17 Temmuz 2008 Perşembe

Beyyazı


Beyyazı, Afyonkarahisar'ın Merkez ilçesine bağlı bir beldedir. Belediye başkanı: Ahmet Ünal'dır.

Anıtkaya

Nufusu: Bugün Anıtkaya Kasabası’nda yaklaşık 450 hanede 2500 kişi yaşamaktadır. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere Anıtkaya Kasabasında nüfus artışı görülmemektedir. Bunun nedeni özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında yoğunlaşan büyük şehirlere göç hareketidir. Kasaba’dan, çoğunluğu İzmir olmak üzere Afyon ve Kütahya illerine göç yaşanmıştır. İzmir’de yaklaşık 400 hane Eğretli’nin bulunduğu tahmin edilmektedir. İklimi: İç-Batı Anadolu’nun en yüksek kesimi olan Afyonkarahisar coğrafi şartları itibarıyla İç Anadolu’nun iklim şartlarını gösterir. Bu nedenle iklim tipik karasal iklim özelliğindedir. Kışları soğuk ve sert, yazları sıcak ve kuraktır. Havasının aşırı soğukluğundan dolayı “Afyon’un havası sert, insanı mert olur.”söylemi şöhret kazanmıştır. Bitki Örtüsü: 90.000 dekar Anıtkaya arazisinin 80.000 dekar’ı kıraç tarım arazisi 10.000 dekar’ı da meradır. Dalgalı arazinin tarıma elverişli olmayan sarp ve taşlı kısımlarıyla köy sınırlarındaki bazı bölgeler kıranlarla(bozkırlarla) kaplıdır. Kasabanın batı kesiminde bulunan İl bulak dağı ise çok sık ve gür olmayan meşe ağaçlarıyla kaplıdırEğret Vadisi olarak bilinen ve dalgalı arazi tipinin görüldüğü Anıtkaya’nın deniz seviyesinden yüksekliği 1200-1500 m. arasında değişmektedir. Kasaba’nın 5 km batısında bulunan ve Kuzeyden güneye doğru uzanan İlbulakdağının zirvesini Resul Baba tepesi(1500m) oluşturmaktadır. İlbulak dağının güney ucunda bulunan Resul Baba tepesi, Afyon ovası, Sincanlı ovası, Eğret ovası ve İhsaniye ilçesi köylerinin çıplak gözle izlenebildiği stratejik bir konuma sahiptir. Resimlerin Görüntülenmesine Izin VerilmiyorResimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap-Resimlerin Görüntülenmesine Izin VerilmiyorResimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap C A M İ L E R İ :Afyon Karahisar köy ve kasabalarından 300’ü aşkını Müslüman-Türk boyları tarafından kurulmuştur. Bunlardan birisi de Anıtkaya (Eğret) kasabasıdır. Nüfusunun tamamı Türk ve müslümandır. Kasabada muhtelif tarihlerde inşa edilmiş beş camii bulunmaktadır. Resimlerin Görüntülenmesine Izin VerilmiyorResimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris YapCUMA CAMİİ: Kervansarayın arka tarafında mezarlık girişinde bulunan camidir. Türkler yolculuk yapılan güzergah üzerinde konaklama merkezleri yapmayı adet edinmişlerdir. Eğret kervansarayı da Afyon-Kütahya ve Afyon-Eskişehir yol güzergahı üzerinde bulunan konaklama merkezlerinden biridir. Konaklama merkezleri üzerinde, asli ihtiyaçları karşılamak üzere kervansaray, çeşme, hamam ve camii inşa edilmiştir. Kasabanın ilk camiiolan Cuma Camiinin vakıf camii olduğunu arşiv belgelerinden öğrenmekteyiz. Eğretkervansarayıyla aynı tarihte inşa edildiği düşünülmektedir. Ulu camiinin yapımından sonra da Cuma namazları bu camide kılındığından Cuma camii ismini almıştır. Düşman işgali sırasında tahrip olan camii bir süre hizmete kapanmıştır. Hizmete kapalı olduğu dönemde camii çatısını ayakta tutan tarihi döşemeleri zayi edilmiştir.

Afyonkarahisar Köyleri

Afyonkarahisar Köyleri

Afyonkarahisar Beldeleri

Afyonkarahisar Beldeleri

Tarım

Afyonkarahisar TarımAfyonkarahisar ilinin yüzölçümü 1.423.000 hektardır. Bu alanın 687.750,5 hektarını kültüre elverişli arazi, 735.249,5 hektarını kültüre elverişsiz arazi oluşturmaktadır. 215.558 hektarı çayır ve mera, 206.860,5 hektarı ormanlık ve fundalık, 312.831 hektarı da tarım dışı arazilerdir. İşlenen arazilerin % 68'inde kuru tarım, %32'sinde sulu tarım yapılmaktadır. Toplam alanın % 48' ni kültüre elverişli arazi, %52' sini kültüre elverişli olmayan arazi teşkil etmektedir. Sulu tarım arazisi 174.487 hektar alan, kuru tarım arazisi 513.263,5 hektar alandır. Afyonkarahisar ilinde geçim kaynağı genel olarak tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarım, öncelikle dağlar arasında yer tutan ovalarda bahçe tarımı tipindedir. Mevsimlik sebze üretimi ile birlikte meyve üretimi de büyük oranda yapılmaktadır. Sulu tarımın yapıldığı yerlerde sebze üretimi hâkimdir. Diğer yandan iklim şartlarına ve toprak özelliklerine göre tahıl üretimi de çok miktarda yapılmaktadır. Bunun yanında haşhaş, şekerpancarı, patates, ayçiçeği gibi endüstri bitkileri de yetiştirilir. Geleneksel hayvancılığın azaldığı ve buna karşılık modern hayvancılığın artmaya başladığı Afyonkarahisar'da et ve et ürünleri üretimi gelişme göstermiştir. Besi hayvancılığı kapalı mekânlarda ve hemen her ilçede olmak üzere, merkez ve çevresinde yoğun bir biçimde yapılmaktadır. Tavukçuluk ve buna dayalı yumurta üretimi fazla miktarda yapılmaktadır. Yumurta borsası Afyonkarahisar'da belirlenmektedir. Hayvancılık alanında Afyonkarahisar, komşu illere göre daha yüksek bir potansiyele sahiptir. Süt sığırcılığı, küçük ve büyük baş hayvancılık, arıcılık ve tavukçuluk yapılmaktadır.

Tarihi

Afyon’un ilk sahipleri Hititlerdir. Pekçok höyüklerde Hititlere ait tarihi zenginlikler ortaya çıkarılmıştır. Afyon kalesini yapan Hitit imparatoru “Mürsil”dir. Hititlerden sonra Sakarya boylarında hüküm süren Frikler (Frikyalılar) Afyon’a sahib oldular. Frikyalılar bu şehre “Sineda” ismini vermişlerdir. Afyon müzesi, Hitit ve Frikyalılara ait eserler bakımından en zengin olanıdır. Frikyalılardan sonra Lidlar (Lidyalılar) bu bölgeye sahib oldular. M. Ö. altıncı asırda Perslerin eline geçti. M.S. 4. asırda Makedonya Kralı Büyük İskender’in istilasına uğradı. Bunun ölümünden sonra Selevkosların, sonra da Bergama Krallığının eline geçti. M.S. 2. asırda Bergama Krallığı ile birlikte Roma İmparatorluğuna katıldı. Roma İmparatorluğu M.S. 395 senesinde ikiye ayrılınca burası Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğunun elinde kaldı. Müslüman Araplar ve İranlı Sasaniler Afyon’a kadar geldiler. Müslümanların meşhur kahramanlarından Battal Gazi’nin Afyon’da Bizanslılarla savaşırken 739 senesinde şehid olduğu rivayet edilmektedir. Bizanslılar, Afyon’a "yüksek kale” manasına gelen Akronium (Akroenos) ismini verdiler 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu Fatihi ve Anadolu’daki Türk devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah bütün Anadolu gibi Afyon’u da feth etti. 1146’da Birinci Kılıçarslan, Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’u Bolvadin civarında yendi. Birinci Haçlı Seferinde haçlı orduları Afyon’u geri aldılar. Afyon şehri civarında Türklerle Bizanslılar arasında büyük ve kanlı savaşlar oldu. Selçuklular, Afyon’u Bizanslılardan yeniden aldılar. Selçuklu sultanı Alaeddin, Afyon şehrini imar ettirdi. Devlet hazinesi burada saklandı. Bu sebepten Selçuklu devrinde, Afyon’un bir ismi de “Hisar-ı Devlet”, Devlet hazinesinin saklandığı hisar olmuştur. Moğolların Anadolu genel valisi Timurtaş, taht şehri Konya'yı işgalden sonra Afyon’u kuşatmış, fakat Selçuklu veziri Sahib Ata şehri teslim etmemiştir. On üçüncü asrın ikinci yarısında Sahib Ata Fahreddin Ali Bey, oğul ve torunları da asrın sonuna kadar Afyon valiliği yaptılar. Şehir sonra Germiyan Beyliğine geçti. 1390 senesinde Sultan Yıldırım Bayezid Han, Afyon’u Osmanlı Devletine kattı. 1402’de Timur Han burasını yeniden Germiyan Beyliğine verdi. Germiyanoğlu Yakub Beyin ölümü ve vasiyeti üzerine Afyon, Osmanlı toprağı oldu. 1451’de Kütahya’da bulunan Anadolu Beylerbeyliği’ne (eyaletine) bağlanarak, Karahisar-ı Sahib Sancağı ismini almıştır. 1685’te Hüdavendigar (Bursa) vilayetine bağlı sancak, Tanzimattan sonra Kütahya’ya bağlı bir ilçe olmuştur. 1914’te bağımsız sancak olan Afyon, Cumhuriyet devrinde Afyonkarahisar ismiyle il olmuştur. Osmanlı devrinde yolların birleştiği ve ikmallerin yapıldığı bir üs olarak kullanılmıştır. On yedinci asırda Celali isyanları, on dokuzuncu asırda Anadolu’nun an’anevi sanayiinin yıkılışı ile Afyon geriledi. 1833’te Kavalalı Mehmed Ali Paşanın birkaç ay işgalinde kaldı. 28 Mart 1921’de şehri Yunanlılar işgal etti. Sonra 7 Nisan 1921’de geri çekilip 13 Temmuz 1921’de yeniden aldılar. Türk İstiklal Harbinin dönüm noktası olan Başkomutanlık Meydan Savaşı, Afyon’da cerayan etti. 27 Ağustos 1922’de, Afyon yeniden hakiki sahipleri olan Türklerin eline geçti... Yunanlılar 1 sene 25 gün süren işgallerinde Afyon’u aşırı derecede tahrib ettiler. 27 Ağustos’ta Afyon’un kurtuluş törenleri, 30 Ağustos Zafer Bayramında ise Dumlupınar’da törenler yapılır.

Tarihi

Afyonkarahisar Tarihi
Afyonkarahisar adını M.Ö. 1340’lı yıllarda Hititler tarafından yaptırılan ve bugüne kadar ününü sürdüren kale ve yaklaşık 2300 yıldır ekimi yapılan haşhaş bitkisinden almıştır.


Afyon, haşhaş bitkisinin tıpta ilaç yapılışında kullanılan uyuşturucu özsuyu dur. Latince’den Opium, Yunanca’da Opion denilen Afyon (haşhaş) bitkisi Afyonkarahisar’da Helenistik dönemden beri ekilmek tedir. Latince özsu anlamına gelen Opium, zamanla yazılış ve söyleyişte değişikliğe uğrayarak Ofium, Afiom, Afion ve Afyon ol muştur.
Hitit kralı II.Mürşil’in Arzava seferi sırasında (M.Ö. 1344) askerlerine sığınak olarak yaptırdığı Hapanova Kalesi (Yüksek Tepe Þehri)’nin Afyonkarahisar Kalesi’ne yerini verdiğine kuşku yoktur.Frigler döneminde Hapanova Kalesi’nin eteklerine bir köy olarak kurulan şehrin bilinen klasik çağlardaki en eski adının Akronio olduğu sanılmaktadır. Eski Yunanca metinlerde şehrin adı böyle geçmektedir. Romalılar devrinde bu gerek paralar üstünde ve gerek Latince kitabelerde ve diğer kaynaklarda Akroniom şeklinde yazıldığı anlaşılmaktadır. Akrones, Akroenos Latince şeklinin halk arasında ve daha sonra Bizanslılar devrindeki bozulmuş, değiştirilmiş şeklidir.
Selçuklular zamanında Sultan 1.Mesut’un emri ile Akronium Kalesi’nin eteklerine Karaşar Türkleri’nin yerleştirilmesinden (11471157) sonra kaleye önem verilmiş ve onarımı yapılarak Devlet Karahisarı anlamına gelen Karahisari Devle adı verilmiştir. Kaleye Karahisar (Kara Kale) adının bazalt ve trakit kayalar üzerinde bulunuşu ve heybetli kara görünüşünden dolayı verildiği genelde kabul edilmekle birlikte, Kalenin eteklerine yerleştirilen Karaşar Türkleri nedeniyle bu adın verildiği de düşünülebilir. Selçuklular döneminde devlet hazinelerinin korunduğu Karahisarı Devle daha sonra Sahipata Beyliği’nin egemenliği altına girmiş bu nedenle Karahisarısahip(Sahibin Karahisarı) adını alarak Osmanlılar döneminde bir sancak merkezi haline getirilip bu adla anılmıştır. Þeriye sicillerinde Hicri 1061, Miladi 1651 yılında “Afyonkarahisarı’na tabi Kunduzlunam karye sakinlerinden....” diye başlayan bir davadan, Karahisar’a Afyon kelimesinin ilk kez eklendiği anlaşılmaktadır. Ünlü seyyah Evliya Çelebi’de 1671’de ziyaret ettiği ve Seyahatnamesi’nde “Evsaf Kal’ayı Senkbar Þehri Afyon Karahisar” olarak nitelendirdiği Afyonkarahisardan’dan “Afyon halkına galip, şehrine Karahisar Sahip derle, Defterhanei Sultanide böyle tahrir olunup, cemi evamirde dahi böyle terkin olunur” diye sözetmektedir.
Kale ve Afyon bitkisinin birleşiminden dolayı verilen Afyonkarahisar adı Cumhuriyetin kuruluşun-dan sonra da resmi kayıtlara geçmiştir. Resmi bir karar olmamakla birlikte Afyonkarahisar adı uzunluğu nedeniyle çeşitli resmi ve ticari kuruluşlarla halk tarafından yazılıştaki ve söylenişteki kolaylığın-dan dolayı Afyon olarak kısaltılmıştır. (Kaynak: Afyonkarahisar Belediyesi 1997 yılı faaliyet raporu.) Geçmişimize duyarlı siyasetçilerimiz ve yöneticilerimizin yoğun çalışmaları ile konu TBMM gündemine alınarak, İlimiz adı aslına uygun olarak geçmişte kullanıldığı şekliyle 06.01.2005 gün ve 5285 Sayılı Kanunla Resmi olarak Afyonkarahisar olarak belirlenmiştir.
İlk Yerleşimden Bugüne Afyonkarahisar Tarihi
M.Ö. 7000 yılından başlayarak günümüze kadar İlimiz sınırları içerisinde Hitit, Frig, Grek, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı gibi uygarlıklar egemen olmuş olup ilimizde yaşamış oldukları dönemlere ait birçok tarihi kalıntılar ve eserler bırakmışlardır.
Bilindiği kadarıyla ilk olarak sırasıyla Hitit egemenliğinde olan ilimiz toprakları, sonra Frigy'a ve Lidyalılar egemenliğine geçmiştir. Daha sonra M.Ö. 6 yüzyılda Pers egemenliğine geçen ilimiz topraklarını Büyük İskender fethetmiştir. Onun ölümünden sonra Selevkos ve Bergama Krallıkları'nın egemenliğine giren ilimiz toprakları, daha sonra Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.
Selçuklu Türklerinin 1071 yılında Anadolu topraklarına girmişlerdi. Fakat ilimiz toprakları ilk kez Türk egemenliğine Kutalmışoğlu Süleyman Þah'ın fethiyle girmiştir.1. Haçlı Seferi sırasındaki Hıristiyan egemenliğinden sonra Alaaddin Keykubat tarafından yeniden Türk yönetimine alınmıştır. Selçuklu Devletinin parçalanmasından sonra şehir bir süre Sahipoğulları’nın egemenliğinde kalmıştır. 1341’den sonra akrabalık ilişkileri sonucu Germiyanoğulları’nın yönetimine geçen ilimiz toprakları 1390 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ankara Savaşından(1402) sonra Moğollarca yıkılan ilimiz yeniden Germiyanoğulları’nın eline geçmiştir.1428 yılında II Yakup’un ölümüyle tekrar Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1833’te bir süre Mısırlı İbrahim Paşa’nın eline geçmiştir.
Afyonkarahisar toprakları, 1. Dünya savaşı yıllarında ilk önce pis Fransız'ların, daha sonra İtalyan birliklerinin eline geçmiştir. Data sonra bu birlikler yerlerini 17 Mart 1920'de Yunanlılara bırakmıştır. İlimiz toprakları 1 yıl 1 ay 25 gün Yunan işgali altında kalmış olup, Kurtuluş Sava şı sırasında 27 Mart–7 Nisan arasında Yunan işgalinde kaldıktan sonra boşaltılmıştır. Ancak, Yunan birlikleri 13 Temmuz 1921 de ilimizi yeniden işgal etmişlerdir. Kurtuluş savaşında var olma mücadelemiz olan ve ilk ilimiz Cephesinde başlayan BÜYÜK TAARRUZ’da,Yunan kuvvetleri bozguna uğratılmış ve ilimiz 27 Ağustos 1922’de Yunan işgalinden tamamen kurtarılmıştır. Bu tarih yani 27 Ağustos Ailimizin düşmandan kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.