–7 Nisan arasında Yunan işgalinde kaldıktan sonra boşaltılmıştır. Ancak, Yunan birlikleri 13 Temmuz 1921 de ilimizi yeniden işgal etmişlerdir. Kurtuluş savaşında var olma mücadelemiz olan ve ilk ilimiz Cephesinde başlayan BÜYÜK TAARRUZ’da,Yunan kuvvetleri bozguna uğratılmış ve ilimiz 27 Ağustos 1922’de Yunan işgalinden tamamen kurtarılmıştır. Bu tarih yani 27 Ağustos Ailimizin düşmandan kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.
Afyonkarahisar adını M.Ö. 1340’lı yıllarda Hititler tarafından yaptırılan ve bugüne kadar ününü sürdüren kale ve yaklaşık 2300 yıldır ekimi yapılan haşhaş bitkisinden almıştır.
Afyon, haşhaş bitkisinin tıpta ilaç yapılışında kullanılan uyuşturucu özsuyu dur. Latince’den Opium, Yunanca’da Opion denilen Afyon (haşhaş) bitkisi Afyonkarahisar’da Helenistik dönemden beri ekilmek tedir. Latince özsu anlamına gelen Opium, zamanla yazılış ve söyleyişte değişikliğe uğrayarak Ofium, Afiom, Afion ve Afyon ol muştur.
Hitit kralı II.Mürşil’in Arzava seferi sırasında (M.Ö. 1344) askerlerine sığınak olarak yaptırdığı Hapanova Kalesi (Yüksek Tepe Þehri)’nin Afyonkarahisar Kalesi’ne yerini verdiğine kuşku yoktur.Frigler döneminde Hapanova Kalesi’nin eteklerine bir köy olarak kurulan şehrin bilinen klasik çağlardaki en eski adının Akronio olduğu sanılmaktadır. Eski Yunanca metinlerde şehrin adı böyle geçmektedir. Romalılar devrinde bu gerek paralar üstünde ve gerek Latince kitabelerde ve diğer kaynaklarda Akroniom şeklinde yazıldığı anlaşılmaktadır. Akrones, Akroenos Latince şeklinin halk arasında ve daha sonra Bizanslılar devrindeki bozulmuş, değiştirilmiş şeklidir.
Selçuklular zamanında Sultan 1.Mesut’un emri ile Akronium Kalesi’nin eteklerine Karaşar Türkleri’nin yerleştirilmesinden (11471157) sonra kaleye önem verilmiş ve onarımı yapılarak Devlet Karahisarı anlamına gelen Karahisari Devle adı verilmiştir. Kaleye Karahisar (Kara Kale) adının bazalt ve trakit kayalar üzerinde bulunuşu ve heybetli kara görünüşünden dolayı verildiği genelde kabul edilmekle birlikte, Kalenin eteklerine yerleştirilen Karaşar Türkleri nedeniyle bu adın verildiği de düşünülebilir. Selçuklular döneminde devlet hazinelerinin korunduğu Karahisarı Devle daha sonra Sahipata Beyliği’nin egemenliği altına girmiş bu nedenle Karahisarısahip(Sahibin Karahisarı) adını alarak Osmanlılar döneminde bir sancak merkezi haline getirilip bu adla anılmıştır. Þeriye sicillerinde Hicri 1061, Miladi 1651 yılında “Afyonkarahisarı’na tabi Kunduzlunam karye sakinlerinden....” diye başlayan bir davadan, Karahisar’a Afyon kelimesinin ilk kez eklendiği anlaşılmaktadır. Ünlü seyyah Evliya Çelebi’de 1671’de ziyaret ettiği ve Seyahatnamesi’nde “Evsaf Kal’ayı Senkbar Þehri Afyon Karahisar” olarak nitelendirdiği Afyonkarahisardan’dan “Afyon halkına galip, şehrine Karahisar Sahip derle, Defterhanei Sultanide böyle tahrir olunup, cemi evamirde dahi böyle terkin olunur” diye sözetmektedir.
Kale ve Afyon bitkisinin birleşiminden dolayı verilen Afyonkarahisar adı Cumhuriyetin kuruluşun-dan sonra da resmi kayıtlara geçmiştir. Resmi bir karar olmamakla birlikte Afyonkarahisar adı uzunluğu nedeniyle çeşitli resmi ve ticari kuruluşlarla halk tarafından yazılıştaki ve söylenişteki kolaylığın-dan dolayı Afyon olarak kısaltılmıştır. (Kaynak: Afyonkarahisar Belediyesi 1997 yılı faaliyet raporu.) Geçmişimize duyarlı siyasetçilerimiz ve yöneticilerimizin yoğun çalışmaları ile konu TBMM gündemine alınarak, İlimiz adı aslına uygun olarak geçmişte kullanıldığı şekliyle 06.01.2005 gün ve 5285 Sayılı Kanunla Resmi olarak Afyonkarahisar olarak belirlenmiştir.
İlk Yerleşimden Bugüne Afyonkarahisar Tarihi
M.Ö. 7000 yılından başlayarak günümüze kadar İlimiz sınırları içerisinde Hitit, Frig, Grek, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı gibi uygarlıklar egemen olmuş olup ilimizde yaşamış oldukları dönemlere ait birçok tarihi kalıntılar ve eserler bırakmışlardır.
Bilindiği kadarıyla ilk olarak sırasıyla Hitit egemenliğinde olan ilimiz toprakları, sonra Frigy'a ve Lidyalılar egemenliğine geçmiştir. Daha sonra M.Ö. 6 yüzyılda Pers egemenliğine geçen ilimiz topraklarını Büyük İskender fethetmiştir. Onun ölümünden sonra Selevkos ve Bergama Krallıkları'nın egemenliğine giren ilimiz toprakları, daha sonra Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.
Selçuklu Türklerinin 1071 yılında Anadolu topraklarına girmişlerdi. Fakat ilimiz toprakları ilk kez Türk egemenliğine Kutalmışoğlu Süleyman Þah'ın fethiyle girmiştir.1. Haçlı Seferi sırasındaki Hıristiyan egemenliğinden sonra Alaaddin Keykubat tarafından yeniden Türk yönetimine alınmıştır. Selçuklu Devletinin parçalanmasından sonra şehir bir süre Sahipoğulları’nın egemenliğinde kalmıştır. 1341’den sonra akrabalık ilişkileri sonucu Germiyanoğulları’nın yönetimine geçen ilimiz toprakları 1390 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ankara Savaşından(1402) sonra Moğollarca yıkılan ilimiz yeniden Germiyanoğulları’nın eline geçmiştir.1428 yılında II Yakup’un ölümüyle tekrar Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1833’te bir süre Mısırlı İbrahim Paşa’nın eline geçmiştir.
Afyonkarahisar toprakları, 1. Dünya savaşı yıllarında ilk önce pis Fransız'ların, daha sonra İtalyan birliklerinin eline geçmiştir. Data sonra bu birlikler yerlerini 17 Mart 1920'de Yunanlılara bırakmıştır. İlimiz toprakları 1 yıl 1 ay 25 gün Yunan işgali altında kalmış olup, Kurtuluş Sava şı sırasında 27 Mart–7 Nisan arasında Yunan işgalinde kaldıktan sonra boşaltılmıştır. Ancak, Yunan birlikleri 13 Temmuz 1921 de ilimizi yeniden işgal etmişlerdir. Kurtuluş savaşında var olma mücadelemiz olan ve ilk ilimiz Cephesinde başlayan BÜYÜK TAARRUZ’da,Yunan kuvvetleri bozguna uğratılmış ve ilimiz 27 Ağustos 1922’de Yunan işgalinden tamamen kurtarılmıştır. Bu tarih yani 27 Ağustos Ailimizin düşmandan kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.
Sanayi
Afyonkarahisar, ülkemizdeki coğrafî konumuna rağmen yıllarca sanayileşme sürecine girememiştir. Son yıllarda Afyonkarahisar, özel sektörün de yatırımlara yönelmesiyle sanayileşmede yeni bir döneme girmiştir. Afyonkarahisar'da büyük bir gelişme gösteren geçim kaynaklarından biri de imalât sanayidir. Eskiden beri bilinen kaymak ve kaymaklı şeker üretimi ile birlikte sucuk üretimi, şehir ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle İscehisar ve çevresinde çıkarılan mermer ise farklı biçimlerde işlenmek suretiyle yurt içine ve yurt dışına satılmakta, yörenin geçim kaynağı özelliğini korumaktadır. Bunun yanında makarna, un, yem, tuğla, yağ ve lâstik vb. imalât sektöründeki yatırımlar sanayileşme sürecini belirgin olarak ortaya koymaktadır. Başlangıçta tarıma dayalı olarak gelişme gösteren sanayi sektörü, günümüzde çeşitlilik göstererek gelişimini sürdürmektedir. Afyonkarahisar ilinde 460 hektarlık organize sanayi bölgesi alanı mevcuttur. 270 hektarını sanayi parselleri kaplamaktadır. 190 hektarlık kısmı ise yollara, yeşil alanlar, ticaret ve sosyal tesis alanlarına ayrılmıştır. Ayrıca Afyonkarahisar merkez ve ilçelerinde çeşitli büyüklükte de organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri bulunmaktadır. Afyonkarahisar ilinde ticarî hareket oldukça fazladır ve ilin ticarî önemi giderek artmaktadır. Bunun başlıca sebepleri coğrafî konum ve ulaşım imkânlarının elverişli olmasıdır. Mevcut durumda Afyonkarahisar ekonomisinin lokomotifi, yerel kaynaklara dayalı üretim yapan KOBİ'lerdir. Ayrıca Termal Turizm yatırımlarının da hızlanması, İl ekonomisinin sektörel düzeyde çeşitlenmesine ve zenginleşmesine katkı sağlamaktadır. Afyonkarahisar sanayii yapısına baktığımızda, kamu ve özel sektöre ait kuruluşların sayısal dağılımı şu şekildedir : 335 mermer tesisi, 125 gıda tesisi, 30 toprak tesisi, 13 yem ve katkı tesisi, 5 ambalaj tesisi, 4 dokuma tesisi, 8 orman ürünleri tesisi ve 29 diğer tesisler. Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi, fiziken hizmetlerini 1984 yılından itibaren yoğunlaştırarak, çalışmalarına hız vermiş, şehir merkezinden takriben 4 km mesafede, Beyyazı Kasabası, eski Ankara yolu ve yeni çevre yolu üzerinde bulunan, mülkiyeti Hazineye, Belediye'ye ve kısmen şahıslara ait olan Çapak Kırı mevkiinde kurulmuştur. Afyonkarahisar, konumu itibariyle karayolları ve demiryolu ulaşımının merkezi yerinde bulunduğundan organize sanayi bölgesi hızla gelişmektedir.
Sanayi
Sanayi ve Ticaret
Afyonkarahisar coğrafi konum itibariyle önemli bir yere sahiptir. Çünkü iller ve bölgeler arası önemli karayolları Afyonkarahisar'dan geçmekte ve Türkiye genelinde 4 ayrı demiryolu hattının birleştiği tek il konumundadır. Özellikle ülkemiz için ikinci önemli büyük merkez olan Ankara ve İzmir güzergahında önemli bir ulaşım odağı olması ilimiz için önemli bir üstünlüktür. Sanayileþme veya turizm açýsýndan önemli geliþmeler kaydedip, büyük bir dinamizm içine giren Ýzmir, Bursa, Manisa, Eskiþehir, Antalya, Muðla, Aydýn, Denizli, Konya, Uþak illerinin tam ortasýnda bulunmaktadýr. Afyonkarahisar Askeri Hava Alanýnýn giriþ çýkýþlara açýk uluslararasý hava hudut kapýsý haline getirilmesi için gerekli olan alt ve üstyapý çalýþmalarýna da baþlanmýþtýr. Afyonkarahisar'ýn üzerinde bulunduðu bu coðrafi konum iþletmeciler açýsýndan optimum kuruluþ yeri özelliði gösterme sine raðmen, son 10-15 yýla kadar kamuya ait sanayi kuruluþlarý dýþýnda özel sektör sanayi yatýrýmlarý durgunluk göstermiþtir. 1972-1980 yýllarý arasýnda kalkýnmada öncelikli yöre kapsamýnda olan ilimizde, 1970'lerin ikinci yarýsýnda öncelikle tarýma dayalý imalat sanayi faaliyetleri geliþmeye baþlamýþtýr. 1980'lerde ise imalat sanayi faaliyetleri çeþitlenerek zenginleþmiþtir. Bunun sonucu olarak; Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi'nden sonra, Ýscehisar, Sandýklý, Dinar, Dazkýrý, Bolvadin, Emirdað, Afyonkarahisar Ýkinci Tevsi ve Afyonkarahisar Merkez Besi Organize Sanayi Bölgelerinin kuruluþ çalýþmalarý devam etmektedir.
Ýlimiz özellikle 1950'lere kadar tamamen tarýma dayalý bir ekonomik yapý sergilemiþtir. 1950'lerden sonra kamu tarafýndan yapýlan çeþitli sanayi yatýrýmlarýyla (Çimento, Beton Travers, Kýzýlay Maden Suyu Ýþletmesi, A. Alkaloid Fabrikasý, Seka, Þeker Fabrikasý ve Þeker Makine Fabrikasý) il ekonomisi tarým aðýrlýklý yapýdan sanayiye doðru dönüþüm geçirmeye baþlamýþtýr. Kamu öncülüðünde geliþtirilen bu giriþimler Afyon'da sanayikültürünün olgunlaþmasýnda ilk adýmlar olurken diðer taraftan geliþen tarým kaynaklarý yerel sermaye birikimi ile 1970'li yýllarda özel sektör yatýrýmlarý filizlenmeye baþlamýþtýr.
Afyonkarahisar’da bulunan mermer ocaklarý sayesinde,mermer sanayi ve mermer sektörüyle ilgili makine sanayi Türkiye genelinde önemli hedeflere ulaþmýþtýr.Özel teþebbüsün mermercilik konusunda ulaþtýðý hedef azýmsanmayacak boyutlara ulaþmýþtýr.Ýlimizdeki gýda sektörü içinde,yað,et ürünleri,un,þekerleme,yem sanayi geliþmiþ durumdadýr.Afyonkarahisar’a özgü geleneksel gýda ürünleri entegre tesislerde üretilerek Türkiye’nin her yerine pazarlanmaktadýr.Ayrýca tuðla sanayi ve lastik sanayi kollarýnda önemli geliþmeler olmuþtur.Metal eþya ve makine sanayi ile tekstil sektörüne de girilmiþtir.
Afyonkarahisar'ýn coðrafi konumu, tarýmda mekanizasyona gidilmesi, tarým kredi kooperatiflerinin ve bankalarýn açýlmasý, Kocatepe Üniversitesi ve baðlý fakültelerin kurulmasý ticaret ve sanayide þirketleþmeye baþlanýlmasý ve tüm bu geliþmeler sonucunda KOBÝ'ler öncülüðünde yaþanan ekonomik atýlýmlar, Afyon ekonomisinin aðýrlýðý tarýmdan, önce tarýmsal sanayiye, ardýndan da tüm alanlarda çeþitlenmiþ bir imalat sanayisine (Mermer, tuðla, inþaat yan sanayi, makarna, irmik, un, yað, yem, lastik imalat sektörü) kaymýþtýr. Mevcut durumda Afyon ekonomisinin lokomotifi, yerel kaynaklara dayalý üretim yapan KOBÝ'lerdir. Özellikle tarým-hayvancýlýk ve mermer potansiyellerine dayalý sanayideki geliþme, KOBÝ'lerin öncülüðünde Afyon ekonomisine dinamizm kazandýrmýþtýr.
Afyonkarahisar sanayi yapýsýna baktýðýmýzda kamu ve özel sektöre ait kuruluþlarýn sektörel daðýlýmý þu þekildedir: madencilik ve taþ ocaklarý 119, gýda içki ve tütün sanayi 63, tekstil giyim deri sanayi 18, orman ürünleri sanayi 4, kimya sanayi 6, taþ ve topraða dayalý sanayi 17, metal eþya makina ve teçhizat imalat sanayi 30, kaðýt ve kaðýt ürünleri sanayi 1 ve diðer imalat sanayi 36 olmak üzere toplam 294 adettir. Bu iþyerlerinde toplam 9438 kiþi istihdam edilmektedir.
Afyonkarahisar coğrafi konum itibariyle önemli bir yere sahiptir. Çünkü iller ve bölgeler arası önemli karayolları Afyonkarahisar'dan geçmekte ve Türkiye genelinde 4 ayrı demiryolu hattının birleştiği tek il konumundadır. Özellikle ülkemiz için ikinci önemli büyük merkez olan Ankara ve İzmir güzergahında önemli bir ulaşım odağı olması ilimiz için önemli bir üstünlüktür. Sanayileþme veya turizm açýsýndan önemli geliþmeler kaydedip, büyük bir dinamizm içine giren Ýzmir, Bursa, Manisa, Eskiþehir, Antalya, Muðla, Aydýn, Denizli, Konya, Uþak illerinin tam ortasýnda bulunmaktadýr. Afyonkarahisar Askeri Hava Alanýnýn giriþ çýkýþlara açýk uluslararasý hava hudut kapýsý haline getirilmesi için gerekli olan alt ve üstyapý çalýþmalarýna da baþlanmýþtýr. Afyonkarahisar'ýn üzerinde bulunduðu bu coðrafi konum iþletmeciler açýsýndan optimum kuruluþ yeri özelliði gösterme sine raðmen, son 10-15 yýla kadar kamuya ait sanayi kuruluþlarý dýþýnda özel sektör sanayi yatýrýmlarý durgunluk göstermiþtir. 1972-1980 yýllarý arasýnda kalkýnmada öncelikli yöre kapsamýnda olan ilimizde, 1970'lerin ikinci yarýsýnda öncelikle tarýma dayalý imalat sanayi faaliyetleri geliþmeye baþlamýþtýr. 1980'lerde ise imalat sanayi faaliyetleri çeþitlenerek zenginleþmiþtir. Bunun sonucu olarak; Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi'nden sonra, Ýscehisar, Sandýklý, Dinar, Dazkýrý, Bolvadin, Emirdað, Afyonkarahisar Ýkinci Tevsi ve Afyonkarahisar Merkez Besi Organize Sanayi Bölgelerinin kuruluþ çalýþmalarý devam etmektedir.
Ýlimiz özellikle 1950'lere kadar tamamen tarýma dayalý bir ekonomik yapý sergilemiþtir. 1950'lerden sonra kamu tarafýndan yapýlan çeþitli sanayi yatýrýmlarýyla (Çimento, Beton Travers, Kýzýlay Maden Suyu Ýþletmesi, A. Alkaloid Fabrikasý, Seka, Þeker Fabrikasý ve Þeker Makine Fabrikasý) il ekonomisi tarým aðýrlýklý yapýdan sanayiye doðru dönüþüm geçirmeye baþlamýþtýr. Kamu öncülüðünde geliþtirilen bu giriþimler Afyon'da sanayikültürünün olgunlaþmasýnda ilk adýmlar olurken diðer taraftan geliþen tarým kaynaklarý yerel sermaye birikimi ile 1970'li yýllarda özel sektör yatýrýmlarý filizlenmeye baþlamýþtýr.
Afyonkarahisar’da bulunan mermer ocaklarý sayesinde,mermer sanayi ve mermer sektörüyle ilgili makine sanayi Türkiye genelinde önemli hedeflere ulaþmýþtýr.Özel teþebbüsün mermercilik konusunda ulaþtýðý hedef azýmsanmayacak boyutlara ulaþmýþtýr.Ýlimizdeki gýda sektörü içinde,yað,et ürünleri,un,þekerleme,yem sanayi geliþmiþ durumdadýr.Afyonkarahisar’a özgü geleneksel gýda ürünleri entegre tesislerde üretilerek Türkiye’nin her yerine pazarlanmaktadýr.Ayrýca tuðla sanayi ve lastik sanayi kollarýnda önemli geliþmeler olmuþtur.Metal eþya ve makine sanayi ile tekstil sektörüne de girilmiþtir.
Afyonkarahisar'ýn coðrafi konumu, tarýmda mekanizasyona gidilmesi, tarým kredi kooperatiflerinin ve bankalarýn açýlmasý, Kocatepe Üniversitesi ve baðlý fakültelerin kurulmasý ticaret ve sanayide þirketleþmeye baþlanýlmasý ve tüm bu geliþmeler sonucunda KOBÝ'ler öncülüðünde yaþanan ekonomik atýlýmlar, Afyon ekonomisinin aðýrlýðý tarýmdan, önce tarýmsal sanayiye, ardýndan da tüm alanlarda çeþitlenmiþ bir imalat sanayisine (Mermer, tuðla, inþaat yan sanayi, makarna, irmik, un, yað, yem, lastik imalat sektörü) kaymýþtýr. Mevcut durumda Afyon ekonomisinin lokomotifi, yerel kaynaklara dayalý üretim yapan KOBÝ'lerdir. Özellikle tarým-hayvancýlýk ve mermer potansiyellerine dayalý sanayideki geliþme, KOBÝ'lerin öncülüðünde Afyon ekonomisine dinamizm kazandýrmýþtýr.
Afyonkarahisar sanayi yapýsýna baktýðýmýzda kamu ve özel sektöre ait kuruluþlarýn sektörel daðýlýmý þu þekildedir: madencilik ve taþ ocaklarý 119, gýda içki ve tütün sanayi 63, tekstil giyim deri sanayi 18, orman ürünleri sanayi 4, kimya sanayi 6, taþ ve topraða dayalý sanayi 17, metal eþya makina ve teçhizat imalat sanayi 30, kaðýt ve kaðýt ürünleri sanayi 1 ve diðer imalat sanayi 36 olmak üzere toplam 294 adettir. Bu iþyerlerinde toplam 9438 kiþi istihdam edilmektedir.
Konumu
Konumu ve Ulaşım
Afyonkarahisar Ege Bölgesinin İçbatı Anadolu Bölümü sınırları içinde kalan ve toplam yüzölçümü 14.570 km2 olan bir ildir. Kuzeyde Eskişehir, doğuda Konya, batıda Uşak, güneyde Burdur, kuzeybatıda Kütahya, güneydoğuda Isparta, güneybatıda Denizli ile komşudur. Denizden yüksekliği 1.034 m. olan Afyonkarahisar'ın merkez ilçe ile birlikte 16 ilçesi vardır. Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.
Afyonkarahisar kara ve demiryollarının ülkemizi doğudan batıya, kuzeyden güneye bağlayan bölgelerarası bir kapı konumundadır. Önemli kara ve demiryollarının kesişme noktasında yer alan ve coğrafi konum itibariyle birçok bölgeyi birleştiren özelliği nedeniyle Afyonkarahisar'a ulaşım da kolaydır. Afyonkarahisar'ın bazı önemli bazı şehirlerimize olan uzaklığı şöyledir: Afyonkarahisar-İstanbul arası 457 km., otobüsle yaklaşık 6 saat; Afyonkarahisar-Ankara arası 257 km., otobüsle yaklaşık 3 saat; Afyonkarahisar-İzmir arası 325 km., otobüsle yaklaşık 5 saat, Afyonkarahisar-Antalya arası 287 km., otobüsle yaklaşık 3.5 saat, Afyonkarahisar-Konya arası 230 km., otobüsle yaklaşık 3 saat.
Afyonkarahisar, konumu ve geçmişte yapılan yatırımlar sonucunda bugün demiryolu açısından son derece şanslı bir durumdadır. Afyonkarahisar il merkezi 4 ayrı demiryolu hattının birleştiği noktada bulunan tek il merkezidir. Afyonkarahisar'a ülkemizin pek çok ilinden demiryolu ile ulaşım da mümkündür.
Afyonkarahisar Ege Bölgesinin İçbatı Anadolu Bölümü sınırları içinde kalan ve toplam yüzölçümü 14.570 km2 olan bir ildir. Kuzeyde Eskişehir, doğuda Konya, batıda Uşak, güneyde Burdur, kuzeybatıda Kütahya, güneydoğuda Isparta, güneybatıda Denizli ile komşudur. Denizden yüksekliği 1.034 m. olan Afyonkarahisar'ın merkez ilçe ile birlikte 16 ilçesi vardır. Afyonkarahisar il sınırları Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri olmak üzere üç bölge üzerindedir.
Afyonkarahisar kara ve demiryollarının ülkemizi doğudan batıya, kuzeyden güneye bağlayan bölgelerarası bir kapı konumundadır. Önemli kara ve demiryollarının kesişme noktasında yer alan ve coğrafi konum itibariyle birçok bölgeyi birleştiren özelliği nedeniyle Afyonkarahisar'a ulaşım da kolaydır. Afyonkarahisar'ın bazı önemli bazı şehirlerimize olan uzaklığı şöyledir: Afyonkarahisar-İstanbul arası 457 km., otobüsle yaklaşık 6 saat; Afyonkarahisar-Ankara arası 257 km., otobüsle yaklaşık 3 saat; Afyonkarahisar-İzmir arası 325 km., otobüsle yaklaşık 5 saat, Afyonkarahisar-Antalya arası 287 km., otobüsle yaklaşık 3.5 saat, Afyonkarahisar-Konya arası 230 km., otobüsle yaklaşık 3 saat.
Afyonkarahisar, konumu ve geçmişte yapılan yatırımlar sonucunda bugün demiryolu açısından son derece şanslı bir durumdadır. Afyonkarahisar il merkezi 4 ayrı demiryolu hattının birleştiği noktada bulunan tek il merkezidir. Afyonkarahisar'a ülkemizin pek çok ilinden demiryolu ile ulaşım da mümkündür.
Turizm
TurizmAfyon, beş bin senelik bir yerleşim merkezidir. Tarihi eserler bakımından çok zengindir. Hitit ve Frigyalılara ait tarihi kalıntılar, Selçuklu ve Osmanlı devrine ait zengin eserler vardır. Kaplıcaları dolayısıyla turizm bakımında da hareketlidir. Tarihi ve turistik eserlerinden bazıları şunlardır :Afyon Kalesi: Afyon Kalesini Etiler yapmış ve Frigyalılar tamir ettirmişlerdir. Kale savunma bakımından olduğu gibi manzarası ve heybeti bakımından da göze çarpıcıdır. Kale 226 m yükseklikte dik, sivri ve kayalık, çıkılması zor bir tepe üzerindedir. Kartal yuvasını andıran bu kalenin kara ile irtibatı çok azdır. Kaleye kayaların oyulması ile yapılmış bir basamak ile çıkılır. Çıkarken, Etiler ve Frigyalılara ait eserlere rastlanır.Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki kısımdır. Kalenin en tepesinde “Kız Kalesi” vardır. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat burada cami, ambar, cephanelik ve su sarnıcı yaptırmıştır. Selçuklu Devlet Hazinesi bu kalede saklanırdı.Kale M.Ö. 1350 senesinde Hitit Kralı Mursil-II tarafından Arzava Savaşı sırasında yaptırılmıştır. Başta Selçuklular ve Osmanlılar zamanında olmak üzere bir çok defa tamir ettirilmiş ve ilaveler yapılmıştır. Kaleye asırlar boyunca çeşitli isimler verilmiştir. Akreonos, Karahisar isimleri bunlardan en çok duyulanlarıdır. Bugünkü ismi Afyonkarahisar Kalesidir. Kalede en mühim tamirat ve ilaveleri Alaeddin Keykubat’ın emri ile lalası Bedreddin Gühertaş yaptırmıştır (1325).Osmanlı devrinde Sultan İkinci Selim Han emriyle 1553’te Mahmud Bey yeniden tamir ettirmiştir. Bugün Kız Kalesi ve sarnıç dışındaki önemli yerleri yıkıktır. Kaleye güneyindeki sarp patika ile çıkılır.Demir Kale: İhsaniye’ye 8 km uzaklıktaki Demirli köyünün kuzeyinde bulunur. Frigyalılar zamanında dağların içten ve dıştan kesilmesiyle yapılan güney duvarları bir depremde yıkılmıştır.Gezler Kalesi: Sincanlı’ya 13 km uzaklıkta Gezler köyündedir. Günümüzde yıkık bir durumdadır.Sandıklı Kalesi: Sandıklı yakınlarında 1325’de Germiyanoğlu Birinci Yakub Bey tarafından yaptırılmış olup, günümüzde kaleden bir duvar kalmıştır.Toprakkale: Şuhut’a 6 km uzaklıktaki Senir köyü yakınlarındadır. 2000 metre yükseklikte bir tepenin üzerindedir. Günümüze yıkıntıları kalmıştır.Ulu Cami: Selçuklu devrinin şehirdeki en önemli eseridir. Selçuklu valisi Sahib Ata Fahreddin Ali’nin oğlu Nusreddin Hasan Bey tarafından 1273 tarihinde yapılmıştır. Mimarı Emirhac Beydir. Caminin içindeki nakışlar Nakkaş Mahmud oğlu Hacı Murad’a aittir. Sonra yapılan tamiratta ilk şekil muhafaza edilmiştir.Ulu Cami (Cami-i Kebir), tavanı düz ve 40 ağaç direklidir. Ağaçtan yapılmış minber ve mihrabı Selçuk stilindeki işlemelerle süslüdür. Ahşap camiler içerisinde en önemlisidir, damı topraktır. Kuyulu Camii ve Minaresi: Selçuklu devrinin güzel eserlerinden biri olan bu caminin minaresi mineli tuğla ile yapılmıştır. Ak Mescid: 1397’de Ketencioğlu Hacı Hamza tarafından yaptırılmış olup kesme taştandır. Tek şerefeli minaresi tuğladandır. Arasta Mescidi: 1355’te Hacı İsmail bin Mehmed tarafından yaptırılmış olup, dükkanlarla çevrili olduğundan, Arasta Mescidi diye meşhur olmuştur. Kare biçimindedir. Minaresi kısa ve tek şerefelidir. Caminin kubbesi dört duvar üstüne oturtulmuştur. İmaret Camii: Çarşı içinde, sadrazam Gedik Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1795’te tamir görmüştür. Ters T biçiminde ve kesme taştandır.Kabe Mescidi: Çavuşpaşa mahallesinde olan cami, 1397’de Hacı Mehmed bin Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Kabe ölçülerinde yapıldığı için bu adla anılır. Duvarları bazalt taşındandır. Mihrabdaki alçı kabartmalar ilgi çekicidir.Kubbeli Mescid: 1330’da Germiyanoğulları zamanında Hacı Ali bin İdris tarafından yaptırılmıştır. Kapısı ve Arapça kitabesi önemlidir. Kesme taştan kare biçiminde yapılmıştır.Mısri Camii: 1483’te Sakkancıoğlu Evliya Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesme ve moloz taştandır. İki büyük kubbeyle örtülüdür. Mihrabında mavinin çeşitli tonlarında çiniler vardır. Minberi mermerdendir. Caminin yanında Akşemseddin’in halifesi Abdürrahim Karahisari’nin türbesi vardır.Ot Pazarı Camii: 1590’da Tellalzade Süleyman Çavuş yaptırmıştır. Yıkılan minaresi 1958’de yeniden yapılmıştır. Kesme taştan ve kare biçimindedir. Minaresi tek şerefelidir. Mihrabı sonradan yapılmış ve beyaz mermerle kaplıdır Mevlevi (Türbe) Camii: 710 senesinde İslam akınları sırasında yapılmıştır. 1844’te Sultan Abdülmecid Han ve 1905’te Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından tamir ettirilmiştir. İçinde Mevlevi şeyhlerine ait türbler vardır. Yeni Camii: 1711’de Hacı Abdi Çavuş tarafından yaptırılmıştır. 1839’da Süleyman Şerif Paşa tarafından onarılması üzerine, Yeni Cami adını almıştır. Kesme taştan, kare biçimli ve tek kubbelidir. Şerefeli minaresi tuğladandır. Yukarı Pazar Mescidi: Yukarı Pazar Mahallesinde 1264’de Karamanoğlu Yusuf Bey tarafından yaptırılmıştır. 1465’de Turgut bin İsmail tamir ettirmiştir. Sultandağ Çarşı Camii: 1458’de yaptırılmıştır. Sonradan yıkılan cami, 1914’de aynı temeller üzerine yeniden inşa edilmiştir. Tek şerefeli minaresi tuğladandır. Şuhut Kubbeli Mescidi: 1374’te Hamidoğulları’ndan Hızıroğlu Emir İbrahim tarafından yaptırılmıştır. 1863’teki depremde yıkılmış ise de 1864’te yeniden yapılmıştır. Bolvadin Rüstem Paşa Camii: Sadrazam Rüstem Paşa tarafından, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Sultan Abdülmecid Han zamanında tamir görmüştür. Üzeri sekiz pencereli bir kubbeyle örtülü olup, kalem işi süslerle bezenmiştir. Sincanlı Sinan Paşa Camii: 1525’te Lala Sinan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Minaresi tek şerefelidir. İki büyük kubbesi vardır. Bahçesinin kuzeyinde Lala Sinan Paşanın türbesi vardır. Sandıklı Ulu Cami: 1378’de Aydemir bin Abdullah el-Necip tarafından yaptırılmıştır. 1526’da Abdullah bin Mustafa tamir ettirmiştir. Kale biçiminde olup, kalın duvarları moloz taşlarla örülmüştür. Minaresi tek şerefelidir. Şuhut Ulu Cami: 1415’te Hamza Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1862’de tamir görmüştür. Duvarları kesme taştandır. İçinde 4 sıra 16 mermer sütun bulunmaktadır. Gedik Ahmet Paşa Külliyesi: Cami, medrese ve hamamdan meydana gelen külliye 1472’de yapılmıştır. Beş kemerli bir revakla başlayan mihverde çift kubbeli, mihrab kubbesinin duvarları iki yan eyvanla genişletilmiş bir yapıdır. Patlıcan moru çinilerle süslenmiş burma minaresi, Türk mimarisinin şahane bir eseridir. Döğer Kervansaray: İhsaniye ilçesi yakınında olup, eski Halep yolu üzerindedir. Sultan İkinci Murad Han devrinde yapılmıştır. İki bölümlü ve iki katlıdır. Osmanlı devrinin ilk mimari izlerini taşır. Egret Hanı: Afyon-Kütahya yolu üzerindedir. 1278’de yapılmış olmasına rağmen, Selçuklu kervansaraylarına benzememektedir. Son yıllarda tamir edilmiştir. Sahib Ata Kervansarayı: Sultandağ ilçesinde Çarşı Camii yanındadır. 1249’da Selçuklu Emiri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır. İshaklı Kervansarayı olarak da anılır. Bahçesinde iki katlı köşk mescidi bulunmaktadır. Kervansaray beşik tonozlarla örülmüştür. Taşhan: Çay ilçesindedir. Ebü’l-Mücahid Yusuf Han tarafından yaptırıldığından, bu isimle de anılır. Kare biçiminde olan han, 1278’de inşa edilmiştir. Çifte Hamam: Sultandağ ilçesinde, Sahib Ata Kervansarayının yanındadır. Kadın ve erkek hamamları yan yana olduğu için bu isimle anılmıştır. Günümüzde yıkık durumdadır. Kasımpaşa Hamamı: Mısri Camiinin bir vakfı olarak 1475’te Tuti Mezakoğlu Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1967’de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tamir ettirilmiştir. Altınöz Köprüsü: Cirit Kayası eteğinde, Akarçay üzerindedir. Akkoyunlu beylerinden İlyas bin Oğuz tarafından yaptırılan köprü, altı kemerlidir. 1861’de tamir edilmiştir. Kırkgöz Köprüsü: Bolvadin’in 6 km güneyinde Akarçay üzerindedir. Selçuklu devrina ait olan bu eser, Mimar Sinan tarafından tamir edilmiş ve ilaveler yapılmıştır. Hititlere ait eserler: Afyon Müzesi ve Kalesinde ve muhtelif yerlerde Hititlerle ilgili zengin eserler vardır. Frigyalılara ait eserler: Ayazin köyünde yüzlerce Frig mezarı odası, oyma tabut ve meskenler, Avdalaz ve Köşnüş kalesi, Demirli, Döger ve Leğen köyleri civarında kaleler, kuyu, mağara ve mezarlar. Arslantaş ve Yılantaş mezar odası. İhsaniye, Maltaş, Arslankaya, Yılankaya ve Kapıkayalar adıyla anılan kaya anıtlar. Romalılara ait eserler: Ayazinler Metropolisi kayaya oyulu kilise (9-11. asırlara ait). Çavdarlı Höyükten Roma ve üstünde de Osmanlı devrine ait eserler çıkarılmıştır. Emirdağ’ın 10 kilometre doğusunda Hisarköy yakınlarında Romalılara ait “A Morium” kentinin kalıntıları vardır. Şuhut’ta Romalıların “Synada” kentine ait kalıntılar. Dinar’da Roma devrinin “Apameia” şehrinin kalıntıları vardır. Müzeler, Arkeoloji Müzesi: Kalkolitik, Hitit, Frigya, Lidya, Roma ve Bizans devirlerine ait eserler vardır. Gedik Ahmet Paşa Külliyesinin Taş Medresesinde sergilenmektedir. Bu müze Orta Anadolu’nun en zengin müzesidir. Türk-İslam Eserleri Müzesi: Bölgenin eski giyim eşyaları ile el sanatlarını sergilemektedir. Müzenin “sikke kolleksiyonu” çok zengindir. Müze, bölgenin tarihini aydınlatacak değerdedir. Bolvadin evleri, tarih ve kültür hazinesidir. Afyon Müzesi: 1933’te kurulmuştur. Sekiz bin ciltlik kitaba sahiptir. Müze dört kısımdır. Birinci kısım olan seramikler salonunda Hitit, Frig ve Roma çağından kalma zengin çanak ve çömlekler bulunmaktadır.Klasikler salonunda heykeller, meskukat salonunda para kolleksiyonu, etnoğrafya salonunda Kur’an-ı kerimler, levhalar, silahlar, kostümler, el işleri ve kapkacak teşhir edilmektedir.Kurtuluş Savaşı Müzesi: Başkomutanlık Meydan Muharebesine sahne olmuş olayları dile getiren resim, tablo, harb malzemesi ve arşivi ile dolu olan bu müze eski belediye binasında kurulmuştur.Zafer Anıtı: 27 Ağustos 1922’deki Afyon’un düşmandan (Yunan saldırısından) kurtuluşunu canlandıran bu anıtı, 1936 senesinde Avusturyalı heykeltraş Krippel yapmıştır.Kocatepe Anıtı: 1953 senesinde, Kocatepe'de Başkumandanlık Meydan Muharebesinin yapıldığı yerde yaptırılmıştır.Kaplıcaları: Bu ilimizin sıcak su kaplıcaları Türkiye’de ve milletlerarası çapta meşhurdur. Romalılardan önce de bu kaplıcalar bilinmekteydi. Türkiye maden ve kaplıcalar bakımından zengin bir ülke olup, bilinen kaplıca ve maden suyu 1500’den fazladır.Selçuklu ve Osmanlılar Anadolu’da ve yayıldıkları her yerde hamamlar yapmışlar ve kaplıcaların etrafında tesisler kurarak bu şifalı sulardan bölge halkının istifadesini temin etmişlerdir.Afyon’daki meşhur kaplıcalar:Gazlıgöl: Afyon’a 21 km uzaklıkta Hamam Köyü’ndedir. Şifalı içme suları ile meşhurdur. Romatizma, siyatik, bel ve sırt ağrıları, nevralji ve kadın hastalıklarında banyolar; mide, böbrek rahatsızlıklarına ve safra kesesi taşlarına ise içmeler iyi gelir. Bu kaplıcaya yakın Uyuz ve Çoban pınarları bu suyun sızıntılarıdır.Gecek: Afyon’a 18 km uzaklıkta Araplı Dereye yakındır. Eski Hamam (Büyük Hamam), Çelikli veya Kapıaltı ismi ile anılır. Küçük Hamam ise, Kükürtlü veya Hacethane adları ile bilinir. Kaplıcanın 68 odası, kamp kurulmaya müsait yeri vardır. Banyo tedavisi ile kadın hastalıkları, nevralji, romatizma, kırıklar ve metabolizma bozuklukları, cild ve sinir hastalıkları için faydalıdır. İçme tedavisi ise müzmin nezle ve boğaz iltihabına iyi gelir.Ömerli: Afyon’a 16 km mesafededir. Suyun sıcaklığ 54 derecedir. Kaplıcada bulunan kabir taşında Ömer Dede isimli ermiş bir çobanın asası ile yeri kazarak bu kaynağın bulunduğu yazılıdır. Kaplıcanın 42 odası ve iki umumi havuzu vardır. Banyo tedavisi kadın hastalıkları, nevralji, romatizma, kırıklar ve metabolizma bozukluğuna iyi gelmektedir.Hüdai: Türkiye’nin dünyaca ünlü kaplıcalarındandır. Sandıklı ilçesine 9 km uzaklıktadır. Çok yüksek derecede radyoaktiviteye sahiptir.Şifa tesiri çok yüksektir. Kaplıcanın 32 odası, 9 adet umumi havuzu, iki çamur banyosu ve iki tabii saunası vardır. Banyo tedavisi romatizma, siyatik, böbrek ve kadın hastalıklarına iyi gelir. Çamur banyosu her türlü romatizma, nefrit, kırık-çıkık, çocuk felci, nevralji ve kadın hastalıklarına iyi gelir.Heybeli: Bolvadin’e 30 km uzaklıktadır. Doğu, Batı ve Heybeli olmak üzere üç kaynağı vardır. İçme tedavisi barsak ve mide rahatsızlıklarına faydalıdır. Banyo tedavisi romatizma, nevralji, nefrit, kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.Diğer kaplıcaları ise; Kaya Hamamı, Uyuz Hamamı, Kınık Ilıcası ve Bülgüldek Hamamıdır. Kaplıcaların çoğu ve Afyonkarahisar maden suyu Hititlerden beri bilinmektedir.Maden suları: Afyon sıcak su kaplıcaları ve maden suları ile meşhurdur. Türkiye Kızılay Derneği tarafından işletilen Afyonkarahisar maden suyu, asırlar önce “ekşi su” olarak tanınırdı. 1900 senesinde Belçikalı bir doktor bu suyun şifalı olduğunu Sultan İkinci Abdülhamid Han’a bildirmiş ve gerekli tahlillerden sonra 1903 senesinde bir ferman ile bu su işletmeye açılmıştır. Londra Maden Suları Fuarı’nda altın madalya kazanmıştır. Bu su dünyada eşi bulunmayan bir özelliktedir.Maden suyu Afyon’a 23 km uzaklıktaki Gazlıgöl’de çıkar. Sıcak ve soğuk olarak iki çeşittir.Mesire yerleri: Afyon’da Gecek Kaplıcası bölgesi, Keltepe yakınlarındaki Muttalip Bağları, Sandıklı yakınlarındaki Soğuk Pınar ve Yeşil Depir köyü çevresi halk tarafından sevilen mesire yerleridir.Afyon eski bir Türk vatanı olup, tarihi eserleri, kalesi, kaymak şekeri, haşhaşı, kaplıca ve maden suları ile turizm için gerekli bütün şartları üzerinde taşıyan tarihi bir ilimizdir.
ŞUHUT
ŞUHUT
İç Ege bölgesinin en doğusunda yer alan Şuhut'un il merkezine uzaklığı 29 km'dir. Şuhut 1946 yılında ilçe olmuştur. Şuhut "keşkek" yemeğiyle ünlüdür. Önemli bir et ve patates üretim merkezidir. İlçenin tarihinin Neolitik çağa kadar uzandığı Şuhut Hisar, Karaadilli, Kepirtepe Höyüğü'nün bu çağa ait eserler olduğu tahmin edilmektedir. Hitit döneminde ise Afyonkarahisar ve Kütahya illerinde hüküm süren Mira Krallığına bağlı bir prenslik olan Kuvalya'nın başkentinin Şuhut olduğu bilinmektedir. Şuhut'un netleşmiş biçimdeki tarihi ise, Alemas adlı Frig komutanının Truva Savaşlarına katılan ve mağlûplar arasında yer alan birliklerini buraya kadar çekerek M.Ö. hâkimiyeti 1180 yıllarında "Synnada" kentini kurmasıyla başlamaktadır. M.Ö. 3500'lere kadar uzanan tarihi içinde Roma döneminde bir başkent ve medeniyet merkezi olmuştur. Bugünkü Şuhut, Truva Savaşları sonunda Trakyalı, Makedonyalı ve Ahiyalı birlikleriyle bölgeye gelen Akomas tarafından "Synnada" adıyla M.Ö. 1180'de kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda ise Synnada'nın önce Lidya, daha sonrada Pers hâkimiyeti altına girdiği görülmektedir. Hatta Perslere sığınan Atinalı ünlü komutan Alkibiyedes M.Ö. 404 yılında bugünkü Balçıkhisar Kasabası sınırları içerisinde yer alan "Melisse" çiftliğinde ölmüştür. Daha sonraki yıllarda Romalılar ve Bizanslıların egemenliğine girdiği bilinmektedir. Bizans döneminde "cfut" olan adı ise değişikliğe uğrayarak önce "çıfut" olmuş, Türk hâkimiyetine girdiğinde (1219) İslâm askerleri içinde bulunan Şeyh Şuhudi Ömer Efendi'ye izafeten "Şuhut" adını almıştır. Türk hâkimiyetindeki Şuhut, 1150 yıllarında Orta Asya'nın güneyinden göç eden Akan Boyu Türklerince kurulmuştur. Kurtuluş Savaşımızda ise Şuhut, kısa süre de olsa Ulu Önder Atatürk'ü, dolayısıyla Başkomutan karargâhını ağırlama şerefine erişmiş bir ilçemizdir. Coğrafî bölge olarak İç Ege bölgesinin en doğusunda yer alan Şuhut, Afyonkarahisar'ın güneyindedir. Batı Anadolu'yu İç Anadolu'ya bağlayan eşik arazi üzerinde olup, 1151 m rakımıyla Afyonkarahisar'un en yüksek yerleşim merkezlerinden biridir. İlçenin kuzeyinde Afyonkarahisar ili, batısında Dinar, Sandıklı, Sincanlı ilçeleri, doğusunda Çay, güneyinde ise Isparta ilinin Yalvaç ve Senirkent ilçeleriyle çevrilidir. 1 Merkez ve 6 Belde Belediyesi ile 31 köyü mevcuttur.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 63.137'dir. Bunun 13.862'si ilçe merkezinde, 49.275'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 983 km²'dir. İlçede 44 adet ilköğretim, 5 adet ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda Toplam 7.384 öğrenciye 327 öğretmenle eğitim ve öğretim verilmektedir. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce halkımızın beceri ve görgüsünü arttırmak için kurslar açılmaktadır. Bu kurslar genellikle halıcılık, giyim, makine, nakış, daktilo, bilgisayar, makrome kurslarıdır. Ayrıca ilçemizde AKÜ'ye bağlı bir Meslek Yüksek okulu bulunmaktadır. İlçede ki 75 yataklı 1 Devlet Hastanesi, 12 Sağlık Ocağı, 12 Sağlık Evi, 1 Sağlık Meslek Lisesi halkımızın sağlık ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
İlçede 1500 kişi kapasiteli 1 stadyum bulunmaktadır. Bu stadyumun yanında 1991 yılında, inşaatına başlanan hizmet binası ve 450 kişi kapasiteli spor salonu da faaliyete geçmiştir. 7 adet spor kulübü vardır. Ayrıca, 500 kişi kapasiteli Karaadilli Kasabasında bir stadyum mevcut olup amatör kupa maçları düzenlenmektedir. Şuhut Hisar Belediye Spor, futbolun yanı sıra voleybol, basketbol ve atletizm dallarında müsabakalara iştirak etmektedir. İlçe ekonomisinin temel taşını tarım ve hayvancılık sektörü teşkil etmektedir. İlçemizde genellikle buğday, arpa, nohut, patates, şeker pancarı, ayçiçeği, haşhaş ziraatı yapılmaktadır. Meyvecilik son 15 yılda düzenli bir gelişme göstermiştir. Meyve ziraatinde vişne üretimi ön sırayı almaktadır. Bundan başka kiraz, elma, erik, armut gibi meyveler de yetiştirilmektedir. Vişne haricinde diğer meyvecilik alanları ticarî amaçtan çok, aile meyveciliği şeklindedir. Sebzecilik, ilçede büyük çapta aile ziraati şeklinde yapılmaktadır. İlçemizde hayvancılık, tarım alanı içinde ekonomik değer bakımından en önemlisidir. Merkez ilçe ve köylerinde çok sayıda besihane bulunmaktadır. Besihanelerin çoğunluğunda dana besiciliği yapılmaktadır. İlçede et kombinaları vardır. Bu kombinalarda hazırlanan etler, firikofirik vasıtalarla, başta İstanbul olmak üzere, Ankara, İzmir ve Antalya'ya sevk edilmektedir.
İlçede hayvancılık içerisinde ikinci sırayı tavukçuluk almaktadır. İlçe merkez ve köylerinde çok sayıda tavuk kümesi mevcut olup, yumurta tavukçuluğu yapılmaktadır. İlçe ekonomisine yumurta üretimiyle çok büyük katkı sağlanmaktadır.Bunlardan başka koyun ve süt sığırcılığı da önemli ölçüde gelişme göstermiştir.
İlçede şahıslara ait yağ ve un fabrikaları mevcuttur. İlçenin Hisartepesi (Synnada Höyüğü), Bininler Kaya Mezarları ve Asmakaya Kalesi eski yerleşim yerleri olup, Kayabelen Göleti ve Selevir baraj gölü mesirelik ve dinlenme yerleridir. Bininler; ilçenin Senir Köyü'ne 5 km uzaklıkta, birbirine bağlantılı odalardan meydana gelen Bizans kaya yerleşimidir. Günümüzde ise yayla barınağı olarak kullanılmaktadır. Kayalar üzerinde yer yer mezar odaları ve kaya mezarları ile eteklerinde Bizans dönemine ait ören yeri bulunmaktadır. İlçenin Kayabelen Kasabası'nda her yıl Mayıs ayının 1.haftasında Şeyh Hamza Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bayramı, Karaadilli Kasabası'nda her yıl Mayıs ayının 4. haftasında geleneksel yağlı güreşler yapılmaktadır.
İç Ege bölgesinin en doğusunda yer alan Şuhut'un il merkezine uzaklığı 29 km'dir. Şuhut 1946 yılında ilçe olmuştur. Şuhut "keşkek" yemeğiyle ünlüdür. Önemli bir et ve patates üretim merkezidir. İlçenin tarihinin Neolitik çağa kadar uzandığı Şuhut Hisar, Karaadilli, Kepirtepe Höyüğü'nün bu çağa ait eserler olduğu tahmin edilmektedir. Hitit döneminde ise Afyonkarahisar ve Kütahya illerinde hüküm süren Mira Krallığına bağlı bir prenslik olan Kuvalya'nın başkentinin Şuhut olduğu bilinmektedir. Şuhut'un netleşmiş biçimdeki tarihi ise, Alemas adlı Frig komutanının Truva Savaşlarına katılan ve mağlûplar arasında yer alan birliklerini buraya kadar çekerek M.Ö. hâkimiyeti 1180 yıllarında "Synnada" kentini kurmasıyla başlamaktadır. M.Ö. 3500'lere kadar uzanan tarihi içinde Roma döneminde bir başkent ve medeniyet merkezi olmuştur. Bugünkü Şuhut, Truva Savaşları sonunda Trakyalı, Makedonyalı ve Ahiyalı birlikleriyle bölgeye gelen Akomas tarafından "Synnada" adıyla M.Ö. 1180'de kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda ise Synnada'nın önce Lidya, daha sonrada Pers hâkimiyeti altına girdiği görülmektedir. Hatta Perslere sığınan Atinalı ünlü komutan Alkibiyedes M.Ö. 404 yılında bugünkü Balçıkhisar Kasabası sınırları içerisinde yer alan "Melisse" çiftliğinde ölmüştür. Daha sonraki yıllarda Romalılar ve Bizanslıların egemenliğine girdiği bilinmektedir. Bizans döneminde "cfut" olan adı ise değişikliğe uğrayarak önce "çıfut" olmuş, Türk hâkimiyetine girdiğinde (1219) İslâm askerleri içinde bulunan Şeyh Şuhudi Ömer Efendi'ye izafeten "Şuhut" adını almıştır. Türk hâkimiyetindeki Şuhut, 1150 yıllarında Orta Asya'nın güneyinden göç eden Akan Boyu Türklerince kurulmuştur. Kurtuluş Savaşımızda ise Şuhut, kısa süre de olsa Ulu Önder Atatürk'ü, dolayısıyla Başkomutan karargâhını ağırlama şerefine erişmiş bir ilçemizdir. Coğrafî bölge olarak İç Ege bölgesinin en doğusunda yer alan Şuhut, Afyonkarahisar'ın güneyindedir. Batı Anadolu'yu İç Anadolu'ya bağlayan eşik arazi üzerinde olup, 1151 m rakımıyla Afyonkarahisar'un en yüksek yerleşim merkezlerinden biridir. İlçenin kuzeyinde Afyonkarahisar ili, batısında Dinar, Sandıklı, Sincanlı ilçeleri, doğusunda Çay, güneyinde ise Isparta ilinin Yalvaç ve Senirkent ilçeleriyle çevrilidir. 1 Merkez ve 6 Belde Belediyesi ile 31 köyü mevcuttur.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 63.137'dir. Bunun 13.862'si ilçe merkezinde, 49.275'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 983 km²'dir. İlçede 44 adet ilköğretim, 5 adet ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda Toplam 7.384 öğrenciye 327 öğretmenle eğitim ve öğretim verilmektedir. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce halkımızın beceri ve görgüsünü arttırmak için kurslar açılmaktadır. Bu kurslar genellikle halıcılık, giyim, makine, nakış, daktilo, bilgisayar, makrome kurslarıdır. Ayrıca ilçemizde AKÜ'ye bağlı bir Meslek Yüksek okulu bulunmaktadır. İlçede ki 75 yataklı 1 Devlet Hastanesi, 12 Sağlık Ocağı, 12 Sağlık Evi, 1 Sağlık Meslek Lisesi halkımızın sağlık ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
İlçede 1500 kişi kapasiteli 1 stadyum bulunmaktadır. Bu stadyumun yanında 1991 yılında, inşaatına başlanan hizmet binası ve 450 kişi kapasiteli spor salonu da faaliyete geçmiştir. 7 adet spor kulübü vardır. Ayrıca, 500 kişi kapasiteli Karaadilli Kasabasında bir stadyum mevcut olup amatör kupa maçları düzenlenmektedir. Şuhut Hisar Belediye Spor, futbolun yanı sıra voleybol, basketbol ve atletizm dallarında müsabakalara iştirak etmektedir. İlçe ekonomisinin temel taşını tarım ve hayvancılık sektörü teşkil etmektedir. İlçemizde genellikle buğday, arpa, nohut, patates, şeker pancarı, ayçiçeği, haşhaş ziraatı yapılmaktadır. Meyvecilik son 15 yılda düzenli bir gelişme göstermiştir. Meyve ziraatinde vişne üretimi ön sırayı almaktadır. Bundan başka kiraz, elma, erik, armut gibi meyveler de yetiştirilmektedir. Vişne haricinde diğer meyvecilik alanları ticarî amaçtan çok, aile meyveciliği şeklindedir. Sebzecilik, ilçede büyük çapta aile ziraati şeklinde yapılmaktadır. İlçemizde hayvancılık, tarım alanı içinde ekonomik değer bakımından en önemlisidir. Merkez ilçe ve köylerinde çok sayıda besihane bulunmaktadır. Besihanelerin çoğunluğunda dana besiciliği yapılmaktadır. İlçede et kombinaları vardır. Bu kombinalarda hazırlanan etler, firikofirik vasıtalarla, başta İstanbul olmak üzere, Ankara, İzmir ve Antalya'ya sevk edilmektedir.
İlçede hayvancılık içerisinde ikinci sırayı tavukçuluk almaktadır. İlçe merkez ve köylerinde çok sayıda tavuk kümesi mevcut olup, yumurta tavukçuluğu yapılmaktadır. İlçe ekonomisine yumurta üretimiyle çok büyük katkı sağlanmaktadır.Bunlardan başka koyun ve süt sığırcılığı da önemli ölçüde gelişme göstermiştir.
İlçede şahıslara ait yağ ve un fabrikaları mevcuttur. İlçenin Hisartepesi (Synnada Höyüğü), Bininler Kaya Mezarları ve Asmakaya Kalesi eski yerleşim yerleri olup, Kayabelen Göleti ve Selevir baraj gölü mesirelik ve dinlenme yerleridir. Bininler; ilçenin Senir Köyü'ne 5 km uzaklıkta, birbirine bağlantılı odalardan meydana gelen Bizans kaya yerleşimidir. Günümüzde ise yayla barınağı olarak kullanılmaktadır. Kayalar üzerinde yer yer mezar odaları ve kaya mezarları ile eteklerinde Bizans dönemine ait ören yeri bulunmaktadır. İlçenin Kayabelen Kasabası'nda her yıl Mayıs ayının 1.haftasında Şeyh Hamza Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bayramı, Karaadilli Kasabası'nda her yıl Mayıs ayının 4. haftasında geleneksel yağlı güreşler yapılmaktadır.
SULTANDAĞI
SULTANDAĞI
Afyonkarahisar-Konya karayolunun 68.km'sinde Sultandağlarının eteğinde kurulmuş Sultandağı, 1958 yılında ilçe olmuştur. Bakır Devrinde kurulmuş olan Sultandağı çok eski bir maziye sahiptir. Bizanslılar ve Selçuklular zamanına kadar batı ve doğunun yol uğrağıdır. Ayrıca Anadolu-Bağdat İpek Yolu'nun Sultandağı'ndan geçmesi de ticarî bir önem kazanmıştır. Sultandağı yerleşim olarak Ege bölgesi ile İç Anadolu bölgesinin kesişim noktasına yakın bir alandadır. Esas yeri, Göller Bölgesi olarak adlandırılan alanın kuzeyinde Eber-Akşehir Gölleri ile Batı Torosların İç Anadolu'daki uzantısı olan Sultandağı'nın eteklerinde yer almaktadır. Kuzeyinde Bolvadin, güneyinde Isparta ili Yalvaç ilçesi, doğusunda Konya ili Akşehir ilçesi, batısında ise Çay ile sınır komşusudur. Denizden yüksekliği 1020 metredir. İlçemizde kışlar soğuk ve karlı, yazları ise sıcak ve kurak geçer. İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 22.625'dir. Bunun 7.207'sı ilçe merkezinde, 15.418'i kasaba ve köylerinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 983 km²'dir.
İlçede 12 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Toplam 2.655 öğrenciye 174 öğret-menle eğitim verilmektedir. Ayrıca ilçede 1 Meslek Yüksekokulu olup, 242 öğrenciye 4 öğretim görevlisiyle eğitim hizmeti verilmektedir. İlçede, 25 yataklı 1 Devlet Hastahanesi, 7 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi ve 1 Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır. Devlet Hastahanesi 25 yataklıdır. Çevre sağlık hizmetleri sağlık ocakları tarafından yürütülmektedir. Merkez ve kasabalarımızda halk kütüphaneleri mevcuttur.
İlçede 2 semt sahası ve 2 spor kulübü vardır. Sultandağlarının etekleri ile demiryolu ve Akşehir Gölü arasında kalan sulanabilir alanlarında meyvecilik, ilçenin diğer bölümlerinde ise hububat ve hayvancılık yapılmaktadır. Sanayi ve el sanatları pek gelişmemiştir. İlçemizin kuzeyinde bulunan dağlık ve kırsal alandaki halkın geçim kaynağı çok zor şartlarda yapılan kuru tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır(Göç olayının en hızlı olduğu yerleşim birimleri de bu alanlardadır).
İlçenin sulanabilir arazileri üzerinde ise meyvecilik önde gelmektedir. Kiraz, vişne, elma üretimi ilçe ekonomisinin temelini oluşturmaktadır. Kiraz üretiminin %80'i ihracata gitmekte olup, elma ve vişne daha ziyade iç piyasaya sürülmekte, kalan kısmı da ilçede bulunan Morello ve Konkav Kovala meyve suyu ve konservecilik fabrikalarında değerlendirilmektedir. Napolyon kirazı, Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya ve Belçika'ya ihraç edilmektedir.
Ekilebilir arazi 18.260, nadasa bırakılan 12.630, meyvelikler 33.156, sebzelik arazi ise 22 hektardır. Buna bağ sahası da eklenince tarıma elverişli arazi toplamı 35.579 hektardır. Çayır ve mera alanı 14.967, tarım dışı arazi 7.477 hektardır. İlçemizde meyveciliğin yanında daha çok buğday, arpa, mercimek, fasülye, haşhaş, nohut ve kimyon üretimi yapılmaktadır. Hayvancılık olarak koyun, kıl keçisi, sığır, tavuk ve arıcılık yapılmaktadır. İlçemizin toplam ormanlık ve fundalık alanı 17.817 hektardır. Dort Deresi Asmalı mevkiindeki orman sahasında Geyik Üretim Merkezi bulunmaktadır. Bu geyik üretim merkezinde geyikler koruma altındadır. Dort ve Dereçine Derelerinde erozyon kontrolü çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca Dort deresi, Sultandağı merkez, Karapınar Üçkuyu kasabasında orman içi ağaçlandırma çalışmaları yapılmaktadır. Meyve bahçeleriyle ünlü ilçenin sınırları içerisine giren Eber ve Akşehir Gölleri, Taşköprü, Çiğdem düzü, Asmalı gibi mesire yerleri, Sahipata Kervansarayı ve Hamamı, Lâleli Çeşmesi, Buzluk Mağarası, Dort Deresi ve manastır başlıca gezip görülecek yerlerdir. Fındık ormanlarıyla kaplı Balaban, Dumra, Küçük ve Büyük Kirazlı yaylaları ise yayla turizmine elverişlidir.
Afyonkarahisar-Konya karayolunun 68.km'sinde Sultandağlarının eteğinde kurulmuş Sultandağı, 1958 yılında ilçe olmuştur. Bakır Devrinde kurulmuş olan Sultandağı çok eski bir maziye sahiptir. Bizanslılar ve Selçuklular zamanına kadar batı ve doğunun yol uğrağıdır. Ayrıca Anadolu-Bağdat İpek Yolu'nun Sultandağı'ndan geçmesi de ticarî bir önem kazanmıştır. Sultandağı yerleşim olarak Ege bölgesi ile İç Anadolu bölgesinin kesişim noktasına yakın bir alandadır. Esas yeri, Göller Bölgesi olarak adlandırılan alanın kuzeyinde Eber-Akşehir Gölleri ile Batı Torosların İç Anadolu'daki uzantısı olan Sultandağı'nın eteklerinde yer almaktadır. Kuzeyinde Bolvadin, güneyinde Isparta ili Yalvaç ilçesi, doğusunda Konya ili Akşehir ilçesi, batısında ise Çay ile sınır komşusudur. Denizden yüksekliği 1020 metredir. İlçemizde kışlar soğuk ve karlı, yazları ise sıcak ve kurak geçer. İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 22.625'dir. Bunun 7.207'sı ilçe merkezinde, 15.418'i kasaba ve köylerinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 983 km²'dir.
İlçede 12 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Toplam 2.655 öğrenciye 174 öğret-menle eğitim verilmektedir. Ayrıca ilçede 1 Meslek Yüksekokulu olup, 242 öğrenciye 4 öğretim görevlisiyle eğitim hizmeti verilmektedir. İlçede, 25 yataklı 1 Devlet Hastahanesi, 7 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi ve 1 Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır. Devlet Hastahanesi 25 yataklıdır. Çevre sağlık hizmetleri sağlık ocakları tarafından yürütülmektedir. Merkez ve kasabalarımızda halk kütüphaneleri mevcuttur.
İlçede 2 semt sahası ve 2 spor kulübü vardır. Sultandağlarının etekleri ile demiryolu ve Akşehir Gölü arasında kalan sulanabilir alanlarında meyvecilik, ilçenin diğer bölümlerinde ise hububat ve hayvancılık yapılmaktadır. Sanayi ve el sanatları pek gelişmemiştir. İlçemizin kuzeyinde bulunan dağlık ve kırsal alandaki halkın geçim kaynağı çok zor şartlarda yapılan kuru tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır(Göç olayının en hızlı olduğu yerleşim birimleri de bu alanlardadır).
İlçenin sulanabilir arazileri üzerinde ise meyvecilik önde gelmektedir. Kiraz, vişne, elma üretimi ilçe ekonomisinin temelini oluşturmaktadır. Kiraz üretiminin %80'i ihracata gitmekte olup, elma ve vişne daha ziyade iç piyasaya sürülmekte, kalan kısmı da ilçede bulunan Morello ve Konkav Kovala meyve suyu ve konservecilik fabrikalarında değerlendirilmektedir. Napolyon kirazı, Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya ve Belçika'ya ihraç edilmektedir.
Ekilebilir arazi 18.260, nadasa bırakılan 12.630, meyvelikler 33.156, sebzelik arazi ise 22 hektardır. Buna bağ sahası da eklenince tarıma elverişli arazi toplamı 35.579 hektardır. Çayır ve mera alanı 14.967, tarım dışı arazi 7.477 hektardır. İlçemizde meyveciliğin yanında daha çok buğday, arpa, mercimek, fasülye, haşhaş, nohut ve kimyon üretimi yapılmaktadır. Hayvancılık olarak koyun, kıl keçisi, sığır, tavuk ve arıcılık yapılmaktadır. İlçemizin toplam ormanlık ve fundalık alanı 17.817 hektardır. Dort Deresi Asmalı mevkiindeki orman sahasında Geyik Üretim Merkezi bulunmaktadır. Bu geyik üretim merkezinde geyikler koruma altındadır. Dort ve Dereçine Derelerinde erozyon kontrolü çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca Dort deresi, Sultandağı merkez, Karapınar Üçkuyu kasabasında orman içi ağaçlandırma çalışmaları yapılmaktadır. Meyve bahçeleriyle ünlü ilçenin sınırları içerisine giren Eber ve Akşehir Gölleri, Taşköprü, Çiğdem düzü, Asmalı gibi mesire yerleri, Sahipata Kervansarayı ve Hamamı, Lâleli Çeşmesi, Buzluk Mağarası, Dort Deresi ve manastır başlıca gezip görülecek yerlerdir. Fındık ormanlarıyla kaplı Balaban, Dumra, Küçük ve Büyük Kirazlı yaylaları ise yayla turizmine elverişlidir.
SİNCANLI
SİNCANLI
Afyonkarahisar-Uşak -İzmir karayolu üzerinde, il merkezine 33 km uzaklıkta bulunmaktadır. 1953 yılında ilçe olmuştur. Kendi adını taşıyan ovasında doğu-batı ve kuzey-güney uzantılı, günümüzde izleri görülen antik yolların kavşağında, Cidyessuz (Küçükhöyük) adıyla kurulmuş, Hitit dönemine kadar uzanan önemli bir merkezdir. İlçemizin M.Ö. 4000 yıllarından günümüze kadar çeşitli medeniyetlere sahne olan yerleşim yeri olduğu, yapılan tarihi araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Sincanlı ovasının ortasında bulunan Küçükhöyük Kasabasında yapılan yüzey araştırmalarında, M.Ö. 3000 yıllarında buralarda insanların yerleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Zaman içerisinde Hititler, Romalılar, Bizanslılar, hâkimiyeti altında kalan yöremiz, XII. yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. Osmanlı döneminde, Fatih Sultan Mehmet, II. Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim zamanlarında önemli bir devlet olan Hersekzade Ahmet Paşa şimdi kendi ismi ile anılan Ahmet Paşa Kasabasına 1517 yılında yerleşmiştir. Mezarı kasaba mezarlığı içerisindedir. Sincanlı ilçe merkezine adını veren Sinan Paşa, Akkoyunlu Devleti'nin ileri gelen beylerinden Mehmet Bey'in küçük oğlu olup, 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ile, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılan Otlukbeli Savaşından sonra, babasıyla Fatih Sultan Mehmet'e sığınmış, sarayda ve Enderun'da eğitim görmüştür. Pek çok sefere katılan ve sancaklarda görev yapan Sinan Paşa ihtiyarlığı yüzünden emekli olmuş, Rumeli'deki arpalık zeameti köylerine karşılık, Sincanlı ovasında Çathöyük ve Küçükhöyük köyleri kendisine arpalık olarak verilmiştir. Çathöyük köyü, yani şimdiki Sinanpaşa Kırka ve Ahmetpaşa köyleri arasında olduğundan, bu köy arazisi içinde kurduğu çiftliğinde ve saraçiçi mevkiinde cami, imaret, okul ve hamam yaptırmıştır. Çiftliğine 10 kadar hizmetkârını yerleştirmiştir. Çathöyük halkı, sonradan cami etrafında birer ikişer yerleşerek köyü terk etmiş ve çiftlik Sinanpaşa adını almış, Sincanlı'nın kadılık merkezi olmuştur. Sinanpaşa 1894 yılında Sincanlı'nın nahiye merkezi olmuş, bu durum Yunan işgaline kadar devam etmiştir. 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle perçinleşen Türk zaferiyle birlikte Yunanlıların işgalinden kurtarılmıştır. Sincanlı, Cumhuriyet'ten sonra 1934 yılına kadar köy olarak kalmış, bu tarihten itibaren tekrar "Nahiye Merkezi" olmuştur. 01.01.1948 yılında Belediye teşkilâtı kurulmuş, 1953 yılında ilçe merkezi haline gelmiştir. İlçe, kuzeyden Kütahya'nın Altıntaş ve Afyonkarahisar Merkez ilçesi, batıdan Uşak ilinin Banaz ve yine Kütahya ilinin Dumlupınar ilçesi, Güneyden Sandıklı ve Hocalar, doğudan Afyonkarahisar Merkez ilçesi ve Şuhut ilçeleriyle çevrilidir. İlçe ovalık bir arazi üzerinde kurulmuştur. İlçe arazilerinin % 45'i ova niteliğindeki düzlüklerden oluşmaktadır. Arazinin % 31'i orta meyilli, % 21'i dik, % 3'ü sarptır. Sincanlı ve Sandıklı ilçeleri arasında uzanan Ahır dağları, Uşak ilinin Banaz ilçe sınırlarını da kaplar. Her iki yüzü de çam ormanlarıyla kaplıdır. Güneybatıda yağcı ormanları ve Devlet Orman İşletmesi vardır. İklim karakteri kara step özelliği arz eder. Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları kurak ve sıcak geçmektedir. İlçenin nüfusu 2000 yılı genel nüfus sayımına göre, 64.104'dür. Bunun 6.168'i ilçe merkezinde, 57.936'sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 845 km²'dir.
İlçede 40 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda okuyan 7.299 öğrenciye, 305 öğretmenle eğitim verilmektedir. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü, açılan meslekî kurslarda kursiyerlere makine nakışları, giyim, bina içi pratik elektrik tesisatçılığı, bilgisayar operatörlüğü, el sanatları, çiçekçilik, okuma-yazma ve daktilograf becerileri kazandırmaktadır. İlçemizdeki Çıraklık Eğitim Merkezinde, doğrama, mobilya, oto elektrik, oto motor tamiri, radyo-TV tamiri, kaynakçılık ve pastacılık başta olmak üzere çeşitli branşlarda da eğitim verilmektedir. İlçenin 25 yataklı 1 Devlet Hastanesi, 13 Sağlık Ocağı, 9 Sağlık Evi halkın sağlık ihtiyaçlarını karşılamaktadır. İlçede 500 kişi kapasiteli bir stadyum ve 12 spor kulübü bulunmaktadır. İlçe de ekonominin temelini tarım oluşturur. Yüzölçümünün 72.000 hektarlık bölümü tarıma elverişlidir. Bunun 14.000 hektarı sulanabilir niteliktedir. Sulama, %80 oranında toprak-su kooperatifleriyle, kalanı ise, vatandaşların kendi çabaları ve sondajla yapılmaktadır. Yetiştirilen başlıca ürünler haşhaş, buğday, arpa, pancar, patates, ayçiçeğidir. Meyve olarak daha çok elma ve vişne yetiştirilmektedir.
İlçe ekonomisinde hayvancılık önemli bir yer tutar. Ova kesiminde büyükbaş hayvan besiciliği yanında, kültür ırkı süt inekçiliği de gelişme safhasındadır. Dağlık bölgelerde daha ziyade küçükbaş hayvancılığı yapılmakta, koyun ve keçi yetiştirilmektedir. İlçede kök boyalı kilim ve halı dokumacılığı da yaygındır.
Orman varlığı açısından, ilçe, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Akören-Gecek Gediği, Merkez Çiğiltepe, Taşoluk, Güneyköy Kasabaları ile Yıldırım Kemal Köyünde ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır. Ağaçlandırma çalışmalarının tamamından olumlu sonuçlar alınmıştır. İlçede Tazlar köyü orman içi piknik alanı, Başkomutan Millîparkı, Büyük Taarruz Şehitliği, Çiğiltepe Albay Reşat Anıtı, Yıldırım Kemal Şehitliği, Sinanpaşa ve Kureş Baba(Boyalı) Külliyeleri, Otuziki İnler, Çoban Su Uçtuğu, Kırka Göleti, Serban Göleti gezilip görülecek yerlerdir. İlçede her yıl Yörükler Ayran Şöleni yapılmaktadır.
Afyonkarahisar-Uşak -İzmir karayolu üzerinde, il merkezine 33 km uzaklıkta bulunmaktadır. 1953 yılında ilçe olmuştur. Kendi adını taşıyan ovasında doğu-batı ve kuzey-güney uzantılı, günümüzde izleri görülen antik yolların kavşağında, Cidyessuz (Küçükhöyük) adıyla kurulmuş, Hitit dönemine kadar uzanan önemli bir merkezdir. İlçemizin M.Ö. 4000 yıllarından günümüze kadar çeşitli medeniyetlere sahne olan yerleşim yeri olduğu, yapılan tarihi araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Sincanlı ovasının ortasında bulunan Küçükhöyük Kasabasında yapılan yüzey araştırmalarında, M.Ö. 3000 yıllarında buralarda insanların yerleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Zaman içerisinde Hititler, Romalılar, Bizanslılar, hâkimiyeti altında kalan yöremiz, XII. yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. Osmanlı döneminde, Fatih Sultan Mehmet, II. Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim zamanlarında önemli bir devlet olan Hersekzade Ahmet Paşa şimdi kendi ismi ile anılan Ahmet Paşa Kasabasına 1517 yılında yerleşmiştir. Mezarı kasaba mezarlığı içerisindedir. Sincanlı ilçe merkezine adını veren Sinan Paşa, Akkoyunlu Devleti'nin ileri gelen beylerinden Mehmet Bey'in küçük oğlu olup, 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ile, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılan Otlukbeli Savaşından sonra, babasıyla Fatih Sultan Mehmet'e sığınmış, sarayda ve Enderun'da eğitim görmüştür. Pek çok sefere katılan ve sancaklarda görev yapan Sinan Paşa ihtiyarlığı yüzünden emekli olmuş, Rumeli'deki arpalık zeameti köylerine karşılık, Sincanlı ovasında Çathöyük ve Küçükhöyük köyleri kendisine arpalık olarak verilmiştir. Çathöyük köyü, yani şimdiki Sinanpaşa Kırka ve Ahmetpaşa köyleri arasında olduğundan, bu köy arazisi içinde kurduğu çiftliğinde ve saraçiçi mevkiinde cami, imaret, okul ve hamam yaptırmıştır. Çiftliğine 10 kadar hizmetkârını yerleştirmiştir. Çathöyük halkı, sonradan cami etrafında birer ikişer yerleşerek köyü terk etmiş ve çiftlik Sinanpaşa adını almış, Sincanlı'nın kadılık merkezi olmuştur. Sinanpaşa 1894 yılında Sincanlı'nın nahiye merkezi olmuş, bu durum Yunan işgaline kadar devam etmiştir. 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle perçinleşen Türk zaferiyle birlikte Yunanlıların işgalinden kurtarılmıştır. Sincanlı, Cumhuriyet'ten sonra 1934 yılına kadar köy olarak kalmış, bu tarihten itibaren tekrar "Nahiye Merkezi" olmuştur. 01.01.1948 yılında Belediye teşkilâtı kurulmuş, 1953 yılında ilçe merkezi haline gelmiştir. İlçe, kuzeyden Kütahya'nın Altıntaş ve Afyonkarahisar Merkez ilçesi, batıdan Uşak ilinin Banaz ve yine Kütahya ilinin Dumlupınar ilçesi, Güneyden Sandıklı ve Hocalar, doğudan Afyonkarahisar Merkez ilçesi ve Şuhut ilçeleriyle çevrilidir. İlçe ovalık bir arazi üzerinde kurulmuştur. İlçe arazilerinin % 45'i ova niteliğindeki düzlüklerden oluşmaktadır. Arazinin % 31'i orta meyilli, % 21'i dik, % 3'ü sarptır. Sincanlı ve Sandıklı ilçeleri arasında uzanan Ahır dağları, Uşak ilinin Banaz ilçe sınırlarını da kaplar. Her iki yüzü de çam ormanlarıyla kaplıdır. Güneybatıda yağcı ormanları ve Devlet Orman İşletmesi vardır. İklim karakteri kara step özelliği arz eder. Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları kurak ve sıcak geçmektedir. İlçenin nüfusu 2000 yılı genel nüfus sayımına göre, 64.104'dür. Bunun 6.168'i ilçe merkezinde, 57.936'sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 845 km²'dir.
İlçede 40 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda okuyan 7.299 öğrenciye, 305 öğretmenle eğitim verilmektedir. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü, açılan meslekî kurslarda kursiyerlere makine nakışları, giyim, bina içi pratik elektrik tesisatçılığı, bilgisayar operatörlüğü, el sanatları, çiçekçilik, okuma-yazma ve daktilograf becerileri kazandırmaktadır. İlçemizdeki Çıraklık Eğitim Merkezinde, doğrama, mobilya, oto elektrik, oto motor tamiri, radyo-TV tamiri, kaynakçılık ve pastacılık başta olmak üzere çeşitli branşlarda da eğitim verilmektedir. İlçenin 25 yataklı 1 Devlet Hastanesi, 13 Sağlık Ocağı, 9 Sağlık Evi halkın sağlık ihtiyaçlarını karşılamaktadır. İlçede 500 kişi kapasiteli bir stadyum ve 12 spor kulübü bulunmaktadır. İlçe de ekonominin temelini tarım oluşturur. Yüzölçümünün 72.000 hektarlık bölümü tarıma elverişlidir. Bunun 14.000 hektarı sulanabilir niteliktedir. Sulama, %80 oranında toprak-su kooperatifleriyle, kalanı ise, vatandaşların kendi çabaları ve sondajla yapılmaktadır. Yetiştirilen başlıca ürünler haşhaş, buğday, arpa, pancar, patates, ayçiçeğidir. Meyve olarak daha çok elma ve vişne yetiştirilmektedir.
İlçe ekonomisinde hayvancılık önemli bir yer tutar. Ova kesiminde büyükbaş hayvan besiciliği yanında, kültür ırkı süt inekçiliği de gelişme safhasındadır. Dağlık bölgelerde daha ziyade küçükbaş hayvancılığı yapılmakta, koyun ve keçi yetiştirilmektedir. İlçede kök boyalı kilim ve halı dokumacılığı da yaygındır.
Orman varlığı açısından, ilçe, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Akören-Gecek Gediği, Merkez Çiğiltepe, Taşoluk, Güneyköy Kasabaları ile Yıldırım Kemal Köyünde ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır. Ağaçlandırma çalışmalarının tamamından olumlu sonuçlar alınmıştır. İlçede Tazlar köyü orman içi piknik alanı, Başkomutan Millîparkı, Büyük Taarruz Şehitliği, Çiğiltepe Albay Reşat Anıtı, Yıldırım Kemal Şehitliği, Sinanpaşa ve Kureş Baba(Boyalı) Külliyeleri, Otuziki İnler, Çoban Su Uçtuğu, Kırka Göleti, Serban Göleti gezilip görülecek yerlerdir. İlçede her yıl Yörükler Ayran Şöleni yapılmaktadır.
SANDIKLI
SANDIKLI
İl merkezine 60 km uzaklıktadır. Antalya-Denizli karayolu ve İzmir-Ankara-İstanbul demiryolu hattı üzerinde kurulmuş önemli yerleşim merkezlerindendir. Sandıklı 1924 yılında ilçe olmuştur. Kaplıcası ve leblebisi ile tanınmaktadır.
İlçenin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, Frigyalılar döneminde kurulduğu, yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır.Sandıklı bölgesinin en büyük yerleşim yeri Kussar-Kussor idi. Bu şehir, Hititlerin başşehri olarak bilinen Hattuşaş ayarında bir şehirdi. Bu durum Oxford Üniversitesinden Arkeolog Miss.Winifert Lamb tarafından Kussar (Kusura köyü) Höyüğünde yapılan kazılardan anlaşılmıştır.
Kusura şehri, tarih itibariyle M.Ö. 5000 yıllarına kadar dayanmaktadır. Buradan çıkan eserler Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi'nde olup, Bakır çağını yansıtmaktadır. Hititlerin M.Ö. 1200 yıllarında yıkılması ile Frig devleti kurulmuştur. Sandıklıda bu dönemde önem kazanmıştır. Tarihte Yanık Frigya olarak bilinen bölge içindeki beş şehri kapsayan Pentapolis bölümü bugünkü Sandıklı ovasına yayılmış olan Koçhisar (Hierapolis), Karasandıklı (Bruzeus), Menteş (Stektoriom), ve Yanıkören (Otreus) önemli yerleşim merkezleri ve antik kentlerdir.
Sandıklı M.S. 395 yılından 1078 yılına kadar geçen süre içerisinde Bizans yönetiminde kalmıştır. 1071 Malazgirt Savaşından sonra zamanla,Türkler bütün Anadolu'ya hâkim olmuşlardır. Anadolu'ya gelen Türkmen boylarının başında Kutalmışoğlu Süleyman, Mesut, Dolatan, Emir Alpyoluk Afşin, Sanduk Beyler bulunuyordu. Afyonkarahisar ve Sandıklı bölgesi Dolatan ve Emir Sanduk kuvvetlerince Akdağ kesimine kadar, tamamen Bizanslıların elinden alınmıştır.
Selçuklular zamanında Germiyanoğulları, Sandıklı'yı çeyiz hediyesi olarak Yıldırım Beyazıt'a vermişlerdir. Böylece Osmanlı hâkimiyetine geçmiş, Timur'un Anadolu'yu istilâsı ile Osmanlı hâkimiyetinden çıkan Sandıklı, bir ara Karamanoğulları Beyliğinin elinde kalmış ise de, daha sonra tekrar Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla Anadolu'da irili, ufaklı beylikler kurulmuştur. Germiyanoğulları bundan yararlanarak Sandıklı bölgesini hâkimiyetleri altına almışlardır. Bu dönemde bazı eserler yapılmış ve şehrin tamiri 1325'te tamamlanmıştır. Ulu Camî, yine bu dönemde, 26 Mart 1379'da yapılarak ibadete açılmıştır. İstiklâl Savaşı yıllarında Sandıklı ve köyleri Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ise de uzun sürmemiştir. İstiklâl Savaşı sonucunda Türkiye Cumhuriyeti idaresine geçmiştir.
İlçe, ilimizin güneybatısında kurulmuş olup, doğusunda Kumalar dağ silsilesi, güneyinde Akdağ, batısında da Ahır dağları ile çevrilidir. Yüzey şekli bakımından ovası alüvyonlu ve verimlidir.
Sandıklı ovasının ortasından Kûfi çayı geçer. Daha ileride Hamam çayı ve Beylik deresi ile birleşip, Dinar ovasını sulayarak Büyük Menderes sularına karışır. İlçe, kışları soğuk ve kar yağışlı, yaz ayları ise kurak ve sıcak bir iklime sahiptir. İlçede merkez belediye dahil 11 belediye ve 47 köy mevcuttur.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 87.982'dir. Bunun 43.791'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 1036 km²'dir. İlçede 70 ilköğretim okulu (13'ü, tamamı taşıma nedeniyle kapalı) 6 lise ve dengi okul, 1 Halk Eğitim Merkezi, 1 Çıraklık Eğitim Merkezi, 2 Motorlu Taşıt Sürücü Kursu, 1 Özel Dersane, 5 Özel Yurt Pansiyon, 1 Öğretmen Evi mevcuttur.
İlköğretim okullarında 8142, lise ve dengi okullarda 1499 olmak üzere toplam 9.641 öğrenci öğrenim görmektedir. Halk Eğitim ve Çıraklık Eğitim Merkezlerinde değişik alanlarda kurslar açılmaktadır. İlçede toplam 525 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçemizde Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlı olarak Sandıklı Meslek Yüksekokulu bulunmaktadır. Bu yüksekokula bağlı 6 bölüm( program) vardır :
Yüksekokulda ön lisans programı uygulanmaktadır.
İlçede 1 kütüphane bulunmakta, 3 mahallî gazete yayınlanmaktadır. (Sandıklı Postası, Termal ve Sandıklı Hareket haftalık olarak çıkmaktadır.)
İlçede 125 yataklı 1 Devlet Hastahanesi, devlet hastanesi bünyesinde 6 makineli dializ ünitesi, 6 ambulans, 112 acil yardım ve kurtarma hizmetleri, 14 Sağlık Ocağı ve 19 Sağlık Evi, 1 Sağlık Meslek
Lisesi sağlık alanında hizmet vermektedir. Ayrıca ilçede 19 adet eczahane bulunmaktadır.
İlçede 500 kişilik bir kapalı spor salonu, 1000 kişilik portatif trübünü bulunan bir stadyum ve 2 semt sahası, 4 adet çocuk oyun alanı bulunmaktadır. Kaymakamlıkça her yıl düzenlenen futbol ve voleybol müsabakaları ile spor faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır. İlçede 4 futbol takımı, 1 voleybol ve 1 basketbol takımı ile amatör spor kulübü vardır. İlçe halkının büyük bir kısmı tarımla uğraşmaktadır. Tarım faaliyetleri büyük ölçüde modern tarım makineleriyle sürdürülmektedir. Daha çok buğday, arpa, nohut, fiğ, şekerpancarı, haşhaş, patates ve vişne yetiştirilmektedir.İlçede hayvancılık tarım ile müşterek olarak yapılmaktadır. Ova köylerinde koyun ve büyükbaş, dağ köylerinde ise daha ziyade küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Dağ köylerinde hayvancılık, ova köylerinde tarım daha ağır basmaktadır. Hayvancılık yaz aylarında daha çok ilçemiz hudutları içerisindeki yaylalarda ve otlaklarda, kış aylarında ise besi şeklinde yapılmaktadır. Toplam büyükbaş 24.420 küçükbaş 56.450 kanatlı kümes hayvanı 147.820'dir. 1.650 adet arı kovanı vardır. İlçede büyük bir sanayi kuruluşu yoktur. Organize Sanayi kuruluşu çalışmaları devam etmektedir. Küçük sanat erbabının faaliyet gösterdiği 228 işyeri kapasiteli Küçük Sanayi Sitesi bulunmaktadır. İlçe merkezinde 3 adet un, 4 adet yem, 1 adet ısıcam, 1 adet teneke ve gazoz fabrikası bulunmaktadır. Üretilen patateslerin değerlendirilmesi için cips fabrikası inşaatı tamamlanmak üzeredir. Ayrıca patates un fabrikası yapılması için çalışmalar devam etmektedir.
İlçenin Hüdai Kaplıcaları termal Turizm potansiyeli yönünden oldukça zengindir. Örnek niTlfik taşımaktadır. Hüdai Kaplıcaları, çevre özelliğini bozmayan, rastgele inşaat yapımına müsaade edilmeyen niteliğini korumaktadır. Merkezdeki ve Hüdai Kaplıcasında bulunan otel ve villâların toplam yatak kapasitesi 2000'dir. yatak kapasitesi bulunmaktadır. Hüdai Kaplıcaları Turizm Bakanlığı'nca "Turizm Merkezi" ilân edilmiştir (Bk: Turizm) Kaplıca merkezinde 328 yataklı 2 otel, 1700 yataklı villâlar ve çadır kentler mevcuttur. Böylece iç ve dış turizme hizmet verilmektedir. İlçe sınırları içerisinde bulunan Akdağ Orman Bakanlığının 29.06.2000 tarih ve MPG.MP.1.23. 03/270 sayılı Olur'larıyla "Tabiat Parkı" olarak tescil edilmiştir. "Akdağ" ve Akdağ'da bulunan "Kocayayla" ile "Tokalı Kanyon" görülmeye ve gezilmeye değer yerleridir.
İl merkezine 60 km uzaklıktadır. Antalya-Denizli karayolu ve İzmir-Ankara-İstanbul demiryolu hattı üzerinde kurulmuş önemli yerleşim merkezlerindendir. Sandıklı 1924 yılında ilçe olmuştur. Kaplıcası ve leblebisi ile tanınmaktadır.
İlçenin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, Frigyalılar döneminde kurulduğu, yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır.Sandıklı bölgesinin en büyük yerleşim yeri Kussar-Kussor idi. Bu şehir, Hititlerin başşehri olarak bilinen Hattuşaş ayarında bir şehirdi. Bu durum Oxford Üniversitesinden Arkeolog Miss.Winifert Lamb tarafından Kussar (Kusura köyü) Höyüğünde yapılan kazılardan anlaşılmıştır.
Kusura şehri, tarih itibariyle M.Ö. 5000 yıllarına kadar dayanmaktadır. Buradan çıkan eserler Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi'nde olup, Bakır çağını yansıtmaktadır. Hititlerin M.Ö. 1200 yıllarında yıkılması ile Frig devleti kurulmuştur. Sandıklıda bu dönemde önem kazanmıştır. Tarihte Yanık Frigya olarak bilinen bölge içindeki beş şehri kapsayan Pentapolis bölümü bugünkü Sandıklı ovasına yayılmış olan Koçhisar (Hierapolis), Karasandıklı (Bruzeus), Menteş (Stektoriom), ve Yanıkören (Otreus) önemli yerleşim merkezleri ve antik kentlerdir.
Sandıklı M.S. 395 yılından 1078 yılına kadar geçen süre içerisinde Bizans yönetiminde kalmıştır. 1071 Malazgirt Savaşından sonra zamanla,Türkler bütün Anadolu'ya hâkim olmuşlardır. Anadolu'ya gelen Türkmen boylarının başında Kutalmışoğlu Süleyman, Mesut, Dolatan, Emir Alpyoluk Afşin, Sanduk Beyler bulunuyordu. Afyonkarahisar ve Sandıklı bölgesi Dolatan ve Emir Sanduk kuvvetlerince Akdağ kesimine kadar, tamamen Bizanslıların elinden alınmıştır.
Selçuklular zamanında Germiyanoğulları, Sandıklı'yı çeyiz hediyesi olarak Yıldırım Beyazıt'a vermişlerdir. Böylece Osmanlı hâkimiyetine geçmiş, Timur'un Anadolu'yu istilâsı ile Osmanlı hâkimiyetinden çıkan Sandıklı, bir ara Karamanoğulları Beyliğinin elinde kalmış ise de, daha sonra tekrar Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla Anadolu'da irili, ufaklı beylikler kurulmuştur. Germiyanoğulları bundan yararlanarak Sandıklı bölgesini hâkimiyetleri altına almışlardır. Bu dönemde bazı eserler yapılmış ve şehrin tamiri 1325'te tamamlanmıştır. Ulu Camî, yine bu dönemde, 26 Mart 1379'da yapılarak ibadete açılmıştır. İstiklâl Savaşı yıllarında Sandıklı ve köyleri Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ise de uzun sürmemiştir. İstiklâl Savaşı sonucunda Türkiye Cumhuriyeti idaresine geçmiştir.
İlçe, ilimizin güneybatısında kurulmuş olup, doğusunda Kumalar dağ silsilesi, güneyinde Akdağ, batısında da Ahır dağları ile çevrilidir. Yüzey şekli bakımından ovası alüvyonlu ve verimlidir.
Sandıklı ovasının ortasından Kûfi çayı geçer. Daha ileride Hamam çayı ve Beylik deresi ile birleşip, Dinar ovasını sulayarak Büyük Menderes sularına karışır. İlçe, kışları soğuk ve kar yağışlı, yaz ayları ise kurak ve sıcak bir iklime sahiptir. İlçede merkez belediye dahil 11 belediye ve 47 köy mevcuttur.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 87.982'dir. Bunun 43.791'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 1036 km²'dir. İlçede 70 ilköğretim okulu (13'ü, tamamı taşıma nedeniyle kapalı) 6 lise ve dengi okul, 1 Halk Eğitim Merkezi, 1 Çıraklık Eğitim Merkezi, 2 Motorlu Taşıt Sürücü Kursu, 1 Özel Dersane, 5 Özel Yurt Pansiyon, 1 Öğretmen Evi mevcuttur.
İlköğretim okullarında 8142, lise ve dengi okullarda 1499 olmak üzere toplam 9.641 öğrenci öğrenim görmektedir. Halk Eğitim ve Çıraklık Eğitim Merkezlerinde değişik alanlarda kurslar açılmaktadır. İlçede toplam 525 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçemizde Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlı olarak Sandıklı Meslek Yüksekokulu bulunmaktadır. Bu yüksekokula bağlı 6 bölüm( program) vardır :
Yüksekokulda ön lisans programı uygulanmaktadır.
İlçede 1 kütüphane bulunmakta, 3 mahallî gazete yayınlanmaktadır. (Sandıklı Postası, Termal ve Sandıklı Hareket haftalık olarak çıkmaktadır.)
İlçede 125 yataklı 1 Devlet Hastahanesi, devlet hastanesi bünyesinde 6 makineli dializ ünitesi, 6 ambulans, 112 acil yardım ve kurtarma hizmetleri, 14 Sağlık Ocağı ve 19 Sağlık Evi, 1 Sağlık Meslek
Lisesi sağlık alanında hizmet vermektedir. Ayrıca ilçede 19 adet eczahane bulunmaktadır.
İlçede 500 kişilik bir kapalı spor salonu, 1000 kişilik portatif trübünü bulunan bir stadyum ve 2 semt sahası, 4 adet çocuk oyun alanı bulunmaktadır. Kaymakamlıkça her yıl düzenlenen futbol ve voleybol müsabakaları ile spor faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır. İlçede 4 futbol takımı, 1 voleybol ve 1 basketbol takımı ile amatör spor kulübü vardır. İlçe halkının büyük bir kısmı tarımla uğraşmaktadır. Tarım faaliyetleri büyük ölçüde modern tarım makineleriyle sürdürülmektedir. Daha çok buğday, arpa, nohut, fiğ, şekerpancarı, haşhaş, patates ve vişne yetiştirilmektedir.İlçede hayvancılık tarım ile müşterek olarak yapılmaktadır. Ova köylerinde koyun ve büyükbaş, dağ köylerinde ise daha ziyade küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Dağ köylerinde hayvancılık, ova köylerinde tarım daha ağır basmaktadır. Hayvancılık yaz aylarında daha çok ilçemiz hudutları içerisindeki yaylalarda ve otlaklarda, kış aylarında ise besi şeklinde yapılmaktadır. Toplam büyükbaş 24.420 küçükbaş 56.450 kanatlı kümes hayvanı 147.820'dir. 1.650 adet arı kovanı vardır. İlçede büyük bir sanayi kuruluşu yoktur. Organize Sanayi kuruluşu çalışmaları devam etmektedir. Küçük sanat erbabının faaliyet gösterdiği 228 işyeri kapasiteli Küçük Sanayi Sitesi bulunmaktadır. İlçe merkezinde 3 adet un, 4 adet yem, 1 adet ısıcam, 1 adet teneke ve gazoz fabrikası bulunmaktadır. Üretilen patateslerin değerlendirilmesi için cips fabrikası inşaatı tamamlanmak üzeredir. Ayrıca patates un fabrikası yapılması için çalışmalar devam etmektedir.
İlçenin Hüdai Kaplıcaları termal Turizm potansiyeli yönünden oldukça zengindir. Örnek niTlfik taşımaktadır. Hüdai Kaplıcaları, çevre özelliğini bozmayan, rastgele inşaat yapımına müsaade edilmeyen niteliğini korumaktadır. Merkezdeki ve Hüdai Kaplıcasında bulunan otel ve villâların toplam yatak kapasitesi 2000'dir. yatak kapasitesi bulunmaktadır. Hüdai Kaplıcaları Turizm Bakanlığı'nca "Turizm Merkezi" ilân edilmiştir (Bk: Turizm) Kaplıca merkezinde 328 yataklı 2 otel, 1700 yataklı villâlar ve çadır kentler mevcuttur. Böylece iç ve dış turizme hizmet verilmektedir. İlçe sınırları içerisinde bulunan Akdağ Orman Bakanlığının 29.06.2000 tarih ve MPG.MP.1.23. 03/270 sayılı Olur'larıyla "Tabiat Parkı" olarak tescil edilmiştir. "Akdağ" ve Akdağ'da bulunan "Kocayayla" ile "Tokalı Kanyon" görülmeye ve gezilmeye değer yerleridir.
KIZILÖREN
KIZILÖREN
Afyonkarahisar-Antalya karayoluna 3 km'lik mesafede kurulmuş olan ilçe, il merkezine 87 km uzaklıktadır. 1990 yılında ilçe olmuştur. Tarım ve hayvancılık başlıca geçim kaynaklarıdır.
İlçenin tarihî kuruluşu hakkında elimizde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak ilçe halkının yaşlıları arasında eskiden beri söylene gelen rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlere göre ilçemiz, Ankara-Antalya karayolu üzerinde bulunan Belediyeye ait akaryakıt istasyonunun bulunduğu Karapınar mevkiinde küçük bir köy olarak kurulmuştur. Halk, meydana gelen bir sel felâketinden sonra şu anda ilçenin bulunduğu alana göç etmiştir.
İlçeye eskiden "Kızılviran" denirdi. Şu andaki adını (Kızılören) daha sonra almıştır.
Kızılören, Afyonkarahisar ilinin güney batısında kurulmuş, kuzeyinde Sandıklı, güneyinde Dinar, batısında Akdağ, doğusunda Kumalar dağı bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 1.111 metre yüksekliktedir.
İlçenin nüfusu 22 Ekim 2000 genel nüfus sayımına göre 4.126'dır. Bunun 2.558'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 337 km²'dir.
İlçede 2 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Toplam 410 öğrenciye 31 öğretmenle hizmet verilmektedir. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce giyim, arıcılık, halk oyunları, okuma-yazma ve el sanatları kursları açılmaktadır.
İlçedeki 20 yatak kapasiteli Sağlık Merkezi binası devlet-millet işbirliğiyle yapılmıştır. İlçede ayrıca sağlık hizmetlerinin sunulduğu 1 Merkez Sağlık Ocağı ile 2 Sağlık Evi bulunmaktadır.
İlçe ve ilçeye bağlı köylerin geçim kaynağı genel olarak tarım ve tarıma dayalı hayvancılıktır. Sulu tarım yeterli düzeyde değildir. Çoklukla buğday ve arpa, haşhaş ekimi yapılmaktadır. İlçemizin merkez ve köylerinde, tarımla birlikte büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği de yapılmaktadır.
İlçe sınırları içerisinde, özel sektöre ait bir sanayi tesisi olarak, 70 civarında işçinin çalıştığı YETAŞ Mobilya Fabrikası bulunmaktadır.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca yapılan konfeksiyon atölyesi, özel sektörü teşvik etmek için kiraya verilmiştir; yaklaşık olarak 40 işçi ile faaliyetine devam etmektedir. Ayrıca, ilçede el sanatları olarak halıcılık yapılmaktadır.
İlçe merkezinde bulunan Ulu Cami ve korumaya alınan çınar ağacı görülmeye değer yerlerinden biridir. Şehir merkezinde tarihî evler de mevcuttur.
Afyonkarahisar-Antalya karayoluna 3 km'lik mesafede kurulmuş olan ilçe, il merkezine 87 km uzaklıktadır. 1990 yılında ilçe olmuştur. Tarım ve hayvancılık başlıca geçim kaynaklarıdır.
İlçenin tarihî kuruluşu hakkında elimizde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak ilçe halkının yaşlıları arasında eskiden beri söylene gelen rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlere göre ilçemiz, Ankara-Antalya karayolu üzerinde bulunan Belediyeye ait akaryakıt istasyonunun bulunduğu Karapınar mevkiinde küçük bir köy olarak kurulmuştur. Halk, meydana gelen bir sel felâketinden sonra şu anda ilçenin bulunduğu alana göç etmiştir.
İlçeye eskiden "Kızılviran" denirdi. Şu andaki adını (Kızılören) daha sonra almıştır.
Kızılören, Afyonkarahisar ilinin güney batısında kurulmuş, kuzeyinde Sandıklı, güneyinde Dinar, batısında Akdağ, doğusunda Kumalar dağı bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 1.111 metre yüksekliktedir.
İlçenin nüfusu 22 Ekim 2000 genel nüfus sayımına göre 4.126'dır. Bunun 2.558'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 337 km²'dir.
İlçede 2 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Toplam 410 öğrenciye 31 öğretmenle hizmet verilmektedir. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce giyim, arıcılık, halk oyunları, okuma-yazma ve el sanatları kursları açılmaktadır.
İlçedeki 20 yatak kapasiteli Sağlık Merkezi binası devlet-millet işbirliğiyle yapılmıştır. İlçede ayrıca sağlık hizmetlerinin sunulduğu 1 Merkez Sağlık Ocağı ile 2 Sağlık Evi bulunmaktadır.
İlçe ve ilçeye bağlı köylerin geçim kaynağı genel olarak tarım ve tarıma dayalı hayvancılıktır. Sulu tarım yeterli düzeyde değildir. Çoklukla buğday ve arpa, haşhaş ekimi yapılmaktadır. İlçemizin merkez ve köylerinde, tarımla birlikte büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği de yapılmaktadır.
İlçe sınırları içerisinde, özel sektöre ait bir sanayi tesisi olarak, 70 civarında işçinin çalıştığı YETAŞ Mobilya Fabrikası bulunmaktadır.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca yapılan konfeksiyon atölyesi, özel sektörü teşvik etmek için kiraya verilmiştir; yaklaşık olarak 40 işçi ile faaliyetine devam etmektedir. Ayrıca, ilçede el sanatları olarak halıcılık yapılmaktadır.
İlçe merkezinde bulunan Ulu Cami ve korumaya alınan çınar ağacı görülmeye değer yerlerinden biridir. Şehir merkezinde tarihî evler de mevcuttur.
İSÇEHİSAR
İSÇEHİSAR
Afyonkarahisar-Ankara karayolu üzerinde olup il merkezine 23 km uzaklıktadır. 1987 yılında ilçe olmuştur. Zengin mermer yatakları üzerinde kurulmuş olan ilçemiz, tarım, hayvancılık ve mermer sanayi üzerinde gelişmiştir. İlçenin adı, ilk defa işitenler için oldukça dikkat çekicidir. "İscehisar" ismi ile ilgili olarak, Anadolu'nun Türkler tarafından fethedilmesi yıllarına bakıldığında şu bilgilere rastlamaktayız: " Çin tarihlerine göre en eski Türk ili (TÜRKİSTAN) Hiyenigne(Koyunlu) devleti beş büyük hanlık şeklinde yönetiliyordu. Kuzeyde KARAHAN, güneyde AKHAN, batıda KIZILHAN, merkezde SARIHAN(İlhan), doğuda GÖKHAN komuta ediyordu. Şu halde Kara, Gök, Kızıl, Ak ve Sarı isimleri renk değil, birer yön ve Türk İli'nin ayrıldığı beş büyük boy adı demektir.
Selçuklu hükümdarı I.MESUD döneminde Afyonkarahisar civarında 300 yerleşim bölgesi tespit edilmiş, yukarıda bahsedilen Türk boyları buralara iskân edilmiştir. Oturumuna tahsis edilen milletin mensup olduğu boy adına göre bu bölgelerin adları konulmuştur. Bu beş boydan bölünerek Anadolu'ya gelenlerin yerleşim alanları şunlardır: "Kar, Karaca, Karasar, (Karahisar-Afyonkarahisar) İscekarahisar (İscehisar), Karacaören (Belkaramık), Karadilli, Karayokuş, Karakuyu, Karataş, Karacalar, Karasandıklı, Karakışla, Karahalilli, Karayatak."
Bu bilgiler ışığında düşünüldüğünde, "İscehisar" adı Karahan boyundan gelen Türklerin adıdır. Yaşlıların zaman zaman kullandıkları "İscekaraser" şeklindeki ifadelerden de bu hükme varmak mümkündür. Demek ki Türkler 800 yıl önce Anadolu'yu vatan olarak benimsemişler, Karahanlılar boyundan gelenlerle bölgeye "İscekaraser" adını vermişlerdi. Zamanla bu isim İscehisar'a dönüşmüştür.
Tarihi oldukça eski olan ilçemizde Roma, Hitit, Frig ve Türk-İslâm dönemlerine ait pek çok eser bulunmaktadır. Bu dönemlere ait eserlerin bir kısmı tahrip olmakla birlikte önemli bir bölümü günümüze kadar ulaşmıştır. Seydiler Kalesi, peribacaları, Kırkinler, Çatal Kayalar, Menevşeli Kayalar, Kızıl Kayalar, Selimiye Kayalıkları, Ornaş Kayalıkları, Bacak Kale, Dökümeon Kale surları, Gresunlular Şehitliği, Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait yerler görülmeye değer eser ve tabiat harikalarıdır.
Alanyurt, Selimiye, Çatağıl ve Dağlat çevreleri yayla ve dağ turizmine elverişlidir. İlçe merkezinin kuzeyindeki ormanlık alanlar piknik yapmaya ve avcılığa oldukça müsaittir. Seydiler Gölü çevresi, Köroğlu dağları ormanlık sahaları ve Acısu mevkii ilçenin belli başlı dinlenme yerleridir.
İlçenin Seydiler kasabasında Hasan bin Basri Türbesi ve Camisi bulunmaktadır. Kuduz hastalığını tedavi eden Hasan Bin Basri ve beş bilgin arkadaşı, Horasan'dan gelip Seydiler kasabasına yerleşmişler ve burada yaşamışlardır. Bunların türbesi Hasan Bin Basri soyundan gelen "Tekkeşin" adı verilen kişilerce yaptırılmış ve bunlar türbenin bakım ve temizliğini nöbetleşe olarak üstlenmişlerdir. Hasan Bin Basri'nin muhafızları olduğu sanılan Çoban Dede yatırları da bu kasabamızdadır.
Ege bölgesinin en doğusundaki ilçelerimizden birisi olan İscehisar, 29 °c- 40¢ -31°c-43¢ doğu meridyenleri ile 37°-40¢-39°-17¢ kuzey paralelleri arasında olup doğudan Bayat, batıdan Afyonkarahisar merkez, kuzeyden İhsaniye ve Çifteler(Eskişehir) ilçeleri, güneyden Gebeceler kasabasıyla çevrilmiştir.
Ortalama yükseltisi 1050 m olan ilçenin yüzey şekillerinde önemli farklılaşmalar görülür. İlçe topraklarının kuzey ve kuzey doğu kesimleri dağlık ve engebeli olmasına rağmen, güney ve batı kesimleri ise dalgalı ve düz bir yapı şeklinde görülür. İlçenin genel görünümü ise yayla karakteri taşımaktadır.
İlçe merkezi 7 tepe üzerinde kurulmuştur. İscehisar Çay'ı ilçeyi ikiye ayırmıştır.
Volkanik karakterli ve kalkerle bir yapıya sahip olan ilçenin önemli yükseltileri şunlardır: Ağındağı (1526m), Elmadağı (1516m), Şapane Tepesi (1785 m), Köroğlu Dağı (1526m), Madentepe (1894 m), Karakol Tepesi (1721 m), Asar Dağı (1400 m), Kavaklı Beli (1444 m)
İlçenin nüfusu 22 Ekim 2000 nüfus sayımına göre genel olarak 23.209'dir. Bunun 11.813'ü ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 483 km²'dir.
Coğrafî konumu itibariyle ilçe, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin birbirine en çok yakınlaştıkları yerde kurulduğu için, bu özelliğinden dolayı İscehisar'da Akdeniz ve karasal iklimin özellikleri görülür. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir.
İklim şartlarına ve yüzey şekil özelliklerine bağlı olarak belirlenen tabiî bitki örtüsü "bozkır" dır. Ormanlık alanı ilçe yüzölçümünün ¼'ü kadardır. Başlıca orman ağaçları karaçam, meşe, ardıç, palamut ve karaağaçtır.
İlçede eğitim ve öğretim faaliyetleri örgün ve yaygın eğitim alanlarında yürütülmektedir. İlçemizde 19 ilköğretim, 2 ortaöğretim bulunmaktadır. Toplam: 4.362 öğrenciye 155 öğretmenle hizmet verilmektedir. İlçe de 1 Meslek Yüksekokulu bulunup 189 öğrenciye 8 öğretim görevlisiyle eğitim verilmektedir. Ayrıca Halk eğitim merkezi müdürlüğü merkez ilçe ve köylerinde kurslar açarak hizmet sunmaktadır.
İlçede 25 yataklı 1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık Ocağı, 4 Sağlık Eviyle halka sağlık hizmeti verilmektedir.
İlçede 1500 kişi kapasiteli 1 stadyum ve 1 spor kulübü bulunmaktadır.
İlçenin ekonomisi büyük ölçüde mermerciliğe dayansa da tarım ve hayvancılık önemli bir yer tutar. İlçe merkezinde çalışan nüfusun büyük bir kısmı (% 80'i) ile köylerde çalışan nüfusun küçük bir kısmı (%20'si) mermercilikle uğraşmaktadır. Tarım ve hayvancılık faaliyetleri mermercilikle birlikte olarak yürütülmektedir.
Tarım ilçemizin 14.820 hektarlık alanında susuz tarım şeklinde yapılmaktadır. Tarım alanları ilçenin güney ve batı kesimlerindedir.
Arazi kullanımında gösterilen işlenebilir arazinin 391 hektarında sulu, 14.429 hektarında ise susuz tarım yapılmaktadır. Daha çok buğday, arpa, ayçiçeği, haşhaş, vişne, elma ve kayısı yetiştirilmektedir.
İlçemizde hayvancılık ev ihtiyaçlarımızı karşılamak için, köylerimizde ise geçimi temin etmek için yapılmaktadır. Daha çok koyun, sığır, keçi, tavuk, hindi ve ördek yetiştirilmektedir.
Mermer:
Kalkerlerin metamorfizmaya uğraması sonucu meydana gelen kaya çeşitlerindendir. Ülkemizde ve dünyada "Afyonkarahisar mermeri" olarak bilinen ve tanınan mermer İscehisar'da çıkarılıp işlenmektedir. İscehisar'da 2000 yıldır mermer ocakları işletilmektedir. Muhtemel mermer rezervinin 500x106 m3, olduğu bunun 70 x 106 m3' ünün görünür rezerv olduğu hesaplanmıştır. Mermer atıkları çeşitli alanlarda değerlendirilmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:
a)İlâç, boya ve kimya sanayiinde, b)Karo, sıva, çimento ve buna benzer inşaat sektöründe c)Seramik, porselen ve sert plâstik imalatında d)Filitrasyon işlerinde
İlçede çıkarılan mermer çeşitleri şunlardır: Afyonkarahisar kaymağı, kirli sarı, Afyonkarahisar şekeri, Afyonkarahisar gülü, kaplan postu ve menekşedir.
Ocak mermerciliği: 1980 yılına kadar ilkel metodlarla çıkarılan mermer, bu yıldan sonra yeni teknolojik imkânlarla çıkarılmaya başlanmıştır. Bundan dolayı taş kaybı azalmıştır.
Mermer, 1983 yılına kadar hammadde olarak satılmakta iken 1983 yılından sonra işletmeye yönelmiştir.
Afyonkarahisar-Ankara karayolu üzerinde olup il merkezine 23 km uzaklıktadır. 1987 yılında ilçe olmuştur. Zengin mermer yatakları üzerinde kurulmuş olan ilçemiz, tarım, hayvancılık ve mermer sanayi üzerinde gelişmiştir. İlçenin adı, ilk defa işitenler için oldukça dikkat çekicidir. "İscehisar" ismi ile ilgili olarak, Anadolu'nun Türkler tarafından fethedilmesi yıllarına bakıldığında şu bilgilere rastlamaktayız: " Çin tarihlerine göre en eski Türk ili (TÜRKİSTAN) Hiyenigne(Koyunlu) devleti beş büyük hanlık şeklinde yönetiliyordu. Kuzeyde KARAHAN, güneyde AKHAN, batıda KIZILHAN, merkezde SARIHAN(İlhan), doğuda GÖKHAN komuta ediyordu. Şu halde Kara, Gök, Kızıl, Ak ve Sarı isimleri renk değil, birer yön ve Türk İli'nin ayrıldığı beş büyük boy adı demektir.
Selçuklu hükümdarı I.MESUD döneminde Afyonkarahisar civarında 300 yerleşim bölgesi tespit edilmiş, yukarıda bahsedilen Türk boyları buralara iskân edilmiştir. Oturumuna tahsis edilen milletin mensup olduğu boy adına göre bu bölgelerin adları konulmuştur. Bu beş boydan bölünerek Anadolu'ya gelenlerin yerleşim alanları şunlardır: "Kar, Karaca, Karasar, (Karahisar-Afyonkarahisar) İscekarahisar (İscehisar), Karacaören (Belkaramık), Karadilli, Karayokuş, Karakuyu, Karataş, Karacalar, Karasandıklı, Karakışla, Karahalilli, Karayatak."
Bu bilgiler ışığında düşünüldüğünde, "İscehisar" adı Karahan boyundan gelen Türklerin adıdır. Yaşlıların zaman zaman kullandıkları "İscekaraser" şeklindeki ifadelerden de bu hükme varmak mümkündür. Demek ki Türkler 800 yıl önce Anadolu'yu vatan olarak benimsemişler, Karahanlılar boyundan gelenlerle bölgeye "İscekaraser" adını vermişlerdi. Zamanla bu isim İscehisar'a dönüşmüştür.
Tarihi oldukça eski olan ilçemizde Roma, Hitit, Frig ve Türk-İslâm dönemlerine ait pek çok eser bulunmaktadır. Bu dönemlere ait eserlerin bir kısmı tahrip olmakla birlikte önemli bir bölümü günümüze kadar ulaşmıştır. Seydiler Kalesi, peribacaları, Kırkinler, Çatal Kayalar, Menevşeli Kayalar, Kızıl Kayalar, Selimiye Kayalıkları, Ornaş Kayalıkları, Bacak Kale, Dökümeon Kale surları, Gresunlular Şehitliği, Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait yerler görülmeye değer eser ve tabiat harikalarıdır.
Alanyurt, Selimiye, Çatağıl ve Dağlat çevreleri yayla ve dağ turizmine elverişlidir. İlçe merkezinin kuzeyindeki ormanlık alanlar piknik yapmaya ve avcılığa oldukça müsaittir. Seydiler Gölü çevresi, Köroğlu dağları ormanlık sahaları ve Acısu mevkii ilçenin belli başlı dinlenme yerleridir.
İlçenin Seydiler kasabasında Hasan bin Basri Türbesi ve Camisi bulunmaktadır. Kuduz hastalığını tedavi eden Hasan Bin Basri ve beş bilgin arkadaşı, Horasan'dan gelip Seydiler kasabasına yerleşmişler ve burada yaşamışlardır. Bunların türbesi Hasan Bin Basri soyundan gelen "Tekkeşin" adı verilen kişilerce yaptırılmış ve bunlar türbenin bakım ve temizliğini nöbetleşe olarak üstlenmişlerdir. Hasan Bin Basri'nin muhafızları olduğu sanılan Çoban Dede yatırları da bu kasabamızdadır.
Ege bölgesinin en doğusundaki ilçelerimizden birisi olan İscehisar, 29 °c- 40¢ -31°c-43¢ doğu meridyenleri ile 37°-40¢-39°-17¢ kuzey paralelleri arasında olup doğudan Bayat, batıdan Afyonkarahisar merkez, kuzeyden İhsaniye ve Çifteler(Eskişehir) ilçeleri, güneyden Gebeceler kasabasıyla çevrilmiştir.
Ortalama yükseltisi 1050 m olan ilçenin yüzey şekillerinde önemli farklılaşmalar görülür. İlçe topraklarının kuzey ve kuzey doğu kesimleri dağlık ve engebeli olmasına rağmen, güney ve batı kesimleri ise dalgalı ve düz bir yapı şeklinde görülür. İlçenin genel görünümü ise yayla karakteri taşımaktadır.
İlçe merkezi 7 tepe üzerinde kurulmuştur. İscehisar Çay'ı ilçeyi ikiye ayırmıştır.
Volkanik karakterli ve kalkerle bir yapıya sahip olan ilçenin önemli yükseltileri şunlardır: Ağındağı (1526m), Elmadağı (1516m), Şapane Tepesi (1785 m), Köroğlu Dağı (1526m), Madentepe (1894 m), Karakol Tepesi (1721 m), Asar Dağı (1400 m), Kavaklı Beli (1444 m)
İlçenin nüfusu 22 Ekim 2000 nüfus sayımına göre genel olarak 23.209'dir. Bunun 11.813'ü ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 483 km²'dir.
Coğrafî konumu itibariyle ilçe, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin birbirine en çok yakınlaştıkları yerde kurulduğu için, bu özelliğinden dolayı İscehisar'da Akdeniz ve karasal iklimin özellikleri görülür. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir.
İklim şartlarına ve yüzey şekil özelliklerine bağlı olarak belirlenen tabiî bitki örtüsü "bozkır" dır. Ormanlık alanı ilçe yüzölçümünün ¼'ü kadardır. Başlıca orman ağaçları karaçam, meşe, ardıç, palamut ve karaağaçtır.
İlçede eğitim ve öğretim faaliyetleri örgün ve yaygın eğitim alanlarında yürütülmektedir. İlçemizde 19 ilköğretim, 2 ortaöğretim bulunmaktadır. Toplam: 4.362 öğrenciye 155 öğretmenle hizmet verilmektedir. İlçe de 1 Meslek Yüksekokulu bulunup 189 öğrenciye 8 öğretim görevlisiyle eğitim verilmektedir. Ayrıca Halk eğitim merkezi müdürlüğü merkez ilçe ve köylerinde kurslar açarak hizmet sunmaktadır.
İlçede 25 yataklı 1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık Ocağı, 4 Sağlık Eviyle halka sağlık hizmeti verilmektedir.
İlçede 1500 kişi kapasiteli 1 stadyum ve 1 spor kulübü bulunmaktadır.
İlçenin ekonomisi büyük ölçüde mermerciliğe dayansa da tarım ve hayvancılık önemli bir yer tutar. İlçe merkezinde çalışan nüfusun büyük bir kısmı (% 80'i) ile köylerde çalışan nüfusun küçük bir kısmı (%20'si) mermercilikle uğraşmaktadır. Tarım ve hayvancılık faaliyetleri mermercilikle birlikte olarak yürütülmektedir.
Tarım ilçemizin 14.820 hektarlık alanında susuz tarım şeklinde yapılmaktadır. Tarım alanları ilçenin güney ve batı kesimlerindedir.
Arazi kullanımında gösterilen işlenebilir arazinin 391 hektarında sulu, 14.429 hektarında ise susuz tarım yapılmaktadır. Daha çok buğday, arpa, ayçiçeği, haşhaş, vişne, elma ve kayısı yetiştirilmektedir.
İlçemizde hayvancılık ev ihtiyaçlarımızı karşılamak için, köylerimizde ise geçimi temin etmek için yapılmaktadır. Daha çok koyun, sığır, keçi, tavuk, hindi ve ördek yetiştirilmektedir.
Mermer:
Kalkerlerin metamorfizmaya uğraması sonucu meydana gelen kaya çeşitlerindendir. Ülkemizde ve dünyada "Afyonkarahisar mermeri" olarak bilinen ve tanınan mermer İscehisar'da çıkarılıp işlenmektedir. İscehisar'da 2000 yıldır mermer ocakları işletilmektedir. Muhtemel mermer rezervinin 500x106 m3, olduğu bunun 70 x 106 m3' ünün görünür rezerv olduğu hesaplanmıştır. Mermer atıkları çeşitli alanlarda değerlendirilmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:
a)İlâç, boya ve kimya sanayiinde, b)Karo, sıva, çimento ve buna benzer inşaat sektöründe c)Seramik, porselen ve sert plâstik imalatında d)Filitrasyon işlerinde
İlçede çıkarılan mermer çeşitleri şunlardır: Afyonkarahisar kaymağı, kirli sarı, Afyonkarahisar şekeri, Afyonkarahisar gülü, kaplan postu ve menekşedir.
Ocak mermerciliği: 1980 yılına kadar ilkel metodlarla çıkarılan mermer, bu yıldan sonra yeni teknolojik imkânlarla çıkarılmaya başlanmıştır. Bundan dolayı taş kaybı azalmıştır.
Mermer, 1983 yılına kadar hammadde olarak satılmakta iken 1983 yılından sonra işletmeye yönelmiştir.
İHSANİYE
İHSANİYE
Afyonkarahisar'ın 35 km kuzeyinde tabiat ve tarihin en cömert davrandığı ilçelerimizden biridir.1959 yılında ilçe olmuştur. Meşe, çam, ardıç ormanları ve koruluklarla çevrilidir. Gazlıgöl kaplıcası ve içmeleri, Frig Kaya Anıtları, Roma-Bizans kaya yerleşimleri, mezar odaları, peribacaları ve yaylaları ilgi odaklarından bazılarıdır.
İlçenin köklü bir mazisi vardır. Eski medeniyetlere beşiklik etmesi onun tarihî çehresini güzelleştirmektedir.
İhsaniye'nin vaktiyle Hitit İmparatorluğu sınırları içerisinde bulunduğuna dair elde bazı belgeler mevcuttur. Hitit İmparatorluğu'nu ortadan kaldıran Frigyalıların eski yapıların da İhsaniye sınırları içerisinde rastlanmaktadır. Ayazin, Kayıhan yerleşim birimleri Kapıkayalar, Aslantaş, Maltaş ve Yılantaş gibi Göynüş Vadisi'ndeki yerler, mezar oldukları sanılan tarihî kalıntılar Frigler dönemine aittir. Ayrıca tabiat harikası kütleler ve peribacalarının süslediği Frig bölgesi diye anılan saha bu yörenin Frigler zamanının önemli bir yerleşim bölgesi olduğunu gösterir. Bölge Pers, Helen, Roma ve Bizanslıların, daha sonra Selçukluların ve Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. Bu medeniyetlerden günümüze kadar yaşayabilen eserlere rastlanmaktadır.
Anadolu'nun 1071 Malazgirt Meydan Savaşı'ndan sonra Türklerin yerleşimine açılması sonucunda bazı Türk boylarına mensup kafilelerin bu bölgeye yerleştikleri sanılmaktadır. Döğer ve Alanlı bölgelerinin Oğuz Türkleri tarafından 1085 yıllarında iskân edildiği tahmin edilmektedir. Döğer ve Anıtkaya yerleşim bölgelerinde Germiyanoğullarından kalan kervansarayların mevcut oluşu ilçenin bir yol kavşağı ve konaklama yeri olduğunun kuvvetli delilleridir.
İhsaniye 13 Temmuz 1921'de Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ve tam13 ay 14 gün düşman zulmü altında kalmıştır. Millî Kurtuluş Savaşımız sırasında 22 Ağustos 1922'de düşman istilâsından kurtulmuştur.
İhsaniye, mevkii olarak Orta Anadolu ve Batı Anadolu bölgeleri arasındadır. Doğudan İscehisar, batıdan kısmen Kütahya ve Altıntaş, kuzeyden Seyitgazi ve kısmen Kütahya, güneyden Afyonkarahisar ile çevrilidir. Yüzölçümü 888 km2'dir. İlçe genel görünümü itibariyle yayla karakterini göstermektedir. Rakımı 1093 metredir. İlçe, denizlerden uzak ve dağlarla çevrili olduğu için tipik bir kara iklimine sahiptir. Genellikle kışları soğuk, yaz mevsimi kısa ve sıcak geçer.
Bölgedeki akarsular, Emre Gölü'nün beslendiği Döğer Çayı ile Üçler Kayası köyünün yakınından geçen Balıklıpınar ve Eğret'ten çıkan Cumalı çaylarıdır.
İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 34.224'dir.Bunun 5.095'i ilçe merkezinde yaşamaktadır.
İlçe sahip olduğu eğitim-öğretim kadrosu ve öğrenci potansiyeliyle oldukça iyi durumdadır. İlçe ve çevresinde eğitim-öğretim halen 31 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okuluyla yapılmaktadır. Toplam 5107 öğrenciye 72 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca ilçemizde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü halkımızın istekleri doğrultusunda bilgi ve becerileri arttırıcı kurslar açarak hizmet vermektedir.
Merkez ile çevre yerleşim bölgelerinde 6 Sağlık Ocağı, 5 Sağlık Evi ve 1 Sağlık Meslek lisesi bulunmaktadır. İlçe spor faaliyetleri bakımından vasat bir seviyededir. İlçede 3 semt sahası ve 5 spor kulübü mevcuttur. Ayrıca 500 kişi kapasiteli, 1 kapalı spor salonu vardır.
İlçe ekonomisi; hayvancılık, besicilik, tarım ve az da olsa ticarete dayanmaktadır. Sanayi olarak dünyaca ünlü Kızılay Madensuyu ve Yıldız Madensuyu İşletmesi ve özel sektöre ait 2 adet un fabrikası bulunmaktadır.
Gazlıgöl kaplıcası İhsaniye ilçesi sınırları içerisinde, Afyonkarahisar'a 25 km uzaklıktadır. Afyonkarahisar Belediyesince işletilmektedir. İklim karasal olduğu için halkımız elverişli olan yerlerde hayvancılığa yönelmiştir. İklime uygun olarak ilçe çapında çoğunlukla tahıl ürünleri yetiştirilmektedir. Aileler, genel olarak kendi ihtiyaçlarına yönelik sebze ve meyve üretimi yapmaktadırlar.
Afyonkarahisar'ın 35 km kuzeyinde tabiat ve tarihin en cömert davrandığı ilçelerimizden biridir.1959 yılında ilçe olmuştur. Meşe, çam, ardıç ormanları ve koruluklarla çevrilidir. Gazlıgöl kaplıcası ve içmeleri, Frig Kaya Anıtları, Roma-Bizans kaya yerleşimleri, mezar odaları, peribacaları ve yaylaları ilgi odaklarından bazılarıdır.
İlçenin köklü bir mazisi vardır. Eski medeniyetlere beşiklik etmesi onun tarihî çehresini güzelleştirmektedir.
İhsaniye'nin vaktiyle Hitit İmparatorluğu sınırları içerisinde bulunduğuna dair elde bazı belgeler mevcuttur. Hitit İmparatorluğu'nu ortadan kaldıran Frigyalıların eski yapıların da İhsaniye sınırları içerisinde rastlanmaktadır. Ayazin, Kayıhan yerleşim birimleri Kapıkayalar, Aslantaş, Maltaş ve Yılantaş gibi Göynüş Vadisi'ndeki yerler, mezar oldukları sanılan tarihî kalıntılar Frigler dönemine aittir. Ayrıca tabiat harikası kütleler ve peribacalarının süslediği Frig bölgesi diye anılan saha bu yörenin Frigler zamanının önemli bir yerleşim bölgesi olduğunu gösterir. Bölge Pers, Helen, Roma ve Bizanslıların, daha sonra Selçukluların ve Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. Bu medeniyetlerden günümüze kadar yaşayabilen eserlere rastlanmaktadır.
Anadolu'nun 1071 Malazgirt Meydan Savaşı'ndan sonra Türklerin yerleşimine açılması sonucunda bazı Türk boylarına mensup kafilelerin bu bölgeye yerleştikleri sanılmaktadır. Döğer ve Alanlı bölgelerinin Oğuz Türkleri tarafından 1085 yıllarında iskân edildiği tahmin edilmektedir. Döğer ve Anıtkaya yerleşim bölgelerinde Germiyanoğullarından kalan kervansarayların mevcut oluşu ilçenin bir yol kavşağı ve konaklama yeri olduğunun kuvvetli delilleridir.
İhsaniye 13 Temmuz 1921'de Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ve tam13 ay 14 gün düşman zulmü altında kalmıştır. Millî Kurtuluş Savaşımız sırasında 22 Ağustos 1922'de düşman istilâsından kurtulmuştur.
İhsaniye, mevkii olarak Orta Anadolu ve Batı Anadolu bölgeleri arasındadır. Doğudan İscehisar, batıdan kısmen Kütahya ve Altıntaş, kuzeyden Seyitgazi ve kısmen Kütahya, güneyden Afyonkarahisar ile çevrilidir. Yüzölçümü 888 km2'dir. İlçe genel görünümü itibariyle yayla karakterini göstermektedir. Rakımı 1093 metredir. İlçe, denizlerden uzak ve dağlarla çevrili olduğu için tipik bir kara iklimine sahiptir. Genellikle kışları soğuk, yaz mevsimi kısa ve sıcak geçer.
Bölgedeki akarsular, Emre Gölü'nün beslendiği Döğer Çayı ile Üçler Kayası köyünün yakınından geçen Balıklıpınar ve Eğret'ten çıkan Cumalı çaylarıdır.
İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 34.224'dir.Bunun 5.095'i ilçe merkezinde yaşamaktadır.
İlçe sahip olduğu eğitim-öğretim kadrosu ve öğrenci potansiyeliyle oldukça iyi durumdadır. İlçe ve çevresinde eğitim-öğretim halen 31 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okuluyla yapılmaktadır. Toplam 5107 öğrenciye 72 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca ilçemizde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü halkımızın istekleri doğrultusunda bilgi ve becerileri arttırıcı kurslar açarak hizmet vermektedir.
Merkez ile çevre yerleşim bölgelerinde 6 Sağlık Ocağı, 5 Sağlık Evi ve 1 Sağlık Meslek lisesi bulunmaktadır. İlçe spor faaliyetleri bakımından vasat bir seviyededir. İlçede 3 semt sahası ve 5 spor kulübü mevcuttur. Ayrıca 500 kişi kapasiteli, 1 kapalı spor salonu vardır.
İlçe ekonomisi; hayvancılık, besicilik, tarım ve az da olsa ticarete dayanmaktadır. Sanayi olarak dünyaca ünlü Kızılay Madensuyu ve Yıldız Madensuyu İşletmesi ve özel sektöre ait 2 adet un fabrikası bulunmaktadır.
Gazlıgöl kaplıcası İhsaniye ilçesi sınırları içerisinde, Afyonkarahisar'a 25 km uzaklıktadır. Afyonkarahisar Belediyesince işletilmektedir. İklim karasal olduğu için halkımız elverişli olan yerlerde hayvancılığa yönelmiştir. İklime uygun olarak ilçe çapında çoğunlukla tahıl ürünleri yetiştirilmektedir. Aileler, genel olarak kendi ihtiyaçlarına yönelik sebze ve meyve üretimi yapmaktadırlar.
HOCALAR
HOCALAR
İlçemiz il merkezine 100 km uzaklıkta olup, 1990 yılında ilçe olmuştur. Sandıklı ve Banaz ilçelerini birleştiren karayolu üzerinde, Sandıklı'ya 38 km, Banaz'a 35 km uzaklıktadır.
Anadolu eski çağlardan bu tarafa pek çok medeniyetlerin beşiği olmuştur. Bu topraklar üzerinde kurulmuş olan yerleşim yerlerinden birisi de Hocalar ilçesidir. Ahır dağlarında bulunan bronz Hitit heykeli yörenin çok eski dönemlerden beri önemli bir yerleşim merkezi olduğu izlenimini vermektedir.
Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Hocalar'ın 1300'lü yıllarda bir yerleşim merkezi olduğu tahmin edilmektedir. "Hocalar" isminin verilmesiyle ilgili bir rivayet vardır. O dönemde bu yerleşim yerine ilk olarak üç kardeşin geldiği ve buraya yerleştiği, bunların babaları "HOCA"(ulema) olduğundan, dışarıdan bu merkeze gelenler "Nereye gidiyorsun?" diye sorulduğunda "HOCAGİL'e gidiyorum", buradan dışarıya gidenlere sorulduğunda "HOCAGİL'den" geldiklerini belirttiklerini, zamanla bu yerleşim yerindeki nüfusun çoğalması ve dışarıdan bu yere başkalarının da gelmesi sonucu "HOCALAR" adı altında bir yerleşim merkezi meydana gelmiştir.
Hocalar ilçesi, il merkezinin güneyinde kurulmuş olup, güneyinde Sandıklı, batısında Denizli, kuzeybatısında Uşak ili, kuzeydoğusunda Sincanlı ilçesiyle çevrilidir. Hocaların toplam yüzölçümü 537 km2.'dir.Yerleşim yeri olarak İç Ege bölgesinde olan Hocalar, çevre yerleşim yerlerine nazaran orman ve fundalıklarla kaplıdır. İklim bakımından yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlıdır.
İlçenin doğusunda Çal, batısında Burgaz, kuzeydoğusunda Ahır dağı ve güneybatısında Akdağ bulunmaktadır. İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 13.751'dir. Bunun 2.656'sı ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçede 16 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Toplam 2193 öğrenciye 93 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca Halk Eğitim Merkezi bulunup, meslek edindirici kurslar açılmaktadır.
İlçede 2 Sağlık Ocağı, 4 Sağlık Evi bulunmaktadır.
İlçede faaliyet gösteren Hocalar Belediye Spor Kulübü ilimiz I.Amatör Liginde faaliyet göstermektedir.
Toplam alanın büyük bir kısmı kültüre elverişli olmayan mera, ormanlık ve dağlık-taşlık alanlardan oluşur. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ekonomik durumu diğer ilçelere oranla çok düşüktür. Tarım ürünü olarak genellikle arpa, buğday ve haşhaş yetiştirilir. Hayvancılık yapan aileler koyun, keçi ve büyükbaş hayvan beslerler, yazın yaylaya çıkarlar, yaklaşık olarak üç ay burada kalırlar.
İlçemiz il merkezine 100 km uzaklıkta olup, 1990 yılında ilçe olmuştur. Sandıklı ve Banaz ilçelerini birleştiren karayolu üzerinde, Sandıklı'ya 38 km, Banaz'a 35 km uzaklıktadır.
Anadolu eski çağlardan bu tarafa pek çok medeniyetlerin beşiği olmuştur. Bu topraklar üzerinde kurulmuş olan yerleşim yerlerinden birisi de Hocalar ilçesidir. Ahır dağlarında bulunan bronz Hitit heykeli yörenin çok eski dönemlerden beri önemli bir yerleşim merkezi olduğu izlenimini vermektedir.
Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Hocalar'ın 1300'lü yıllarda bir yerleşim merkezi olduğu tahmin edilmektedir. "Hocalar" isminin verilmesiyle ilgili bir rivayet vardır. O dönemde bu yerleşim yerine ilk olarak üç kardeşin geldiği ve buraya yerleştiği, bunların babaları "HOCA"(ulema) olduğundan, dışarıdan bu merkeze gelenler "Nereye gidiyorsun?" diye sorulduğunda "HOCAGİL'e gidiyorum", buradan dışarıya gidenlere sorulduğunda "HOCAGİL'den" geldiklerini belirttiklerini, zamanla bu yerleşim yerindeki nüfusun çoğalması ve dışarıdan bu yere başkalarının da gelmesi sonucu "HOCALAR" adı altında bir yerleşim merkezi meydana gelmiştir.
Hocalar ilçesi, il merkezinin güneyinde kurulmuş olup, güneyinde Sandıklı, batısında Denizli, kuzeybatısında Uşak ili, kuzeydoğusunda Sincanlı ilçesiyle çevrilidir. Hocaların toplam yüzölçümü 537 km2.'dir.Yerleşim yeri olarak İç Ege bölgesinde olan Hocalar, çevre yerleşim yerlerine nazaran orman ve fundalıklarla kaplıdır. İklim bakımından yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlıdır.
İlçenin doğusunda Çal, batısında Burgaz, kuzeydoğusunda Ahır dağı ve güneybatısında Akdağ bulunmaktadır. İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 13.751'dir. Bunun 2.656'sı ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçede 16 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Toplam 2193 öğrenciye 93 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca Halk Eğitim Merkezi bulunup, meslek edindirici kurslar açılmaktadır.
İlçede 2 Sağlık Ocağı, 4 Sağlık Evi bulunmaktadır.
İlçede faaliyet gösteren Hocalar Belediye Spor Kulübü ilimiz I.Amatör Liginde faaliyet göstermektedir.
Toplam alanın büyük bir kısmı kültüre elverişli olmayan mera, ormanlık ve dağlık-taşlık alanlardan oluşur. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ekonomik durumu diğer ilçelere oranla çok düşüktür. Tarım ürünü olarak genellikle arpa, buğday ve haşhaş yetiştirilir. Hayvancılık yapan aileler koyun, keçi ve büyükbaş hayvan beslerler, yazın yaylaya çıkarlar, yaklaşık olarak üç ay burada kalırlar.
EMİRDAĞ
EMİRDAĞ
Afyonkarahisar'ın 70 km kuzeydoğusunda kurulmuş en eski ilçelerinden biridir. Adını; bölgeyi Türk iskânına açan Emir Afşin ile yaslandığı Emirdağlarından almıştır. İlçemiz 1924 yılında kurulmuştur.
Hititlere kadar uzanan tarihi zaman içinde kesintisiz bir yerleşim alanıdır. Aurra (Hisarköy), Yedikapı (Başkonak köyü), kral yolu üzerindedir.Amorium, Roma çağında Anadolu'nun önemli merkezlerinden biri haline gelmiş, adına bronz sikke bastırılmıştır. Bizans döneminde Avrupa'nın üçüncü, Anadolu'nun ikinci büyük kenti olmuştur. Ünlü fabl ustası Ezop (M.Ö. 620) Amorium doğumludur.
Emirdağ yöresinde yerleşim M.Ö. 1437 yılına kadar gitmektedir. Bölge; Hititler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar egemenliğine girmiş olup bu toplumlara ait izler taşımaktadır. Ege bölgesinde yer alır. Kuzeyde Eskişehir, doğuda Konya ile komşudur. İlçenin güney tarafı Emirdağ sıradağları ile kuşatılmıştır. Doğuda oldukça geniş ovası yer almaktadır. Arazi yapısı tarıma elverişlidir. İlçenin yüzölçümü 2.213 km²'dir :
İlçede yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçmektedir. Emirdağ ilçemiz, Afyonkarahisar-Ankara karayolunun 41.km'sinde 9 km içeridedir.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 47.162'dir. Bunun 20.495'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yurt dışında Emirdağ'dan göç etmiş yaklaşık olarak 100.000, Eskişehir'de 99.000 ve diğer şehirlerde 30.000 Emirdağlı yaşamaktadır.
İlçede 52 adet ilköğretim, 8 adet ortaöğretim okulu mevcuttur. Toplam 7.620 öğrenciye, 402 öğretmenle eğitim verilmektedir. AKÜ'ye bağlı 1 Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır. Okulda, 11 öğretim görevlisi ile 625 öğrenciye eğitim verilmektedir. Ayrıca Halk Eğitim Merkezi ve Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlükleri vardır. İlçede 100 yataklı bir Devlet Hastahanesi, 10 Sağlık Ocağı, 15 Sağlık Evi, 1 Verem Savaş Dispanseri, 1 adet Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır.
İlçede spora büyük önem verilmektedir. 1 adet 500 kişilik kapalı spor salonu, 1 adet 1000 seyirci kapasiteli toprak zeminli stadyum, ve birçok semt sahaları vardır. İlçede Aziziye Spor Kulübüne ait futbol, basketbol, voleybol branşları bulunmaktadır.
Arazi yapısı tarım ve hayvancılık için oldukça uygundur. Arazinin %62'si (130.500 hektar) ekilebilir arazi, %15,4'ü (31.984 hektar) ormanlık ve fundalık, %14,6'sı(31.089 hektar) çayır ve mera ve %7,8'i (16.347 hektar) tarım dışı arazidir. Ekilebilir arazinin 8.409'u sulanmaktadır. 201.511 hektarlık araziye de sulama imkânı yaratılabilir. İlçede yetişen ürünler şunlardır. Arpa, buğday, şeker pancarı, nohut, yeşil mercimek, ay çiçeği, haşhaş ve yonca. Sebzelerden; biber, domates, fasulye, salatalık, ıspanak, kavun ve karpuz meyvelerden; elma, armut, erik, kayısı, kiraz, vişne, badem, ceviz ve üzüm yetiştirilmektedir.
Hayvancılık oldukça önemlidir. Daha çok koyun yetiştirilir. İlçe çapında oldukça önemli miktarda süt üretilmektedir. Ülkemizde Emirdağ yoğurtlarının lezzeti çok iyi bilinmektedir.
İlçemizde küçük sanayi sitesi mevcuttur. Emirdağ organize sanayi bölgesi yeri tesbit edilmiş, çalışmaları yürütülmektedir. İlçede un fabrikası ile sentetik dokuma fabrikası vardır. Sentetik dokuma fabrikası, yurt dışında çalışan işçiler tarafından ilçeye kazandırılmıştır.
İlçede, el sanatlarının önemli bir yeri vardır. Yoğun olarak kilim, dantel, oya, ipek halı gibi el sanatları yapılmaktadır.İlçede geleneksel el sanatlarının başında kilim gelir. Bu kilimlerdeki desenler çok şeyin anlatımı gibidir. Emirdağ kilimleri %100 yün ve %100 tabiî kök boyasıyla üretilmektedir. Kilimlerde mahalli desen ve motifler yer alır. Ticarî amaçlı bu motifler değiştirilmemiştir. Asıklı, Aynalı, Kara döşeme, Çamçalı kilimleri, Bindallı, Kösköslü, Kelleli seccadelerinin ünü yurt dışına taşmıştır.
Emirbaba, Gölcük, Çiçekli yaylaları, Balcam mağarası, Amorium ören yeri ve Sakarya nehrini besleyen Pınarbaşı gezip görülebilecek yerlerdir.
Afyonkarahisar'ın 70 km kuzeydoğusunda kurulmuş en eski ilçelerinden biridir. Adını; bölgeyi Türk iskânına açan Emir Afşin ile yaslandığı Emirdağlarından almıştır. İlçemiz 1924 yılında kurulmuştur.
Hititlere kadar uzanan tarihi zaman içinde kesintisiz bir yerleşim alanıdır. Aurra (Hisarköy), Yedikapı (Başkonak köyü), kral yolu üzerindedir.Amorium, Roma çağında Anadolu'nun önemli merkezlerinden biri haline gelmiş, adına bronz sikke bastırılmıştır. Bizans döneminde Avrupa'nın üçüncü, Anadolu'nun ikinci büyük kenti olmuştur. Ünlü fabl ustası Ezop (M.Ö. 620) Amorium doğumludur.
Emirdağ yöresinde yerleşim M.Ö. 1437 yılına kadar gitmektedir. Bölge; Hititler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar egemenliğine girmiş olup bu toplumlara ait izler taşımaktadır. Ege bölgesinde yer alır. Kuzeyde Eskişehir, doğuda Konya ile komşudur. İlçenin güney tarafı Emirdağ sıradağları ile kuşatılmıştır. Doğuda oldukça geniş ovası yer almaktadır. Arazi yapısı tarıma elverişlidir. İlçenin yüzölçümü 2.213 km²'dir :
İlçede yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçmektedir. Emirdağ ilçemiz, Afyonkarahisar-Ankara karayolunun 41.km'sinde 9 km içeridedir.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 47.162'dir. Bunun 20.495'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yurt dışında Emirdağ'dan göç etmiş yaklaşık olarak 100.000, Eskişehir'de 99.000 ve diğer şehirlerde 30.000 Emirdağlı yaşamaktadır.
İlçede 52 adet ilköğretim, 8 adet ortaöğretim okulu mevcuttur. Toplam 7.620 öğrenciye, 402 öğretmenle eğitim verilmektedir. AKÜ'ye bağlı 1 Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır. Okulda, 11 öğretim görevlisi ile 625 öğrenciye eğitim verilmektedir. Ayrıca Halk Eğitim Merkezi ve Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlükleri vardır. İlçede 100 yataklı bir Devlet Hastahanesi, 10 Sağlık Ocağı, 15 Sağlık Evi, 1 Verem Savaş Dispanseri, 1 adet Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır.
İlçede spora büyük önem verilmektedir. 1 adet 500 kişilik kapalı spor salonu, 1 adet 1000 seyirci kapasiteli toprak zeminli stadyum, ve birçok semt sahaları vardır. İlçede Aziziye Spor Kulübüne ait futbol, basketbol, voleybol branşları bulunmaktadır.
Arazi yapısı tarım ve hayvancılık için oldukça uygundur. Arazinin %62'si (130.500 hektar) ekilebilir arazi, %15,4'ü (31.984 hektar) ormanlık ve fundalık, %14,6'sı(31.089 hektar) çayır ve mera ve %7,8'i (16.347 hektar) tarım dışı arazidir. Ekilebilir arazinin 8.409'u sulanmaktadır. 201.511 hektarlık araziye de sulama imkânı yaratılabilir. İlçede yetişen ürünler şunlardır. Arpa, buğday, şeker pancarı, nohut, yeşil mercimek, ay çiçeği, haşhaş ve yonca. Sebzelerden; biber, domates, fasulye, salatalık, ıspanak, kavun ve karpuz meyvelerden; elma, armut, erik, kayısı, kiraz, vişne, badem, ceviz ve üzüm yetiştirilmektedir.
Hayvancılık oldukça önemlidir. Daha çok koyun yetiştirilir. İlçe çapında oldukça önemli miktarda süt üretilmektedir. Ülkemizde Emirdağ yoğurtlarının lezzeti çok iyi bilinmektedir.
İlçemizde küçük sanayi sitesi mevcuttur. Emirdağ organize sanayi bölgesi yeri tesbit edilmiş, çalışmaları yürütülmektedir. İlçede un fabrikası ile sentetik dokuma fabrikası vardır. Sentetik dokuma fabrikası, yurt dışında çalışan işçiler tarafından ilçeye kazandırılmıştır.
İlçede, el sanatlarının önemli bir yeri vardır. Yoğun olarak kilim, dantel, oya, ipek halı gibi el sanatları yapılmaktadır.İlçede geleneksel el sanatlarının başında kilim gelir. Bu kilimlerdeki desenler çok şeyin anlatımı gibidir. Emirdağ kilimleri %100 yün ve %100 tabiî kök boyasıyla üretilmektedir. Kilimlerde mahalli desen ve motifler yer alır. Ticarî amaçlı bu motifler değiştirilmemiştir. Asıklı, Aynalı, Kara döşeme, Çamçalı kilimleri, Bindallı, Kösköslü, Kelleli seccadelerinin ünü yurt dışına taşmıştır.
Emirbaba, Gölcük, Çiçekli yaylaları, Balcam mağarası, Amorium ören yeri ve Sakarya nehrini besleyen Pınarbaşı gezip görülebilecek yerlerdir.
EVCİLER
EVCİLER
Afyonkarahisar'a 132 km mesafede düz alanda kurulmuştur. 1991 yılında ilçe olmuştur. Afyonkarahisar-Denizli karayolu üzerindedir.
Çevre höyüklerde bulunan parçalardan tarihinin Lidyalılara kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Bugün ilçemizde Koca höyük ve Küçük höyük diye bilinen iki höyük ile Öküzviran ve Kocaviran isminde iki örenyatağı vardır. Hititler, Yeni Hitit devrinde Şuppiluliuam (MÖ.1380-1345) zamanında Ege'den Akdeniz'in doğu kıyılarına kadar uzanmış ve Ön Asya'nın en güçlü imparatorluğunu kurmuşlardır.
Evciler ilçesinin, MİRA KUVALYA KRALLIĞI'nın yıkılışından sonra Seha Irmağı Krallığı'na katıldığı ve bu krallığın elinde çok kısa bir süre (40-50 yıl) kaldığı söylenmektedir. Yörede Lidyalılar, Hititler, Frigler, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar yaşamışlardır. Önemli tarihî bulgular ve kalıntılar, mezar, Terra, Codta ve lâhit gibidir.
Ege bölgesinin İç Batı Anadolu ile Göller Bölgesi arasında yer alır. Bir başka deyişle; İç Anadolu yaylasının Ege kıyılarına açılan bölgesindedir.
İlçe, Evciler ovasının orta kısmında kurulmuş olup, bu düzlük saha kuzey kısmına doğru yükselmektedir. Ovanın kuzey kenarı Bozdağ tepeleri ile çevrilmiştir. Ovanın batısında Maymun Dağı, kuzey doğusunda ise Büyük Menderes, Işıklı Barajı ve Akdağ bulunmaktadır.
Evciler, kuzeyden Denizli'nin Çivril (40 km), doğudan Dinar(26 km), güney batıdan Dazkırı(21 km) ilçeleriyle komşudur. Deniz seviyesinden yüksekliği 981 m'dir.
İlçede genellikle karasal iklim görülür. Fakat Işıklı Barajı ile Acıgöl'ün iklimi biraz daha yumuşattığı bilinmektedir. İlçeye ulaşım hem karayolu, hem de demiryolu ile yapılmaktadır. İlçe jeolojik olarak çok hafif meyilli bir morfoloji göstermektedir. İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 9.486'dır. Bunun 5.139'u ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 235 km²'dir.
İlçede 5 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. 4 adet ilköğretim okulunda taşımalı sistem uygulanmaktadır. Toplam 1166 öğrenciye 76 öğretmenle eğitim verilmektedir. İlçede okuryazarlık oranı % 98-%100'dür.
İlçedeki 2 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Eviyle halkımıza sağlık hizmeti verilmektedir. İlçemizde, faaliyet gösteren 2 spor kulübü olup, 1 semt sahası bulunmaktadır. İlçe, bitki örtüsü bakımından çok zayıftır. Koruların dışında orman yoktur. Bütün boş alanlar ekilidir. Nadas sistemi uygulanır. İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık ve dokumacılığa dayanır. Küçük höyük ve Büyük höyük civarında sulu tarım, diğer alanlarda ise kuru tarım yapılmaktadır. En çok yetiştirilen tarım ürünleri buğday, arpa, susam, haşhaş, ayçiçeği ve şeker pancarıdır. Sebze ve meyvecilik gelişmemiştir. Çünkü toprağın yarım metre derinliğinden sonra başlayan "kist" ağaçların gelişmesini engellemekte ve iki sene sonra kurutmaktadır.
Evcilerde ticarî amaçlı olarak süt üreticiliği, tavukçuluk, az da olsa küçükbaş hayvancılığı yapılmaktadır. İlçede 1 adet süt ve süt mamulleri işleyen 5 ton süt işleme kapasiteli mandıra ile 1 adet 20 ton/gün kapasiteli süt toplama merkezi bulunmaktadır. Ayrıca 1 adet 20 ton/gün kapasiteli un fabrikası bulunmaktadır.
İlçe ve ilçeye bağlı köy, kasabalarda Belçika, Almanya, İsviçre, Fransa ve Avusturya gibi Avrupa ülkelerinde çalışan kayda değer sayıda işçi ailesi bulunmaktadır.
Afyonkarahisar'a 132 km mesafede düz alanda kurulmuştur. 1991 yılında ilçe olmuştur. Afyonkarahisar-Denizli karayolu üzerindedir.
Çevre höyüklerde bulunan parçalardan tarihinin Lidyalılara kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Bugün ilçemizde Koca höyük ve Küçük höyük diye bilinen iki höyük ile Öküzviran ve Kocaviran isminde iki örenyatağı vardır. Hititler, Yeni Hitit devrinde Şuppiluliuam (MÖ.1380-1345) zamanında Ege'den Akdeniz'in doğu kıyılarına kadar uzanmış ve Ön Asya'nın en güçlü imparatorluğunu kurmuşlardır.
Evciler ilçesinin, MİRA KUVALYA KRALLIĞI'nın yıkılışından sonra Seha Irmağı Krallığı'na katıldığı ve bu krallığın elinde çok kısa bir süre (40-50 yıl) kaldığı söylenmektedir. Yörede Lidyalılar, Hititler, Frigler, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar yaşamışlardır. Önemli tarihî bulgular ve kalıntılar, mezar, Terra, Codta ve lâhit gibidir.
Ege bölgesinin İç Batı Anadolu ile Göller Bölgesi arasında yer alır. Bir başka deyişle; İç Anadolu yaylasının Ege kıyılarına açılan bölgesindedir.
İlçe, Evciler ovasının orta kısmında kurulmuş olup, bu düzlük saha kuzey kısmına doğru yükselmektedir. Ovanın kuzey kenarı Bozdağ tepeleri ile çevrilmiştir. Ovanın batısında Maymun Dağı, kuzey doğusunda ise Büyük Menderes, Işıklı Barajı ve Akdağ bulunmaktadır.
Evciler, kuzeyden Denizli'nin Çivril (40 km), doğudan Dinar(26 km), güney batıdan Dazkırı(21 km) ilçeleriyle komşudur. Deniz seviyesinden yüksekliği 981 m'dir.
İlçede genellikle karasal iklim görülür. Fakat Işıklı Barajı ile Acıgöl'ün iklimi biraz daha yumuşattığı bilinmektedir. İlçeye ulaşım hem karayolu, hem de demiryolu ile yapılmaktadır. İlçe jeolojik olarak çok hafif meyilli bir morfoloji göstermektedir. İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 9.486'dır. Bunun 5.139'u ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 235 km²'dir.
İlçede 5 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. 4 adet ilköğretim okulunda taşımalı sistem uygulanmaktadır. Toplam 1166 öğrenciye 76 öğretmenle eğitim verilmektedir. İlçede okuryazarlık oranı % 98-%100'dür.
İlçedeki 2 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Eviyle halkımıza sağlık hizmeti verilmektedir. İlçemizde, faaliyet gösteren 2 spor kulübü olup, 1 semt sahası bulunmaktadır. İlçe, bitki örtüsü bakımından çok zayıftır. Koruların dışında orman yoktur. Bütün boş alanlar ekilidir. Nadas sistemi uygulanır. İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık ve dokumacılığa dayanır. Küçük höyük ve Büyük höyük civarında sulu tarım, diğer alanlarda ise kuru tarım yapılmaktadır. En çok yetiştirilen tarım ürünleri buğday, arpa, susam, haşhaş, ayçiçeği ve şeker pancarıdır. Sebze ve meyvecilik gelişmemiştir. Çünkü toprağın yarım metre derinliğinden sonra başlayan "kist" ağaçların gelişmesini engellemekte ve iki sene sonra kurutmaktadır.
Evcilerde ticarî amaçlı olarak süt üreticiliği, tavukçuluk, az da olsa küçükbaş hayvancılığı yapılmaktadır. İlçede 1 adet süt ve süt mamulleri işleyen 5 ton süt işleme kapasiteli mandıra ile 1 adet 20 ton/gün kapasiteli süt toplama merkezi bulunmaktadır. Ayrıca 1 adet 20 ton/gün kapasiteli un fabrikası bulunmaktadır.
İlçe ve ilçeye bağlı köy, kasabalarda Belçika, Almanya, İsviçre, Fransa ve Avusturya gibi Avrupa ülkelerinde çalışan kayda değer sayıda işçi ailesi bulunmaktadır.
DİNAR
DİNAR
Afyonkarahisar-Antalya karayolu üzerinde olup, il merkezine 106 km. uzaklıkta bulunan ilçe 1924 yılında kurulmuştur. Yüzölçümü 1.328 km²'dir. Tarihin çok eski çağlarında sayısız imparatorun, tanrı Apollo ve Kral Midas'ın müzik yarışı yaptığı İncirli, Üçlerce, Beloluk ve bilhassa Suçıkan mevkileri, ilçenin dinlenme ve mesire yerleridir. İlçemizin adeta sembolü durumunda bulunan Suçıkan, Menderes nehrine kaynaklık eden Pınarbaşı, Bülüçalan kaynağı, Yapağı ve Beşpınar kaynakları, Pınarlı, Yeşilçat göletleri ile Eldere kuş cenneti ve Çamlıköy koruluğu diğer mesire yerleridir. Bu güzellikler, Dinar'ı hem iç, hem de dış turizm açısından önemli bir turizm merkezi haline getirmektedir. Dinar gerek mesire yerleri, aile parkları ve gerekse Afyonkarahisar-Denizli, Denizli-Antalya karayolu üzerinde şehrin girişinde yer alan dinlenme, tesis ve lokantalarıyla geçit turizmine hizmet vermekte ve gelecekte turizm açısından daha büyük canlılık kazanacak konumda bulunmaktadır. Dinar'ın bilinen geçmişi M.Ö.1200 yıllarına kadar uzanmaktadır. Dinar Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerindendir. Dinar Hitit İmparatorluğu döneminde Seha ırmağı (Büyük Menderes) Beyliğine bağlı olduğu tarih kitaplarından da anlaşılmaktadır. "Dinar", tarih boyunca birkaç kez kurulmuş ve batmış şehirlerden (Kelainai-Celainai-Apemeia-Kiboyossimo-Geyikler-Dinar) sonra bu adla anılmaya başlanmıştır. Şehrimiz, Truva Savaşlarında yenilerek Anadolu içlerine çekilen Ahiya (Akariyon) prenslerinden Geleinos tarafından M.Ö. 1200'lerde "Geleneia" adıyla kurulmuş, bitişiğinde kurulan "Apemeia" şehriyle birleşip "Dinar" adını almıştır. Dinar, antik kral yolu üzerinde Ege kıyılarına ve Akdeniz'e açılan karayolu ile demiryolu kavşağında kurulmuştur.
Hititlerden Aka-İyon, Frig, Kimmerler, Persler, Roma, Bizans ve Türklere kadar bir çok Anadolu medeniyetinden izler taşıyan Dinar, eski çağlardan bu yana, sürekli olarak bölgenin başkentliğini yapmıştır. Dinar tarihin ilk müzik yarışmasının yapıldığı yerdir. İçine tanrıların, kralların karıştığı masallar ve efsaneler şehridir. Geleine, Anhoros, Midas, Asmalı yol, Ilıca ve Marsiyas efsaneleri dededen toruna anlatıla gelmiştir. İlçemiz 1874 yılında Belediyelik, 1908 yılında ilçe olmuştur.
Afyonkarahisar iline bağlı olan ilçemiz Dinar, Akdeniz ve Ege bölgesi arasında kalır. İlçe merkezi ve güneyindeki köyler Akdeniz bölgesinde, kuzeyindeki köyler Ege bölgesindedir.
Göller bölgesi içerisinde incelenen Dinar ilçesi, kuzeyde Sandıklı, kuzey doğusunda Şuhut, güneydoğuda Isparta, güneybatısında ise Başmakçı ve Evciler, kuzeybatıda Denizli, güneyde Keçiborlu'yla çevrilidir. İlçenin Dombay, Çöl Ovası ve Dinar Ovası adıyla başlıca üç ovası, Karakuyu adıyla bir gölü, bir akarsu olarak Büyük Menderes nehri vardır. Cerit yaylası ve Dombay İncebel yaylası önemli yaylarımızdır.
İlçe; Akdeniz ikliminden, İç Anadolu kara iklimine geçiş karakteri gösteren yöresel klima alanıdır.
İlçenin 2000 yılı genel nüfus sayımına göre nüfusu 92.608'dir. Bu nüfusun 37.608'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçemize bağlı 9 kasaba ve 56 köy bulunmaktadır.
İlçede 1 Ekim 1995 Pazar günü saat 18.00'da 6.1 şiddetinde deprem meydana gelmiş, 94 vatandaşımız hayatını kaybederken, 250 yurttaşımız yaralanmıştır.
İlçede 46 ilköğretim okulu, 8 ortaöğretim okulu vardır. Bu okullarda toplam 8.849 öğrenciye 459 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca 1 Meslek Yüksekokulumuz bulunmaktadır. Okulda 424 öğrenciye 13 öğretim görevlisiyle yükseköğretim verilmektedir.
İlçede ayrıca Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı Halk Eğitim Merkezi ve Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlükleri bulunmaktadır.
İlçe merkezi ile kasaba ve köylerinde 2 Devlet Hastanesi, 11 Sağlık Ocağı, 21 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı ve 1 Verem Savaş Dispanseri Tabibliği ve 1 adet 144 öğrencisi bulunan Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır. Dinar Devlet Hastahanesinin yatak sayısı 150, Haydarlı Devlet Hastahanesinin yatak sayısı 30'dur.
İlçede 1500 kişi kapasiteli 1 stadyum, 2 semt sahası ve spor kulübü bulunmaktadır. Antik Kral Yolu üzerinde Ege kıyılarına ve Akdeniz'e açılan karayolları ile demiryolu kavşağı üzerinde kurulmuş olan Dinar ilçesi; tarım, hayvancılık ve ticarette gelişmiştir. Dinar ve çevresinde halkın gelir kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanır. İlçede tahıllardan arpa, buğday, nohudun; endüstri bitkilerinden ayçiçeği, mısır, şeker pancarı, haşhaş ve yem bitkilerinin; kuru soğan, patates vd. sebzelerin; elma, vişne, armut, üzüm gibi meyvelerin üretimi yapılmaktadır. Toplam tarım alanı 63.700 hektardır.
Hayvancılık olarak; büyükbaş, küçükbaş, tavukçuluk ve arıcılık yapılmaktadır. Söz konusu hayvanlardan; et, süt, yoğurt, peynir, yumurta ve bal üretilerek ilçemizin ve ülkemizin ekonomisine katkı sağlanmaktadır. İlçede 14.375 büyükbaş, 89.340 küçükbaş, 112.000 kanatlı hayvan, 3.155 arı kovanı bulunmaktadır. İlçede ormanlık alan sahası 186.138 hektardır. İlçemizde 625 kayıtlı üyesi bulunan Dinar Sanayi ve Ticaret Odası mevcuttur. İlçede 9 adet dokuma, 2 adet teneke kutu,2 adet çuval, 2 adet un fabrikası, 2 adet yem fabrikası, 1 adet balık ağları iplik fabrikası, 2 adet makine ve tarım aletleri fabrikası, 1 adet kot dikim atölyesi vardır. 50 adet kalkınma ve sulama kooperatifi ile 7 banka şubesi mevcuttur.
Dinar-Denizli karayolu üzerinde, ilçeye 12 km mesafedeki Akçaören-Göğebaan mevkiinde, yaklaşık olarak 830 hektarlık alan, organize sanayi bölgesi olarak tespit edilmiştir. Bu alan, belediye imar sınırları içerisine alınmıştır. Organize sanayiiyle ilgili çalışmalar devam etmektedir.
Danteon (Tanrılar Kulu Tapınağı), Artemis Anaitis Tapınağı,Tiyatrosu, Agorası (Pazar yeri), Stadyumu, Suçıkanı, Pınarbaşı, Karakuyu kuş cenneti, Norgaz orman piknik alanı, Cerit ve Zenderi yaylası ilçemizin ilgi odağıdır. Yol güzergâhında bulunan dinlenme tesisleri turizme hizmet vermekte, ilçeye hareketlilik kazandırmaktadır.
Afyonkarahisar-Antalya karayolu üzerinde olup, il merkezine 106 km. uzaklıkta bulunan ilçe 1924 yılında kurulmuştur. Yüzölçümü 1.328 km²'dir. Tarihin çok eski çağlarında sayısız imparatorun, tanrı Apollo ve Kral Midas'ın müzik yarışı yaptığı İncirli, Üçlerce, Beloluk ve bilhassa Suçıkan mevkileri, ilçenin dinlenme ve mesire yerleridir. İlçemizin adeta sembolü durumunda bulunan Suçıkan, Menderes nehrine kaynaklık eden Pınarbaşı, Bülüçalan kaynağı, Yapağı ve Beşpınar kaynakları, Pınarlı, Yeşilçat göletleri ile Eldere kuş cenneti ve Çamlıköy koruluğu diğer mesire yerleridir. Bu güzellikler, Dinar'ı hem iç, hem de dış turizm açısından önemli bir turizm merkezi haline getirmektedir. Dinar gerek mesire yerleri, aile parkları ve gerekse Afyonkarahisar-Denizli, Denizli-Antalya karayolu üzerinde şehrin girişinde yer alan dinlenme, tesis ve lokantalarıyla geçit turizmine hizmet vermekte ve gelecekte turizm açısından daha büyük canlılık kazanacak konumda bulunmaktadır. Dinar'ın bilinen geçmişi M.Ö.1200 yıllarına kadar uzanmaktadır. Dinar Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerindendir. Dinar Hitit İmparatorluğu döneminde Seha ırmağı (Büyük Menderes) Beyliğine bağlı olduğu tarih kitaplarından da anlaşılmaktadır. "Dinar", tarih boyunca birkaç kez kurulmuş ve batmış şehirlerden (Kelainai-Celainai-Apemeia-Kiboyossimo-Geyikler-Dinar) sonra bu adla anılmaya başlanmıştır. Şehrimiz, Truva Savaşlarında yenilerek Anadolu içlerine çekilen Ahiya (Akariyon) prenslerinden Geleinos tarafından M.Ö. 1200'lerde "Geleneia" adıyla kurulmuş, bitişiğinde kurulan "Apemeia" şehriyle birleşip "Dinar" adını almıştır. Dinar, antik kral yolu üzerinde Ege kıyılarına ve Akdeniz'e açılan karayolu ile demiryolu kavşağında kurulmuştur.
Hititlerden Aka-İyon, Frig, Kimmerler, Persler, Roma, Bizans ve Türklere kadar bir çok Anadolu medeniyetinden izler taşıyan Dinar, eski çağlardan bu yana, sürekli olarak bölgenin başkentliğini yapmıştır. Dinar tarihin ilk müzik yarışmasının yapıldığı yerdir. İçine tanrıların, kralların karıştığı masallar ve efsaneler şehridir. Geleine, Anhoros, Midas, Asmalı yol, Ilıca ve Marsiyas efsaneleri dededen toruna anlatıla gelmiştir. İlçemiz 1874 yılında Belediyelik, 1908 yılında ilçe olmuştur.
Afyonkarahisar iline bağlı olan ilçemiz Dinar, Akdeniz ve Ege bölgesi arasında kalır. İlçe merkezi ve güneyindeki köyler Akdeniz bölgesinde, kuzeyindeki köyler Ege bölgesindedir.
Göller bölgesi içerisinde incelenen Dinar ilçesi, kuzeyde Sandıklı, kuzey doğusunda Şuhut, güneydoğuda Isparta, güneybatısında ise Başmakçı ve Evciler, kuzeybatıda Denizli, güneyde Keçiborlu'yla çevrilidir. İlçenin Dombay, Çöl Ovası ve Dinar Ovası adıyla başlıca üç ovası, Karakuyu adıyla bir gölü, bir akarsu olarak Büyük Menderes nehri vardır. Cerit yaylası ve Dombay İncebel yaylası önemli yaylarımızdır.
İlçe; Akdeniz ikliminden, İç Anadolu kara iklimine geçiş karakteri gösteren yöresel klima alanıdır.
İlçenin 2000 yılı genel nüfus sayımına göre nüfusu 92.608'dir. Bu nüfusun 37.608'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçemize bağlı 9 kasaba ve 56 köy bulunmaktadır.
İlçede 1 Ekim 1995 Pazar günü saat 18.00'da 6.1 şiddetinde deprem meydana gelmiş, 94 vatandaşımız hayatını kaybederken, 250 yurttaşımız yaralanmıştır.
İlçede 46 ilköğretim okulu, 8 ortaöğretim okulu vardır. Bu okullarda toplam 8.849 öğrenciye 459 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca 1 Meslek Yüksekokulumuz bulunmaktadır. Okulda 424 öğrenciye 13 öğretim görevlisiyle yükseköğretim verilmektedir.
İlçede ayrıca Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı Halk Eğitim Merkezi ve Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlükleri bulunmaktadır.
İlçe merkezi ile kasaba ve köylerinde 2 Devlet Hastanesi, 11 Sağlık Ocağı, 21 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı ve 1 Verem Savaş Dispanseri Tabibliği ve 1 adet 144 öğrencisi bulunan Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır. Dinar Devlet Hastahanesinin yatak sayısı 150, Haydarlı Devlet Hastahanesinin yatak sayısı 30'dur.
İlçede 1500 kişi kapasiteli 1 stadyum, 2 semt sahası ve spor kulübü bulunmaktadır. Antik Kral Yolu üzerinde Ege kıyılarına ve Akdeniz'e açılan karayolları ile demiryolu kavşağı üzerinde kurulmuş olan Dinar ilçesi; tarım, hayvancılık ve ticarette gelişmiştir. Dinar ve çevresinde halkın gelir kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanır. İlçede tahıllardan arpa, buğday, nohudun; endüstri bitkilerinden ayçiçeği, mısır, şeker pancarı, haşhaş ve yem bitkilerinin; kuru soğan, patates vd. sebzelerin; elma, vişne, armut, üzüm gibi meyvelerin üretimi yapılmaktadır. Toplam tarım alanı 63.700 hektardır.
Hayvancılık olarak; büyükbaş, küçükbaş, tavukçuluk ve arıcılık yapılmaktadır. Söz konusu hayvanlardan; et, süt, yoğurt, peynir, yumurta ve bal üretilerek ilçemizin ve ülkemizin ekonomisine katkı sağlanmaktadır. İlçede 14.375 büyükbaş, 89.340 küçükbaş, 112.000 kanatlı hayvan, 3.155 arı kovanı bulunmaktadır. İlçede ormanlık alan sahası 186.138 hektardır. İlçemizde 625 kayıtlı üyesi bulunan Dinar Sanayi ve Ticaret Odası mevcuttur. İlçede 9 adet dokuma, 2 adet teneke kutu,2 adet çuval, 2 adet un fabrikası, 2 adet yem fabrikası, 1 adet balık ağları iplik fabrikası, 2 adet makine ve tarım aletleri fabrikası, 1 adet kot dikim atölyesi vardır. 50 adet kalkınma ve sulama kooperatifi ile 7 banka şubesi mevcuttur.
Dinar-Denizli karayolu üzerinde, ilçeye 12 km mesafedeki Akçaören-Göğebaan mevkiinde, yaklaşık olarak 830 hektarlık alan, organize sanayi bölgesi olarak tespit edilmiştir. Bu alan, belediye imar sınırları içerisine alınmıştır. Organize sanayiiyle ilgili çalışmalar devam etmektedir.
Danteon (Tanrılar Kulu Tapınağı), Artemis Anaitis Tapınağı,Tiyatrosu, Agorası (Pazar yeri), Stadyumu, Suçıkanı, Pınarbaşı, Karakuyu kuş cenneti, Norgaz orman piknik alanı, Cerit ve Zenderi yaylası ilçemizin ilgi odağıdır. Yol güzergâhında bulunan dinlenme tesisleri turizme hizmet vermekte, ilçeye hareketlilik kazandırmaktadır.
DAZKIRI
DAZKIRI
Afyonkarahisar-Denizli karayolu üzerinde il merkezine 140 km mesafededir. İlçemiz 1959 yılında ilçe olmuştur. İlçemiz kök boyalı halı dokuma ve satış reyonlarıyla dünya çapında üne kavuşmuştur. Dazkırı ilçe merkezinin bugünkü sakinleri, Anadolu Selçukluları zamanında, "Tataroğulları" adıyla bilinen Kızılırmak boylarından gelenlerin ve daha sonraları Adana havalisinden gelerek yerleşen "Farşa" aşiretinin mensuplarıdır.
Dazkırı'nın ismi o zamanlar "Apa" olarak adlandırılmıştır. Sonradan, bu isimlerin çokluğu ve "Polatlı" adıyla karıştığı gerekçesiyle "Dazkırı" olarak değiştirilmiştir. İlçede, eski devirlerde Lidyalılar, Hititler, Eski Yunanlılar, Romalılar ve Bizanslılar hakimiyet kurmuşlardır. Bugün meydana çıkan eserlerde bu milletlere ait pek çok tarihî eserler bulunmaktadır.
İlçe, güneydoğusundan, Dinar ve Evciler ilçeleri, güneyinden Başmakçı, güneybatısından Denizli/Çardak ilçesi ve Maymun dağlarıyla çevrilidir. İlçe merkezi, 1 belde ve 15 köyden teşekkül etmiştir. Köylerin 8 adedi ovalık kesiminde, 7 adedi de orman sahası içerisinde yerleşmiştir. İlçede elektriksiz köy bulunmamaktadır. İlçenin yüzölçümü 570 km² olup, rakımı 832 m'dir. Bölge genellikle düzgün olup, ilçe arazisi doğudan batıya uzanan geniş bir vadidir. Bu vadi içerisinde Küçük yayla, Boztepeler bulunmaktadır. Bölgenin sınırları içerisinde Acıgöl mevcut olup, genel yüzölçümü 41,5 km²'dir. Bunun 20 km²'si Başmakçı ve Dazkırı ilçe sınırları içerisindedir. Ortalama derinliği 150-210 cm arasındadır.
Bölgenin iklimi yazları kurak ve sıcak, sonbaharda ılık ve yağışlıdır. Kışları az miktarda kar yağmakta ise de genellikle yağışlıdır.
İlçemizin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 14.453'tür. Bu nüfusun 6.583'ü ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe nüfusunun 14-44 yaş grubunda, okuma-yazma bilmeyenlerin oranı % 2, okuma-yazma bilenlerin oranı ise % 98'dir.
İlçe merkezi ve köylerinde toplam 12 ilköğretim okulu, 5 adet ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda toplam 2351 öğrenciye, 150 öğretmenle eğitim hizmeti verilmektedir. İlçemizde 1 Öğretmen Evi vardır. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından nakış, kilimcilik, meyvecilik, kalorifer ve bilgisayar kursları açılarak halkın ihtiyaçlarına cevap verilmektedir.
İlçede henüz bir Devlet Hastahanesi yoktur. 1996 yılında başlanan hastahane inşaatı devam etmektedir. 3 Sağlık Ocağı, 7 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Sağlık Meslek Lisesi mevcut olup, halkımıza sağlık hizmetleri verilmektedir.
İlçede 250 kişi kapasiteli 1 stadyum ve 1990 yılında Yeni Dazkırı Belediyespor ve Alkimspor kulüplerimiz, her yıl Afyonkarahisar I. Amatör Liginde ilçeler arasında düzenlenen spor müsabakalarına katılmaktadırlar. İlçe halkının % 60'ı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. İlçemiz arazilerinin 19.880 hektarı tarım arazisidir. 6000 hektarı fiilen sulanabilen bu arazilerin 11.000 hektarı sulanabilir arazidir. Arazilerin 2000 hektarı çayır-mera alanıdır. %54'ü düz toprak yapısı kumlu, tınlı ve kireçlidir. Sulu tarım arazilerinde şekerpancarı, haşhaş, fasulye, mısır, yonca, hayvan pancarı, susam, çilek, salatalık, kavun, karpuz, gibi bitkiler; elma, armut, kayısı, kiraz, ceviz, dut, ayva ve kavak gibi ağaçlar yetiştirilmektedir. Kuru tarım arazilerinde ise; buğday, arpa, nohut, mercimek, ayçiçeği, kimyon, anason, badem, vişne, erik, susam, gül yetiştirilmektedir. İlçemiz, Afyonkarahisar'da antepfıstığının yetiştirildiği tek ilçedir.
Hayvancılık ilçenin önemli geçim kaynaklarından biridir. İlçemizde, büyükbaş, küçükbaş, etlik ve yumurtalık kümes hayvancılığı da yapılmaktadır. İlçemiz merkez, kasaba ve köylerinde yaklaşık olarak 120.000 tavuk, 16.000 koyun, 6.000 keçi, 1950 adet sığır, 2 adet manda ve 130 adet at bulunmaktadır.
İlçenin merkezinde bir adet yün ipliği fabrikası, bir adet çorap fabrikası ve yorgan fabrikası, bir adet sodyum sülfat fabrikası ve bir adet de yem fabrikası mevcuttur. 15.000 işcinin çalıştığı yün ipliği fabrikasında halı ipi üretilmektedir.
Sodyum sülfat fabrikasında deterjan, kâğıt, tekstil, cam ve ilâç sanayisinde kullanılan sodyum sülfat üretilmekte, üretilen sodyum sülfatın % 80'i yurt dışına ihraç edilmektedir. Dolayısıyla ülke ekonomisine önemli miktarda döviz girdisi sağlanmaktadır.
Çorap fabrikasında günlük ortalama 900.000 çift çorap üretilerek, üretilen çorapların tamamı Fransa'ya ihraç edilmektedir.
İlçenin E-24 karayolu güzergâhı üzerinde bulunması sebebiyle, bu yol güzergâhı üzerinde bulunan Sanaos Halıcılık ve Muratköy Halıcılık İşletmelerinin tur organize eden turizm şirketleriyle anlaşarak belirli bir plân dahilinde turist taşıyan turların turistik halı evlerine gelmesi, turizmi canlandırmakta, ilçe ekonomisine katkı sağlamaktadır.
Afyonkarahisar-Denizli karayolu üzerinde il merkezine 140 km mesafededir. İlçemiz 1959 yılında ilçe olmuştur. İlçemiz kök boyalı halı dokuma ve satış reyonlarıyla dünya çapında üne kavuşmuştur. Dazkırı ilçe merkezinin bugünkü sakinleri, Anadolu Selçukluları zamanında, "Tataroğulları" adıyla bilinen Kızılırmak boylarından gelenlerin ve daha sonraları Adana havalisinden gelerek yerleşen "Farşa" aşiretinin mensuplarıdır.
Dazkırı'nın ismi o zamanlar "Apa" olarak adlandırılmıştır. Sonradan, bu isimlerin çokluğu ve "Polatlı" adıyla karıştığı gerekçesiyle "Dazkırı" olarak değiştirilmiştir. İlçede, eski devirlerde Lidyalılar, Hititler, Eski Yunanlılar, Romalılar ve Bizanslılar hakimiyet kurmuşlardır. Bugün meydana çıkan eserlerde bu milletlere ait pek çok tarihî eserler bulunmaktadır.
İlçe, güneydoğusundan, Dinar ve Evciler ilçeleri, güneyinden Başmakçı, güneybatısından Denizli/Çardak ilçesi ve Maymun dağlarıyla çevrilidir. İlçe merkezi, 1 belde ve 15 köyden teşekkül etmiştir. Köylerin 8 adedi ovalık kesiminde, 7 adedi de orman sahası içerisinde yerleşmiştir. İlçede elektriksiz köy bulunmamaktadır. İlçenin yüzölçümü 570 km² olup, rakımı 832 m'dir. Bölge genellikle düzgün olup, ilçe arazisi doğudan batıya uzanan geniş bir vadidir. Bu vadi içerisinde Küçük yayla, Boztepeler bulunmaktadır. Bölgenin sınırları içerisinde Acıgöl mevcut olup, genel yüzölçümü 41,5 km²'dir. Bunun 20 km²'si Başmakçı ve Dazkırı ilçe sınırları içerisindedir. Ortalama derinliği 150-210 cm arasındadır.
Bölgenin iklimi yazları kurak ve sıcak, sonbaharda ılık ve yağışlıdır. Kışları az miktarda kar yağmakta ise de genellikle yağışlıdır.
İlçemizin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 14.453'tür. Bu nüfusun 6.583'ü ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe nüfusunun 14-44 yaş grubunda, okuma-yazma bilmeyenlerin oranı % 2, okuma-yazma bilenlerin oranı ise % 98'dir.
İlçe merkezi ve köylerinde toplam 12 ilköğretim okulu, 5 adet ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda toplam 2351 öğrenciye, 150 öğretmenle eğitim hizmeti verilmektedir. İlçemizde 1 Öğretmen Evi vardır. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından nakış, kilimcilik, meyvecilik, kalorifer ve bilgisayar kursları açılarak halkın ihtiyaçlarına cevap verilmektedir.
İlçede henüz bir Devlet Hastahanesi yoktur. 1996 yılında başlanan hastahane inşaatı devam etmektedir. 3 Sağlık Ocağı, 7 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Sağlık Meslek Lisesi mevcut olup, halkımıza sağlık hizmetleri verilmektedir.
İlçede 250 kişi kapasiteli 1 stadyum ve 1990 yılında Yeni Dazkırı Belediyespor ve Alkimspor kulüplerimiz, her yıl Afyonkarahisar I. Amatör Liginde ilçeler arasında düzenlenen spor müsabakalarına katılmaktadırlar. İlçe halkının % 60'ı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. İlçemiz arazilerinin 19.880 hektarı tarım arazisidir. 6000 hektarı fiilen sulanabilen bu arazilerin 11.000 hektarı sulanabilir arazidir. Arazilerin 2000 hektarı çayır-mera alanıdır. %54'ü düz toprak yapısı kumlu, tınlı ve kireçlidir. Sulu tarım arazilerinde şekerpancarı, haşhaş, fasulye, mısır, yonca, hayvan pancarı, susam, çilek, salatalık, kavun, karpuz, gibi bitkiler; elma, armut, kayısı, kiraz, ceviz, dut, ayva ve kavak gibi ağaçlar yetiştirilmektedir. Kuru tarım arazilerinde ise; buğday, arpa, nohut, mercimek, ayçiçeği, kimyon, anason, badem, vişne, erik, susam, gül yetiştirilmektedir. İlçemiz, Afyonkarahisar'da antepfıstığının yetiştirildiği tek ilçedir.
Hayvancılık ilçenin önemli geçim kaynaklarından biridir. İlçemizde, büyükbaş, küçükbaş, etlik ve yumurtalık kümes hayvancılığı da yapılmaktadır. İlçemiz merkez, kasaba ve köylerinde yaklaşık olarak 120.000 tavuk, 16.000 koyun, 6.000 keçi, 1950 adet sığır, 2 adet manda ve 130 adet at bulunmaktadır.
İlçenin merkezinde bir adet yün ipliği fabrikası, bir adet çorap fabrikası ve yorgan fabrikası, bir adet sodyum sülfat fabrikası ve bir adet de yem fabrikası mevcuttur. 15.000 işcinin çalıştığı yün ipliği fabrikasında halı ipi üretilmektedir.
Sodyum sülfat fabrikasında deterjan, kâğıt, tekstil, cam ve ilâç sanayisinde kullanılan sodyum sülfat üretilmekte, üretilen sodyum sülfatın % 80'i yurt dışına ihraç edilmektedir. Dolayısıyla ülke ekonomisine önemli miktarda döviz girdisi sağlanmaktadır.
Çorap fabrikasında günlük ortalama 900.000 çift çorap üretilerek, üretilen çorapların tamamı Fransa'ya ihraç edilmektedir.
İlçenin E-24 karayolu güzergâhı üzerinde bulunması sebebiyle, bu yol güzergâhı üzerinde bulunan Sanaos Halıcılık ve Muratköy Halıcılık İşletmelerinin tur organize eden turizm şirketleriyle anlaşarak belirli bir plân dahilinde turist taşıyan turların turistik halı evlerine gelmesi, turizmi canlandırmakta, ilçe ekonomisine katkı sağlamaktadır.
ÇOBANLAR
ÇOBANLAR
Afyonkarahisar'ın 25 km doğusunda düz bir arazi üzerinde yeni kurulmuş ilçelerimizdedir Afyonkarahisar il merkezine bağlı olarak ilk defa 1956 yılında belediye teşkilatı kurulmuş, 10.09.1991 tarihinde ise fiilen ilçe teşkilatı kurulmuştur.
Yöre tarihinin Akarçay kenarındaki höyüklerle yaşıt olduğu ve eski Tunç Çağına kadar uzandığı bilinmektedir. Bugünkü Kocaöz (Feleli) köyünde antik Anabura kenti kurulmuştur. Afyonkarahisar Arkeoloji Müesinde bulunan Artemis heykeli buradan çıkarılmıştır.
İlçemiz, ilimizin doğusunda düz ve geniş bir arazi üzerinde olup, tipik Osmanlı yapısını andıran avlu evlerden müteşekkildir. İlçenin kuzeyinde Bayat, kuzeydoğusunda ise İscehisar, güneydoğusunda Çay, doğusunda Bolvadin ilçeleri vardır. Yüzölçümü 422 km²'dir.
İlçenin nüfusu 2000 nüfus sayımına göre 13.283'dir. Bunun 9.126'sı ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe merkezinde 8 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu mevcuttur. Toplam 2.279 öğrenciye, 88 öğretmen tarafından eğitim verilmektedir.
İlçe merkezinde 2 adet Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi mevcut olup, ihtiyaca cevap vermediğinden, devlet-millet işbirliğiyle hastane inşaatına başlanılmış, zemin ve birinci kat tamamlanarak çatısı kapatılmış bulunmaktadır. İlçemizde bir adet semt futbol sahası mevcuttur. Futbol takımı, merkez belediyesinin desteğiyle Afyonkarahisar I. Amatör Liginde faaliyet göstermektedir. Tarım ve hayvancılık ilçenin gelir kaynağını teşkil etmektedir.
Topraklarının büyük bir bölümü sulanan Çobanlar, Afyonkarahisar Şeker Fabrikasının pancar deposudur. Tarımcılıkta pancar ekimi ön sırayı almaktadır. Hayvancılıkta büyük ve küçük baş hayvancılığı olarak yapılmaktadır. Becerisi büyük bu küçük ilçemizde Türk otomotiv sanayisinin en ilginç aracı üretilmektedir. Su motorundan taşımacılık ve tarım işlerinde kullanılan "PATPAT" adlı römork-pikap karışımı araçlar, ilçenin küçük atölyelerinde imal edilmektedir. Ayrıca ilçede 2 adet un fabrikası mevcuttur.
Afyonkarahisar'ın 25 km doğusunda düz bir arazi üzerinde yeni kurulmuş ilçelerimizdedir Afyonkarahisar il merkezine bağlı olarak ilk defa 1956 yılında belediye teşkilatı kurulmuş, 10.09.1991 tarihinde ise fiilen ilçe teşkilatı kurulmuştur.
Yöre tarihinin Akarçay kenarındaki höyüklerle yaşıt olduğu ve eski Tunç Çağına kadar uzandığı bilinmektedir. Bugünkü Kocaöz (Feleli) köyünde antik Anabura kenti kurulmuştur. Afyonkarahisar Arkeoloji Müesinde bulunan Artemis heykeli buradan çıkarılmıştır.
İlçemiz, ilimizin doğusunda düz ve geniş bir arazi üzerinde olup, tipik Osmanlı yapısını andıran avlu evlerden müteşekkildir. İlçenin kuzeyinde Bayat, kuzeydoğusunda ise İscehisar, güneydoğusunda Çay, doğusunda Bolvadin ilçeleri vardır. Yüzölçümü 422 km²'dir.
İlçenin nüfusu 2000 nüfus sayımına göre 13.283'dir. Bunun 9.126'sı ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe merkezinde 8 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu mevcuttur. Toplam 2.279 öğrenciye, 88 öğretmen tarafından eğitim verilmektedir.
İlçe merkezinde 2 adet Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi mevcut olup, ihtiyaca cevap vermediğinden, devlet-millet işbirliğiyle hastane inşaatına başlanılmış, zemin ve birinci kat tamamlanarak çatısı kapatılmış bulunmaktadır. İlçemizde bir adet semt futbol sahası mevcuttur. Futbol takımı, merkez belediyesinin desteğiyle Afyonkarahisar I. Amatör Liginde faaliyet göstermektedir. Tarım ve hayvancılık ilçenin gelir kaynağını teşkil etmektedir.
Topraklarının büyük bir bölümü sulanan Çobanlar, Afyonkarahisar Şeker Fabrikasının pancar deposudur. Tarımcılıkta pancar ekimi ön sırayı almaktadır. Hayvancılıkta büyük ve küçük baş hayvancılığı olarak yapılmaktadır. Becerisi büyük bu küçük ilçemizde Türk otomotiv sanayisinin en ilginç aracı üretilmektedir. Su motorundan taşımacılık ve tarım işlerinde kullanılan "PATPAT" adlı römork-pikap karışımı araçlar, ilçenin küçük atölyelerinde imal edilmektedir. Ayrıca ilçede 2 adet un fabrikası mevcuttur.
BOLVADİN
BOLVADİN
Afyonkarahisar-Konya karayolunda 13. km içeride Antik Kral Yolu üzerinde ve Eber Gölü kenarında kurulmuş Afyonkarahisar'ın Merkez ilçeden sonra en büyük ilçelerindendir. İl merkezine uzaklığına 61. km dir. Tarım, ticaret, giyim ve toprak sanayi üzerinde gelişmiştir. Kendi adınıtaşyan geniş ovasında ayçiçeği, haşhaş ve şekerpancarı yetiştirilmekte, hayvancılıkla birlikte kendi sanayisine altyapı oluşturmakta olup, hızlı bir gelişim içindedir. Türkiye'de tek olan Alkoloid fabrikasıda ilçeye hareketlilik kazandırmıştır.Eber Gölü, Heybeli Kaplıcası,Horan Parkı en önemli gezi ve dinlenme yerleridir.Son yıllarda büyük oranda kirlenen Eber Gölü; sazlığıyla, yüzen adacıklarıyla (Kopak) su ve balık avcılığıyla adını dış ülkelere kadar duyurmuştur.
Gölden elde edilen kamış SEKA fabrikasında işlenir. Sanayinin gelişimiyle kındıra ve sazlardan Berdi yastığı, sepet, sele, hasır örmeciliği azalmıştır. Toprak çanak çömlek yapımcılığı, halı ödüllendirilmekte, Bolvadin'i tanıtma etkinliklerine ağırlıkta yer verilmektedir.
TARİHÇESİ
Anadolu'nun Türklerce vatan yapılmasından önce Etiler (Hititler), Frigler, Lidler, Persler ve Makedonya krallıklar döneminde bazen yerleşim yeri, bazende geçitlere sahne olmuştur.
Hititler devrindeki Kral Yolu'nun Bolvadin'den geçmesi, dört bin yıl öncesinde bile bu yer, insanların yaşadığı bölge konumundadır.
Çok daha öncelerde Bolvadin'de insanların yaşadığı bilinmektedir. Bunun tarihi 10 bin yıl öncesine dayandıranlar vardır. Şurası bir gerçektir ki, tarihi geçmişi çok eskilere dayanan Bolvadin, Romalılar (Bizans) döneminde kaza merkezi olmuştur. Roma Kralı Hadrianus Polybotum (Bolvadin); ziyaret etmesinden sonra önemi daha çok artan Bolvadin çarşıları, bağ ve bahçeleri, Eber Gölü ve Akarçay ile tarihi literatürde adından bahsettirmiştir. Kral adına üç çeşit sikkeler bastırılmış ve heykeli dikilmiştir. (Bu heykelin kaidesi Bolvadin Belediye Müzesinde, iki heykelde Bursa Müzesindedir.)
Orta Asya'da kabına sığmayan Türklerin İran yoluyla Anadolu'ya gelmeleri Tuğrul Bey ve Sultan Alparslan yönetimlerinde daha da geniş çaplı olmaya başlar. Bilhassa Emir Afişini 1068'de Torosları geçerek orta Anadolu'ya girer. Bizanslarla Anadolu Selçukluları arasında mücadeleler başlar. Anadolu'nun önemli anayolları üzerinde bulunan Bolvadin, bir çok savaşlara sahne olur. Melikşah'ın Komutanı Emir Merkülek ile Bizans İmparatoru Aleksi Kommen arasında Bolvadin ovasında 1107 Bolvadin savaşı ceryan eder ve Emir Merkülek İstanbul yolunu haçlılara kapatır. Bizans ordusunu batıya çeker, yapılan Bolvadin Antlaşmasıyla Bizansların bu bölgelere dönmesi mümkün olmadığı için Anadolu'nun müslümanlaşması ve Türkleşmesinde bu antlaşmanın önemi büyüktür. Anadolu Selçuklu devletinin son zamanlarında tarihe “cimri” olayı olarak geçen hesaplaşma ilçemize bağlı Kemerkaya kasabasında geçmiştir. Bu olaydan sonra Afyonkarahisar ve Bolvadin civarı Sahip Ata oğullarına verilmiştir.
Eşrefoğulları Beyliği döneminde Mehmet Bey tarafından Bolvadin ve Çay bu beyliğe geçmiştir. Bu dönemin en önemli belgesi Çarşı Camii'nin giriş kapısında bulunan altı satırlık kitabedir. Mermer üzerine işlenmiş kitabede “Mübareiziddin Mehmet Bin Süleyman Bey'in buyruğu ile önde gelen Ziyaeddin Şikari tarafından Hicri 720 Rebiül Ahir ortalarına doğru bir İmaret yapılmış.” İbaresi yazılıdır. Görülüyor ki, Selçuklular ve beylikler dönemlerinde Bolvadin önemli yerleşim merkezi özelliğini korumaktadır.
Bolvadin I. Murat Döneminde Osmanlı idaresine girmiştir. Kaza merkezi Statüsü Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferine çıkmasın da ordunun güzergahı Bolvadin köprüsünden geçmekte olduğu ve zorluk çekildiği Haydar Çelebi'nin Rüznamesinde belirtir. Hatta Söğütlüdere ve Selami aleyk konaklarında yazılmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman devrinde, Kanuninin karısı tesiriyle sadrazamlığa Rüstem Paşa getirilir. Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa ağzından sahte mektuplar yazarak ağzını mühürleyerek Kanuni aleyhine Şah Tamas'a göndermek ister. Padişah bu mektupları ele geçirerek Rüstem Paşa'nın oyununu bozar ve 1553 de ordusuyla Anadolu'ya yönelir. Şehzade Mustafa babasından önce Bolvadin'e gelerek babasını karşılar. Kanuni bir müddet Bolvadin de kaldıktan sonra Konya'ya gider.
Afyonkarahisar-Konya karayolunda 13. km içeride Antik Kral Yolu üzerinde ve Eber Gölü kenarında kurulmuş Afyonkarahisar'ın Merkez ilçeden sonra en büyük ilçelerindendir. İl merkezine uzaklığına 61. km dir. Tarım, ticaret, giyim ve toprak sanayi üzerinde gelişmiştir. Kendi adınıtaşyan geniş ovasında ayçiçeği, haşhaş ve şekerpancarı yetiştirilmekte, hayvancılıkla birlikte kendi sanayisine altyapı oluşturmakta olup, hızlı bir gelişim içindedir. Türkiye'de tek olan Alkoloid fabrikasıda ilçeye hareketlilik kazandırmıştır.Eber Gölü, Heybeli Kaplıcası,Horan Parkı en önemli gezi ve dinlenme yerleridir.Son yıllarda büyük oranda kirlenen Eber Gölü; sazlığıyla, yüzen adacıklarıyla (Kopak) su ve balık avcılığıyla adını dış ülkelere kadar duyurmuştur.
Gölden elde edilen kamış SEKA fabrikasında işlenir. Sanayinin gelişimiyle kındıra ve sazlardan Berdi yastığı, sepet, sele, hasır örmeciliği azalmıştır. Toprak çanak çömlek yapımcılığı, halı ödüllendirilmekte, Bolvadin'i tanıtma etkinliklerine ağırlıkta yer verilmektedir.
TARİHÇESİ
Anadolu'nun Türklerce vatan yapılmasından önce Etiler (Hititler), Frigler, Lidler, Persler ve Makedonya krallıklar döneminde bazen yerleşim yeri, bazende geçitlere sahne olmuştur.
Hititler devrindeki Kral Yolu'nun Bolvadin'den geçmesi, dört bin yıl öncesinde bile bu yer, insanların yaşadığı bölge konumundadır.
Çok daha öncelerde Bolvadin'de insanların yaşadığı bilinmektedir. Bunun tarihi 10 bin yıl öncesine dayandıranlar vardır. Şurası bir gerçektir ki, tarihi geçmişi çok eskilere dayanan Bolvadin, Romalılar (Bizans) döneminde kaza merkezi olmuştur. Roma Kralı Hadrianus Polybotum (Bolvadin); ziyaret etmesinden sonra önemi daha çok artan Bolvadin çarşıları, bağ ve bahçeleri, Eber Gölü ve Akarçay ile tarihi literatürde adından bahsettirmiştir. Kral adına üç çeşit sikkeler bastırılmış ve heykeli dikilmiştir. (Bu heykelin kaidesi Bolvadin Belediye Müzesinde, iki heykelde Bursa Müzesindedir.)
Orta Asya'da kabına sığmayan Türklerin İran yoluyla Anadolu'ya gelmeleri Tuğrul Bey ve Sultan Alparslan yönetimlerinde daha da geniş çaplı olmaya başlar. Bilhassa Emir Afişini 1068'de Torosları geçerek orta Anadolu'ya girer. Bizanslarla Anadolu Selçukluları arasında mücadeleler başlar. Anadolu'nun önemli anayolları üzerinde bulunan Bolvadin, bir çok savaşlara sahne olur. Melikşah'ın Komutanı Emir Merkülek ile Bizans İmparatoru Aleksi Kommen arasında Bolvadin ovasında 1107 Bolvadin savaşı ceryan eder ve Emir Merkülek İstanbul yolunu haçlılara kapatır. Bizans ordusunu batıya çeker, yapılan Bolvadin Antlaşmasıyla Bizansların bu bölgelere dönmesi mümkün olmadığı için Anadolu'nun müslümanlaşması ve Türkleşmesinde bu antlaşmanın önemi büyüktür. Anadolu Selçuklu devletinin son zamanlarında tarihe “cimri” olayı olarak geçen hesaplaşma ilçemize bağlı Kemerkaya kasabasında geçmiştir. Bu olaydan sonra Afyonkarahisar ve Bolvadin civarı Sahip Ata oğullarına verilmiştir.
Eşrefoğulları Beyliği döneminde Mehmet Bey tarafından Bolvadin ve Çay bu beyliğe geçmiştir. Bu dönemin en önemli belgesi Çarşı Camii'nin giriş kapısında bulunan altı satırlık kitabedir. Mermer üzerine işlenmiş kitabede “Mübareiziddin Mehmet Bin Süleyman Bey'in buyruğu ile önde gelen Ziyaeddin Şikari tarafından Hicri 720 Rebiül Ahir ortalarına doğru bir İmaret yapılmış.” İbaresi yazılıdır. Görülüyor ki, Selçuklular ve beylikler dönemlerinde Bolvadin önemli yerleşim merkezi özelliğini korumaktadır.
Bolvadin I. Murat Döneminde Osmanlı idaresine girmiştir. Kaza merkezi Statüsü Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferine çıkmasın da ordunun güzergahı Bolvadin köprüsünden geçmekte olduğu ve zorluk çekildiği Haydar Çelebi'nin Rüznamesinde belirtir. Hatta Söğütlüdere ve Selami aleyk konaklarında yazılmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman devrinde, Kanuninin karısı tesiriyle sadrazamlığa Rüstem Paşa getirilir. Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa ağzından sahte mektuplar yazarak ağzını mühürleyerek Kanuni aleyhine Şah Tamas'a göndermek ister. Padişah bu mektupları ele geçirerek Rüstem Paşa'nın oyununu bozar ve 1553 de ordusuyla Anadolu'ya yönelir. Şehzade Mustafa babasından önce Bolvadin'e gelerek babasını karşılar. Kanuni bir müddet Bolvadin de kaldıktan sonra Konya'ya gider.
ÇAY
ÇAY
Afyonkarahisar-Konya karayolu üzerinde, il merkezine 48 km uzaklıkta bulunan ilçemiz, 1958 yılında kurulmuştur. Eber Gölü, Karamık sazlığı arasında Sultan dağlarına yaslanmış yeşillikler içinde şirin bir ilçemizdir. İlk kuruluşuna ait bilgi ve belgelerine henüz rastlanmayan Çay ilçesinin geçmişi milâttan önceye dayanmaktadır. Eski Tunç Çağına kadar uzanan tarihi içinde Mısır, Suriye, Trakya krallarının birleşik ordusu ile Gelene kralı Antigon arasındaki İpsos meydan savaşına(M.Ö. 301) ev sahipliği yapmasıyla ünlenmiş, doğu-batı, kuzey-güney doğrultulu antik yolların kavşak noktası olmuştur.
Selçuklu Türklerinin Anadolu'yu fethi sırasında Bekçioğlu Emir Afşin, Orta Anadolu'da Amerra(Emirdağ) önlerine kadar gelmiştir. Bölgenin ne şekilde kimler tarafından fethedildiğini bildiren kayıtlar olmamasına rağmen, Emir Ahmet Şah, Emir Sanduk ve Dolathankuvvetleri tarafından fethedildiği sanılmaktadır . Haçlı savaşları sırasında Haçlı ordularınca tahrip edilen şehre, 1155 yıllarında Selçuklu Devleti tarafından Oğuz Türkleri yerleştirilmiş, adı da "Çay Değirmeni" olarak değiştirilmiştir. Selçuklu Sultanı III. Gıyasettin Keyhüsrev öldükten sonra bölge, önce Eşrefoğullarına ve Sahipataoğullarına, daha sonra ise Germiyanoğullarına geçmiştir. Germiyan Beyi I. Yakup samimi bir Osmanlı dostu olup, beyliğini vasiyet yoluyla II. Murat'a bırakmış ve böylece Osmanlıların eline geçmiştir.
2 Nisan 1921 günü Yunan ordusunca işgal edien Çay ilçemiz, bir gün sonra, 3 Nisan 1921 günü ordumuzca geri alınmıştır. Daha sonra 21 Ağustos 1921 günü Yunan ordusunca ikinci kez işgal edilen ilçemiz, 35 gün sonra şanlı ordumuzca 24 Eylül 1921 günü tekrar kurtarılmıştır.
İç Ege bölgesinde; Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği güzergâh üzerinde yer alan Çay ilçesi, bağlı olduğu Afyonkarahisar ilinin doğusunda, Sultandağlarının kuzey eteklerinde kurulmuştur. İdarî sınırlar olarak doğuda Sultandağı, güneyde Yalvaç, batıda Şuhut ve Afyonkarahisar, kuzeyde Bolvadin'le çevrilidir. Geniş ve düz alanları ile ova görünümünde olan Çay ilçesi, aslında 1010 metrelik rakımı ile İç Anadolu plâtosu karakterini taşır. İlçenin eteklerine yeleşmiş olduğu Sultandağları ilçenin yegâne dağlık alanı olup, bir silsile üzerinde yer alan 2610 m rakımlı Gelincikana Tepesi, 2519 metre rakımlı Toprak Tepe ve 2063 metre rakımlı Kırkkaya Tepe yörenin en yüksek noktalarını oluşturmaktadır. Geniş bir ova görünümünde olan zemini III(Neojen). ve IV. zamanların alüvyon topraklarından oluşmuştur.
Arazisinin %20'sine varan bölümü (yaklaşık olarak 16.243 hektar) göl ve bataklıklarla kaplıdır. Bozan ve Karakuş dağlarından inen sularla beslenen Karamık bataklığı denizden 1000 m yüksekliktedir. İlçenin kuzey doğusundaki Eber Gölü denizden 967 m yükseklikte olup 125 km²'lik bir alanı kaplamaktadır. İlçe, iklim bakımından İç Anadolu'ya uyum gösteren tipik kara iklimi özelliklerine sahiptir. Yazları sıcak, kışları sert ve soğuktur.
İlçenin nüfusu 2000 nüfus sayımına göre 49.981' dir. Bunun 20.111'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü 790 km2'dir.
İlçede 27 ilköğretim okulu, 7 ortaöğretim, mevcut olup toplam 6701 öğrenciye 356 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ilçe halkının istekleri doğrultusunda kurslar açarak hizmet vermektedir. Ayrıca AKÜ'ye bağlı 1 Meslek Yüksek Okulu bulunmakta olup, 484 öğrenci ve 7 öğretim görevlisi bulunmaktadır.
İlçemizde 100 yataklı Devlet Hastanesi, 14 Sağlık Ocağı, 5 Sağlık Evi, 1 Sağlık Meslek Lisesi bulunmakta olup halkımıza sağlık hizmeti verilmektedir. İlçe yüzölçümünün %18'ini teşkil eden 14.509 hektarlık saha çayır ve merayla, % 6,84'ünü oluşturan 5.598 hektarlık alan ormanlarla kaplıdır. Bu ormalık alanlarda ardıç, meşe, çam ve çalı gibi ağaçlar bulunmaktadır.
Toplam arazinin %48'ni oluşturan 39.338 hektarlık kısmı tarla arazisi olup, çok büyük bölümü sulanabilir durumdadır. 400 hektarlık bağ ve bahçe arazisine sahip olan ilçede hububat, şekerpancarı, haşhaş, fasulye, patates, ayçiçeği, muhtelif sebze ve büyük ölçüde meyve (vişne, kiraz, elma) yetiştirilmektedir. Karamık ve Eber Göllerinden kesilerek SEKA'da işlenen kamış ve meyvacılık önemli yer tutar.
Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinin kesiştiği noktada kurulan şirin ilçemizin geçmişi oldukça eskiye dayanmakla birlikte tarihî eser sayısı azdır.
Ağaçlandırma çalışmaları, ilçeyi, "Yeşil Çay"denilerek güzelleştirmiştir.Tabiî güzellikleri arasında Eber ve Karamık Gölleri bulunmakta olup, bu göllerde balık avcılığı (sazan, turna) ve çeşitli kuş avcılığı yapılmaktadır. Bunlardan hariç Çağlayan Parkı ve Şelâlesi, Kanlı Yer Kavaklığı çevrede tercih edilen mesire yerleridir. Görülebilecek tarihi eserleri ise Selçuklulardan kalma Taş Camiî ve Kervansaray, önemli tarihî eserleridir. İlçede her yıl Temmuz ayı içerisinde Vişne Festivali yapılmakta, üreticiler ödüllendirilmektedir.
Afyonkarahisar-Konya karayolu üzerinde, il merkezine 48 km uzaklıkta bulunan ilçemiz, 1958 yılında kurulmuştur. Eber Gölü, Karamık sazlığı arasında Sultan dağlarına yaslanmış yeşillikler içinde şirin bir ilçemizdir. İlk kuruluşuna ait bilgi ve belgelerine henüz rastlanmayan Çay ilçesinin geçmişi milâttan önceye dayanmaktadır. Eski Tunç Çağına kadar uzanan tarihi içinde Mısır, Suriye, Trakya krallarının birleşik ordusu ile Gelene kralı Antigon arasındaki İpsos meydan savaşına(M.Ö. 301) ev sahipliği yapmasıyla ünlenmiş, doğu-batı, kuzey-güney doğrultulu antik yolların kavşak noktası olmuştur.
Selçuklu Türklerinin Anadolu'yu fethi sırasında Bekçioğlu Emir Afşin, Orta Anadolu'da Amerra(Emirdağ) önlerine kadar gelmiştir. Bölgenin ne şekilde kimler tarafından fethedildiğini bildiren kayıtlar olmamasına rağmen, Emir Ahmet Şah, Emir Sanduk ve Dolathankuvvetleri tarafından fethedildiği sanılmaktadır . Haçlı savaşları sırasında Haçlı ordularınca tahrip edilen şehre, 1155 yıllarında Selçuklu Devleti tarafından Oğuz Türkleri yerleştirilmiş, adı da "Çay Değirmeni" olarak değiştirilmiştir. Selçuklu Sultanı III. Gıyasettin Keyhüsrev öldükten sonra bölge, önce Eşrefoğullarına ve Sahipataoğullarına, daha sonra ise Germiyanoğullarına geçmiştir. Germiyan Beyi I. Yakup samimi bir Osmanlı dostu olup, beyliğini vasiyet yoluyla II. Murat'a bırakmış ve böylece Osmanlıların eline geçmiştir.
2 Nisan 1921 günü Yunan ordusunca işgal edien Çay ilçemiz, bir gün sonra, 3 Nisan 1921 günü ordumuzca geri alınmıştır. Daha sonra 21 Ağustos 1921 günü Yunan ordusunca ikinci kez işgal edilen ilçemiz, 35 gün sonra şanlı ordumuzca 24 Eylül 1921 günü tekrar kurtarılmıştır.
İç Ege bölgesinde; Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği güzergâh üzerinde yer alan Çay ilçesi, bağlı olduğu Afyonkarahisar ilinin doğusunda, Sultandağlarının kuzey eteklerinde kurulmuştur. İdarî sınırlar olarak doğuda Sultandağı, güneyde Yalvaç, batıda Şuhut ve Afyonkarahisar, kuzeyde Bolvadin'le çevrilidir. Geniş ve düz alanları ile ova görünümünde olan Çay ilçesi, aslında 1010 metrelik rakımı ile İç Anadolu plâtosu karakterini taşır. İlçenin eteklerine yeleşmiş olduğu Sultandağları ilçenin yegâne dağlık alanı olup, bir silsile üzerinde yer alan 2610 m rakımlı Gelincikana Tepesi, 2519 metre rakımlı Toprak Tepe ve 2063 metre rakımlı Kırkkaya Tepe yörenin en yüksek noktalarını oluşturmaktadır. Geniş bir ova görünümünde olan zemini III(Neojen). ve IV. zamanların alüvyon topraklarından oluşmuştur.
Arazisinin %20'sine varan bölümü (yaklaşık olarak 16.243 hektar) göl ve bataklıklarla kaplıdır. Bozan ve Karakuş dağlarından inen sularla beslenen Karamık bataklığı denizden 1000 m yüksekliktedir. İlçenin kuzey doğusundaki Eber Gölü denizden 967 m yükseklikte olup 125 km²'lik bir alanı kaplamaktadır. İlçe, iklim bakımından İç Anadolu'ya uyum gösteren tipik kara iklimi özelliklerine sahiptir. Yazları sıcak, kışları sert ve soğuktur.
İlçenin nüfusu 2000 nüfus sayımına göre 49.981' dir. Bunun 20.111'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü 790 km2'dir.
İlçede 27 ilköğretim okulu, 7 ortaöğretim, mevcut olup toplam 6701 öğrenciye 356 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ilçe halkının istekleri doğrultusunda kurslar açarak hizmet vermektedir. Ayrıca AKÜ'ye bağlı 1 Meslek Yüksek Okulu bulunmakta olup, 484 öğrenci ve 7 öğretim görevlisi bulunmaktadır.
İlçemizde 100 yataklı Devlet Hastanesi, 14 Sağlık Ocağı, 5 Sağlık Evi, 1 Sağlık Meslek Lisesi bulunmakta olup halkımıza sağlık hizmeti verilmektedir. İlçe yüzölçümünün %18'ini teşkil eden 14.509 hektarlık saha çayır ve merayla, % 6,84'ünü oluşturan 5.598 hektarlık alan ormanlarla kaplıdır. Bu ormalık alanlarda ardıç, meşe, çam ve çalı gibi ağaçlar bulunmaktadır.
Toplam arazinin %48'ni oluşturan 39.338 hektarlık kısmı tarla arazisi olup, çok büyük bölümü sulanabilir durumdadır. 400 hektarlık bağ ve bahçe arazisine sahip olan ilçede hububat, şekerpancarı, haşhaş, fasulye, patates, ayçiçeği, muhtelif sebze ve büyük ölçüde meyve (vişne, kiraz, elma) yetiştirilmektedir. Karamık ve Eber Göllerinden kesilerek SEKA'da işlenen kamış ve meyvacılık önemli yer tutar.
Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinin kesiştiği noktada kurulan şirin ilçemizin geçmişi oldukça eskiye dayanmakla birlikte tarihî eser sayısı azdır.
Ağaçlandırma çalışmaları, ilçeyi, "Yeşil Çay"denilerek güzelleştirmiştir.Tabiî güzellikleri arasında Eber ve Karamık Gölleri bulunmakta olup, bu göllerde balık avcılığı (sazan, turna) ve çeşitli kuş avcılığı yapılmaktadır. Bunlardan hariç Çağlayan Parkı ve Şelâlesi, Kanlı Yer Kavaklığı çevrede tercih edilen mesire yerleridir. Görülebilecek tarihi eserleri ise Selçuklulardan kalma Taş Camiî ve Kervansaray, önemli tarihî eserleridir. İlçede her yıl Temmuz ayı içerisinde Vişne Festivali yapılmakta, üreticiler ödüllendirilmektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)